post

Ceza Davasında Temyiz Dilekçesinin Önemi

Ceza davasında yargılandınız ve mahkumiyetinize hükmedildi. Hakim mahkumiyet hükmünü açıkladıktan sonra 7 gün içerisinde kararı temyiz edebileceğinizi söyledi. Avukatınız varsa duruşma çıkışında “merak etmeyin temyiz edeceğiz Yargıtay mutlaka bozar bu kararı” dedi. Veyahut karar celsesinde hazır değildiniz, avukatınız katıldı ve telefonla cezalandırılmanıza karar verildiğini ancak kararı temyiz edeceğini söyledi ya da avukat da tutmadınız, duruşmaya da gitmediniz ve durumu adresinize gelen tebligatla öğrendiniz.

Yani özetle ceza mahkemesinin sizi suçlu bulduğunu, hapis cezasına mahkum edildiğinizi ve kararı temyiz etmek suretiyle karara karşı itiraz hakkınız bulunduğunu öğrendiniz. Şaşkınlık ve korku içerisindesiniz. Önce ne yapmamanız gerektiğini söylemekle işe başlayalım. Asla ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını hafife almayın. “Yargıtay kesin bozar bu kararı gibi” cümlelere aldanmayın. Yargıtay tarafından onama kararı verilmesi halinde hapis cezası yatma riskiyle “sizin” karşılaşacağınızı ve  şuan sahip olduğunuz  zaman ve imkana sahip olmayacağınızı unutmayın. Şimdiye kadar hayatınızda göstermediğiniz kadar ciddiyet gösterin.

Peki ne yapmalısınız?

7 günlük yasal süreyi kaçırmadan hükmü temyiz ettiğinize dair süre tutum dilekçesi vererek mahkumiyetinizin kesinleşmesini engelleyin;

       Eğer hüküm avukatınızın veya sizin yüzünüze okundu ise yani karar duruşmasında avukatınız veya siz, ikinizden biri hazır bulundu ise kararın verildiği günden itibaren 7 gün içerisinde kararı temyiz edeceğinizi bildirir uygulamada süre tutum dilekçesi adı verilen (özetle; gerekçesini gerekçeli kararın tarafıma tebliğini müteakip  bildirmek üzere aleyhimde verilen mahkemeniz kararını temyiz ediyorum şeklinde basit bir dilekçedir.) dilekçeyi vererek hükmün kesinleşmesini engellemelisiniz. Eğer avukatınız bu dilekçeyi verecek ise verdiğinde sizi bilgilendirmesi, hatta mümkünse teyit almanız (mahkeme kaleminden veya alındı görerek), hatta dilekçeyi bizzat verip alındısını da alıp emin olmanız (sağlama almakta yarar var) yerinde olur. Uygulamada çok sık rastlanmasa da ceza mahkemesinin mahkumiyet kararını temyiz etmeyi (basit bir süre tutum dilekçesi vermeyi) unutan meslektaşlar görülmektedir ve böyle bir durum başınıza geldiğinde avukatınızı şikayet etseniz de mahkumiyetiniz kesinleşmiş ve temyiz hakkınız kaybolmuş olur. Bu sebeple tedbirli, hatta bu aşamada fazla titiz olmakta fayda vardır.

Eğer hala almadıysanız hayatınızı derinden etkileyebilecek dosyanın tamamından bir fotokopi alın;

       Eğer mahkumiyet hükmü verilinceye kadar; canınızı sıktığı için, birisi evde-işyerinde bulur okur da hakkımda yanlış fikre kapılır diye veyahut zaten avukat tuttum ne anlarım ben dediğiniz için dosyanızın tamamından bir fotokopi almadıysanız bir an önce alın. Mahkemeye hitaben “dosyamın fotokopisinin tarafıma verilmesini istiyorum” şeklinde yazacağınız bir dilekçe ve fotokopi masrafını ödemeniz dosyanızın fotokopisini almanız için yeterlidir.

Peki dosyanızın fotokopisini aldınız da ne oldu, ne yapacaksınız?

Eğer avukat tuttu iseniz, avukatınız sizinle ilgili bir savunma dilekçesi yazdı ise bu dosyanın içerisindedir. Yine avukatınızın duruşmalara katılıp katılmadığı, duruşmalarda savunmanız için ne gibi beyanlarda bulunduğu veya bulunmadığı, hangi delillerin toplanmasını istediği veya istemediği, dinlenen şikayetçiye ve tanıklara ne gibi sorular sorduğu veya sormadığı yine bu dosyadan, duruşma tutanaklarından anlaşılacaktır. Suçlandığınız bir olayla ilgili dosyayı okumak canınızı sıkacak olsa da dosyanızı okuyarak bilgi sahibi olmanız, eksiklik yanlışlık varsa fark edebilmeniz ve gerektiğinde müdahalede bulunabilmeniz açısından önemlidir. Eğer bir an önce ciddiyeti ele almazsanız, ilerde bu can sıkıntısı ve ihmalkarlık size pahalıya mal olabilir.

Dosyanızı okuduktan sonra eğer avukat tuttu iseniz avukatınızın duruşmalarda sizin layıkıyla temsil ettiğini ve dosyaya sunduğu dilekçeler ile savunmanızı gerektiği gibi yaptığını anladıysanız problem yoktur. Bu durumda avukatınız tarafından gerekçeli temyiz dilekçesi verildiğinde  size de e-mail veya benzeri şekilde ulaştırılmasını isteyin ve bu dilekçeyi de aynı şekilde inceleyin.

Eğer avukat tutmadı iseniz veya avukatınızın savunmasının, temyiz dilekçesinin olması gerektiği gibi olduğunu düşünmüyorsanız, bir an önce ceza hukukuna hakim ve konunun manevi ağırlığının farkında olan bir avukat edinin.

      Temyiz dilekçesinde sayfa dikkatli kullanılmalı, antet, mahkumiyet kararı içeriğinin tekrarı gibi ifadelerle ilk sayfa heba edilmemelidir. Temyiz dilekçesine yazılan temyiz sebepleri aynen alınıp neredeyse kopyala yapıştır yapılarak bozma ilamına konulabilecek nitelikte olmalıdır. Yani temyiz dilekçesine yazılan şeyi dikkate alarak Yargıtay Ceza Dairesi bozma kararı verebilmelidir.

      “Müvekkilim askerde üstün hizmet madalyası almıştır, milli sporcudur, evli üç çocukludur, hapse girerse çok mağdur olur, vergi rekortmenidir yanında yüzlerce işçi çalışmaktadır” gibi ifadeler temyizen bozma sebebi yapılamaz. Yine aynı şekilde “müvekkilim masumdur, şüpheden sanık yararlanır (böyle bir ilke vardır, ancak somutlaştırmak gerekir) suçun unsurları oluşmamıştır, mahkeme yanlış karar vermiştir, müvekkilimin beraati gerekir, olay aslında öyle değil şöyle olmuştur gibi kalıp cümlelerden ve dosyadan teyidi mümkün olmayan hususlardan ibaret temyiz dilekçesinden medet ummak anlamsızdır.

      Eğer temyiz dilekçem yeterli olmasa da nasıl olsa Yargıtay benim dosyamı günlerce didik didik edip inceleyecek haklı olduğumu görecek diye düşünüyorsanız pek iyimser bakıyorsunuz demek zorundayım. Çünkü Yargıtayın iş yükü dikkate alındığında dosyanıza ayrılacak zaman en iyi tabirle olması gerektiği kadar uzun” değildir. Yani temyiz dilekçesinde Yargıtayın aleyhinizdeki hükmü neden bozması gerektiğini hikaye anlatmadan, konsantre ve bozma sebebi yapılabilecek şekilde ifade etmelisiniz. Tabi ki avukatın yazılı ve sözlü iletişimi kuvvetli ve akıcı olmalıdır ancak avukatlık yalnızca güzel söz söyleme sanatı değildir. Olması gereken avukatlık sanılanın aksine oldukça teknik bir iştir ve bozma kararları güzel anlatımdan çok teknik detaylara (kanun maddeleri, yorumu, gerekçeleri, uygulamaları) bağlıdır.

    Ceza hukuku alanında çalışan (sadece ceza dosyaları ile ilgilenen) her avukat, vatandaşların sağlıklarından sonra en değerli varlıkları olan hürriyetlerini korumak gibi oldukça ağır bir manevi sorumluluk yüklendiğinin farkında olmalıdır. Temyiz dilekçesi gibi önemli bir dilekçeyi vermeden önce elinden gelen en iyi çalışmayı yapmak zorunda olduğunu unutmamalıdır. Sadece şu kıstas yeterlidir; ceza avukatı “dosyada mahkumiyetine hükmedilen sanık ben olsaydım veya benim kardeşim, annem, babam olsaydı bu temyiz dilekçesini gönül rahatlığıyla verirdim diyorsa, o temyiz dilekçesinin eksiği yoktur.

    Temyiz dilekçeniz eksik, hatalı, yetersiz ise Yargıtayda dosyanız hakkında karar verilinceye dek ceza hukukuna hakim bir avukattan destek alarak dosyanıza her zaman ek beyan ve savunma dilekçeleri sunabileceğinizi, aleyhinize verilen mahkumiyetin neden bozulması gerektiğini kanuna ve uygulamaya uygun şekilde açıklayabileceğinizi ve hükmün onanmasına karar verilmesi halinde dahi başvurulmasını isteyebileceğiniz olağanüstü kanun yolları olduğunu biliniz.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Yargıtayda Dosyası Olan Sanık Ne Yapmalı?

Ülkemizde temyiz incelemesi oldukça uzun sürmektedir. Aslında eğer tutuklu değilse bu sanık için büyük de bir fırsattır. Sanılanın aksine beraat kararı onanarak suçlamadan tamamen kurtulmayı veya mahkum edilip de mahkumiyet hükmünün lehine bozulmasını umut eden bir sanığın temyiz aşamasında “beklemekten başka” yapabileceği (yapması gereken) şeyler vardır.

Hakkınızdaki kararın temyiz edilmesi halinde dosyanız mahkeme tarafından önce Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilir. Yargıtay C. Başsavcılığı dosyanızı inceledikten sonra hakkınızda verilen karar ile ilgili onama – bozma – kısmen onama kısmen bozma – düzelterek onama – düşme gibi düşüncesini ifade eden yazılı mütalaa (tebliğname) ile dosyanızı karar verecek olan Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderir. Tebliğname avukatınız varsa avukatınıza, yoksa size tebliğ edilecektir. Avukatınıza sorarak, www.turkiye.gov.tr üzerinden ya da Yargıtay tebliğname sorgulama sayfasından gerekli bilgileri girerek tebliğnamenizin yazılıp yazılmadığını ve yazıldı ise içeriğini kontrol edebilirsiniz. Çünkü Yargıtay Ceza Dairesi tebliğnameyi de dikkate alarak hüküm verecektir ve eğer aleyhinize ise tebliğnameye cevap verebilir, itirazlarınızı bildirebilirsiniz.

Hüküm kesinleştikten sonra olağanüstü kanun yollarına başvurulması için önüme gelen, incelediğim pek çok dosyada suçsuz bir insanın mahkum edildiğini ve hükümlünün daha önce (en azından temyiz aşamasında) eğer konuya hakim bir ceza avukatı tarafından savunulmuş olsa beraat edeceğini veya hakkında çok az (hayat standardını etkilemeyecek) bir cezaya hükmedileceğini düşündüğüm çok olmuştur. Aynı şekilde mahkumiyet kararlarına karşı yazılan temyiz dilekçelerinin sanığın özgürlüğünün söz konusu olduğu göz ardı edilerek son derecede yetersiz, özensiz şekilde ve ceza hukukuna hakim olmayan kişilerce yazıldığına sıklıkla şahit olmaktayım. Hatta bugüne kadar gördüğüm temyiz dilekçelerinin %90’ının işin önemine uygun şekilde hazırlanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. (Şahsi görüşümdür.) Yine cezası Yargıtayda onandıktan sonra olağanüstü kanun yollarına başvuru açısından yardım talep eden pek çok müvekkilimin, önceki avukatının yazdığı temyiz dilekçesini cezası onanıncaya kadar görmediğini – okumadığını şaşkınlık içerisinde öğrenmekteyim.

Ülkemizde maalesef hukukun bir standartı yoktur. Ceza Mahkemelerinde yargılamalar veya temyiz incelemeleri çok dikkatli yapılmayabilmekte, oldukça hatalı kararlar verilebilmektedir. Örneğin 5. Ağır Ceza Mahkemesinde aynı şartlar altında bir sanık beraat ederken, 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından birebir aynı olayda başka bir sanık 10 yıl hapis cezası ile mahkum edilebilmekte, ailesinden, işinden mahrum olabilmektedir. Yine Yargıtay Ceza Dairesi başka bir dosyada fark ettiği ve bozma gerekçesi yaptığı aykırılığı sizin dosyanızda, hele avukatınız temyiz dilekçesinde usulünce yer vermedi ise göz ardı edebilmektedir

Eğer temyiz dilekçenizde uğradığınız haksızlıkları ”BOZMA GEREKÇESİ YAPILABİLECEK ŞEKİLDE profesyonelce ifade edebildiyseniz Yargıtay Ceza Dairesi aleyhinizdeki mahkumiyet kararının bozulmasına kolaylıkla karar verebilmektedir. Aksi halde mahkumiyetiniz onanarak hapse girmeniz de aynı kolaylıkla mümkündür.

Diğer yandan eğer mahkeme aşamasında beraat ettiyseniz ancak dosyanız temyiz edilerek Yargıtaya gönderildi ise nasıl olsa beraat ettim kötü bir şey olmaz diye düşünür dosyanızı takip etmez iseniz, Yargıtay ceza dairesi hakkınızdaki beraat kararını bozarsa ağır bir travma yaşayacaksınız demektir.

Yargıtayda dosyası olan sanık ne yapsın?

Ceza hukukuna hakim bir avukattan destek alarak Yargıtaydaki dosyanıza hüküm verilinceye kadar her zaman ek savunma – beyan dilekçesi göndererek temyiz-temyize cevap dilekçenizdeki eksiklikleri tamamlayabilir, mahkumiyetinizin bozulmasını veya beraatinizi gerektiren daha önce ifade edilmemiş ciddi hataları profesyonelce açıklayabilirsiniz.

Yargıtay uygulamalarına hakim bir ceza avukatından destek alın ve Yargıtaydaki dosyanıza mümkünse Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesi düzenlenmeden, mümkün değilse Yargıtay Ceza Dairesi tarafından karar verilmeden önce ciddi bir çalışma hazırlatarak sunulmasını sağlayın. Hele tebliğnamede mahkumiyetinizin onanması veya beraatinize ilişkin kararın bozulması istendi ise hiç vakit kaybetmeyin. Dosyanızı takip edin. Çünkü sonucundan yalnızca siz (ve aileniz) etkileneceksiniz.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Yargıtayda Duruşma (Mürafaa) İstemek

CEZA ALDIM. YARGITAYDA TEMYİZ İNCELEMESİNİN DURUŞMALI YAPILMASINI İSTEYEBİLİR MİYİM?

Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandınız ve 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiniz. Bu cezayı haksız yere aldığınızı, kendinizi mahkemede yeterince ifade edemediğinizi düşünüyorsunuz. Aldığınız cezayı temyiz edeceksiniz. Yargıtay Ceza Dairesinde duruşma (mürafaa) yapılırsa orada kendimi daha iyi ifade edebilirim, belki avukatım suçsuzluğumu orada anlatabilir diye düşünüyor olabilirsiniz. Gerçekten duruşma sayesinde halkın temyiz dilekçelerinin iyi incelenmediği yolundaki kuşkularının  giderileceğini yargıya güvenlerinin artacağını söylemek yanlış olmaz. Peki sanıklar hangi şartlarda temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep edebilirler? Bunun bir usulü, şekli, süresi var mıdır? Bu soruları aşağıda net olarak yanıtladım.

DURUŞMALI TEMYİZ İSTEYEBİLMEK İÇİN SANIK HAKKINDA TEK BİR SUÇTAN TAYİN EDİLEN MAHKUMİYETİN SÜRESİ 10 YIL VEYA DAHA FAZLA OLMALIDIR.

Uygulamada meslektaşların 10 yılın altında; örneğin 4 yıl 6 ay hapis cezası almış bir sanığın müdafi olarak temyiz dilekçesinin sağ üst köşesine “Mürafaa (duruşma) taleplidir” yazdıklarını ve temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını istediklerini belirttiklerini sıklıkla görmekteyim. Bu istek oldukça yanlış ve hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki; eğer sanık 10 yılın altında mahkumiyet aldı ise temyizde duruşma (mürafaa) isteyemezsiniz. Kanunda yazılı olan bu kuralı bilmiyor, dilekçenizin başına kanunen isteyemeyeceğiniz duruşma talebinizi kocaman yazıyorsanız, Yargıtay C. Savcılığının veya Yargıtay İlgili Ceza Dairesinin temyiz dilekçenizdeki bu bariz hatayı hemen fark edeceğini, daha kötüsü temyiz dilekçesi içeriğinde yer verdiğiniz diğer hususların da ciddiyetini, hukuki değerini sorgulayacaklarını bilmelisiniz. Diğer bir deyişle oldukça basit olan ve kanunda açıkça yazılı olan bu kuralı bilmiyor iseniz diğer kuralları ne kadar doğru bildiğiniz de sorgulanacaktır, temyiz dilekçenize itibar edilmesi güçleşecektir.

Hakkınızda hükmedilen ceza on yıl hapis cezasından aşağı ise 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 318. ve 5271 Sayılı CMK’nın 299. maddesi gereğince duruşmalı inceleme talebiniz reddedilecektir. Bu tespit , 5320 Sayılı Kanunun 8/1 maddesi yollaması ile 1412 Sayılı CMUK 318.mad. de de bahsedilen “ağır cezaya ilişkin hükümlerin”  CMUK 421.maddede “… ölüm, ağır hapis ve on seneden fazla hapis cezasını gerektiren cürümlere ilişkin davalar.” şeklinde tanımlanmasından ve yürürlükteki 5271 sayılı CMK’nin 299. Maddesinde; (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir. (2) Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.” şeklindeki düzenlemelerden kaynaklanmaktadır.

Vatandaşların sıklıkla ‘’yargıtayda dilekçeler okunmuyormuş’’ diye söylendiklerini duymaktayım. Peki Yargıtaya okunacak, okunmaya değer, dikkate alınacak dilekçeler gönderiyor muyuz? Önce bunu sorgulamalıyız. Yani siz yargıtayda duruşma isteme sınırından bihaberseniz yerel mahkemenin hangi kararını neye göre eleştirip temyiz sebebi yaptınız ve neyin ciddiye alınmasını bekliyorsunuz? Temyiz dilekçenizi  kanuna uygun ve titizlikle oluşturmalısınız. Feryat etmekten, iç dökmekten öteye geçmeli, yerel mahkeme hangi kanun hükmüne hangi usul maddesine ne şekilde aykırı davrandı belirtmeli, temyiz sebeplerinizi bozma sebebi olarak gösterilebilecek şekilde ifade etmelisiniz.

DURUŞMA (MÜRAFAA) İSTEMİ SÜRE TUTUM DİLEKÇESİNDE BELİRTİLMEZSE SÜRESİNDEN SONRA YAPILMIŞ SAYILIR VE DİKKATE ALINMAZ.

Ceza mahkemesinde hakkınızda mahkumiyet kararı verildi ise eğer karar celsesinde siz veya avukatınız hazır bulundu iseniz 7 gün içerisinde uygulamada süre tutum denilen temyiz dilekçesi vermelisiniz. Aksi halde mahkumiyetiniz kesinleşir. Siz (ve varsa avukatınız) hazır bulunmadı iseniz bu süre size veya varsa vekilinize gerekçeli kararın tebliği ile başlar. Sanık müdafileri (avukatları) temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebini süre tutum dilekçesinde değil daha sonra verdikleri gerekçeli temyiz dilekçesinde belirtmiş iseler, bu istek yasal süresinden sonra yapılmış sayılır ve reddedilir. Yani eğer sanık 10 yıl ve daha fazla hapis cezası aldı ise mürafaa (duruşma) talebini 7 gün içerisinde verilen süre tutum dilekçesinde belirtmelidir. Aksi halde istememiş sayılır ve sonunda Yargıtay ilamında “…Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin, yasal süreden sonra olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1 fıkrası ile CMUK’nın 318 ve CMK’nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek, temyiz incelemesi duruşmasız olarak yapılmıştır…” Şeklinde bir açıklama görürsünüz. Tabi Yargıtayın 10 yıl ve üzeri mahkumiyetlerde re’sen yani talep olmaksızın da duruşma yapabilme yetkisi vardır. Fakat Yargıtaydaki yoğun dosya akışı dikkate alındığında bu yöndeki beklentiniz fazlasıyla iyimser kalacaktır.

10 YIL VEYA DAHA FAZLA HAPİS CEZASI ALDINIZ, SÜRESİNDE DURUŞMALI TEMYİZ İSTEDİNİZ, DURUŞMA YAPILMADI ve MAHKUMİYETİNİZ ONANDI İSE NE OLUR?

Temyiz incelemesinin duruşma yoluyla gerçekleştirilmesi gerekirken, evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması , 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir. Eğer bu husus göz ardı edilerek ONAMA kararı verildi ise CMK 308 uyarınca Yargıtay C. Başsavcılığına itirazda bulunması için talepte bulunmalısınız. Bu yönde itiraz üzerine kaldırılan onama kararları mevcuttur.Örnek; “…..Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yönelik olarak kaldırılmasına, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.10.2010 gün ve 2901-6795 sayılı onama kararının kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yönelik olarak KALDIRILMASINA,
3- Duruşmalı temyiz incelemesi yapılması için dosyanın, Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.07.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.”

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Ceza Avukatının Temyiz Sebepleri

Ceza yargılamalarında Yargıtayın yerel mahkeme kararlarını bozma sebeplerinden bazıları:

1)  T.C.YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ 2009/8513 E. 2009/10756 K. ÖZETİ

a) Suçtan zarar gören vekilinin,  ….. günlü oturumda CMK.nun 237/1. maddesine uygun olarak kamu davasına katılma isteminde bulunmuş olmasına rağmen mahkemece bu konuda CMK.nun 238/3. maddesi uyarınca olumlu olumsuz bir karar verilmemesi, Devamı

post

Ceza Kararlarının Temyiz süreci

Ceza Mahkemesine temyizen gönderilen dosyanızın ne gibi aşamalardan geçtiğini aşağıda ayrıntılı olarak izah etmeye çalıştık.

1) Ceza Mahkemesinde hüküm verildikten sonra 7 gün içerisinde tarafların hükmü temyiz etme hakkı vardır. Kararın verildiği duruşmada kendisi veya vekili hazır bulunmayan (yokluğunda karar verilen) taraf için temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Devamı

post

Temyiz Dilekçesinin Önemi ve Temyiz Süreleri

Hukuk ve ceza davalarında dava aşaması sona erdikten ve nihai karar verildikten sonra öncelikle elinizdeki kararın temyiz edilebilir olmasına, kesin nitelikte olmamasına dikkat etmeniz gerekmektedir.

Eğer elinizdeki karar temyiz edilebilir nitelikte ise bir üst mahkemeye yani Yargıtay’a başvurarak bozma sebeplerinin varlığı ispat edilmelidir. Dosya kapsamında kanuni veya usuli bir yanlışlığın yapıldığı düşünülüyorsa dilekçeye bunların açıkça temyiz sebebi olarak yazılması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus dilekçeyi yazan kişinin (ki bunun konusunda uzman bir avukat olmasında büyük yarar vardır.) bozma sebeplerini çok iyi bir şekilde bilmesi ve konuya hakim olmasıdır. Devamı