post

Yağma Suçundan Verilen Onama Kararı CMK. 308 İtirazı Üzerine Kaldırıldı

 

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 27.08.2010 tarihinde Sanık … ‘nın yağma suçundan 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Kararın sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 31.03.2015 tarihinde sanığın mahkumiyetinin onanmasına karar verdi.

Onama kararından “YAKLAŞIK 3,5 AY SONRA” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.07.2015 tarih ve 234837 sayı ile ve özetle; sanığın yağmaya konu cep telefonunu arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığını, oluş şekline ve taraflar arasındaki ilişkiye göre, sanığın telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmenin mümkün olmadığını dolayısıyla yağma suçunun manevi unsurunun olayda oluşmadığını, sanık hakkında yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bu sebeple usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek  CMK’nun 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 14.07.2015 gün ve 4724-42422 sayı ile; itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göndermiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 26.01.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının KABULÜNE,Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.03.2015 gün ve 1223-38958 Sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.08.2010 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanığın eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, sanığın cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA karar vermiştir.

      Yargıtay C. Başsavcılığı’nın Yargıtay Ceza Dairelerinin onama kararlarına karşı re’sen veya istem üzerine (örneğin sanık müdafinin talebi ile) CMK 308. maddesi uyarınca itirazda bulunma hakkı vardır. Sanık lehine itirazda süre sınırı yoktur. Yani 5 yıldır hapis yatan veya 10 yıldır firari olan sanık lehine Yargıtay C. Başsavcılığınca itirazda bulunularak sanığın tahliyesi veya henüz cezaevine girmedi ise hakkında verilen onama kararı kaldırılarak cezasının infazının iptali (bila infaz iadesi) sağlanabilir.  Hatta hükümlünün hapis cezası infaz edilmiş olsa dahi mahkumiyetin adli sicil kaydına geçmesi ve tekerrüre esas alınması sebebiyle lehine itirazda bulunulması açısından sanığın halen menfaatinin bulunduğu ve Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bu durumda dahi sanık lehine CMK.308 uyarınca başvuruda bulunabileceği kabul edilmektedir.

        Kanuni dayanağı ve uygulamada yüzlerce örneği bulunan bu olağanüstü kanun yolundan bihaber olan, temyizde onamadan sonra yapılacak hiçbir şey olmadığını söyleyen birçok “hukukçu” olduğunu vatandaşlarımızdan duymaktayım. Kanunlar avukattan avukata değişmez. Bu tarz kararların artması için, titiz bir çalışma sonucu hazırlanan kaliteli başvuruların ve dolayısı ile toplumda bu kanun yolunun bilinirliğinin artması gerekmektedir. Daha fazla bilgi için diğer makalelerimizi incelemeniz tavsiye olunur.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Saldırıdan Cezası Onanan Doktor CMK. 308 İtirazı Sonucu Beraat Etti

Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesi 22.11.2007 tarihinde sanık Dr. S.D.’ın hastası olan katılan M.A.’ya karşı H. N. Hastanesi’nde genel cerrahi asistanı olarak görev yaptığı esnada cinsel saldırı suçu işlediğinden bahisle TCK. 102/1, 102/3-b maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Doktorun hapse girmesine ve mesleğinden olmasına neden olacak türdeki ceza içeren mahkumiyet hükmünün sanık avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesi 02.11.2012 tarihinde sanık Dr.. S. D.’ ın mahkumiyetinin onanmasına karar verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama kararından 6 ay kadar sonra 03.05.2013 tarihinde CMK. 308. maddesi uyarınca itirazda bulunarak neticeten sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği halde mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulundu.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden dosya kanun gereği Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildi. CMK 308. Uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu;

1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,

2) Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.11.2012 tarihli onama kararının KALDIRILMASINA,

3) Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 tarihli kararının sanığın üzerine atılı suçun sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 05.05.2015 tarihinde oy çokluğuyla karar verdi.

Eğer Yargıtay C. Başsavcılığı’nın CMK. 308 uyarınca itiraz yetkisi harekete geçirilmese idi, yıllarca emek verip tıp fakültesini bitirerek doktor olan sanığın mesleki ve ailevi hayatı KORKUNÇ bir adli bir hata yüzünden mahvolacaktı. Ceza Mahkemeleri yanlış karar verebilir, Yargıtay Ceza Daireleri de temyiz dilekçesinin yetersiz olması, dosyanın yeterince incelenmemesi veya yanılgıya dayalı olarak hatalı onama kararları verebilirler. Bugüne dek binlerce kez görülmüştür.

Peki ne yapmak gerekir?

Hakkında herhangi bir nedenle adli soruşturma başlatılan veyahut mahkemede sanık olarak yargılanmaya başlayan kişi bir an önce imkanları dahilinde edinebileceği en iyi ceza avukatı ile çalışmalıdır. (Ceza avukatı seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri belirtilen, sitemizde yer alan makaleleri incelemeniz kesinlikle faydanıza olacaktır.) Sanık olarak yargılanan kişi dava sürecinde avukatının mesleki çalışmasını, yazılı savunmalarını, duruşmalardaki performansını dikkatle değerlendirmeli, eğer profesyonelce savunulduğunu düşünmüyorsa vakit kaybetmeksizin avukatını değiştirmeli, illa mahkum edilmeyi beklememelidir. Diyelim ki kişi avukatının kendisi adına nasıl dilekçeler verdiğini, duruşmaların nasıl geçtiğini takip etmedi ve eksikliklere yerel mahkemece mahkumiyet kararı verilmesi üzerine vakıf oldu. Yerel mahkemece mahkumiyete hükmedilmesi sanık avukatının ileri sürdüğü savunmalara itibar edilmediğini gösterir ki, kanaatimce  temyiz dilekçesinin mahkemenin itibar etmediği savunmalarını özet haline getirip tekrar edecek bir avukat tarafından değil, farklı bir bakış açısıyla hareket edecek ceza hukukuna ve Yargıtay uygulamalarına vakıf olan başka bir ceza avukatı tarafından hazırlanması daha iyi olacaktır. Bu tamamen şahsi fikrimdir, uygulamada yapılan en büyük yanlışın da bu olduğunu düşünüyorum. Dava sürecinde bir takım savunmalar hazırlayan avukat temyiz dilekçesini de sadece bu savunmaları üzerine kurarak çalışmasının kapsamını genişletmeyebilir, hatta kopyala yapıştır şekilde önceki dilekçelerini özetleyerek temyiz dilekçesi haline getirebilir. Eğer dosyanızda dava sürecinde yazılan savunma dilekçesi/dilekçeleri (varsa) ile temyiz dilekçenizi yan yana koyarsanız ne demek istediğimi anlamanız çok zor olmayacaktır.

Diyelim ki temyiz dilekçenizi de yazdırdınız. Öncelikle sizin adınıza yazılan temyiz dilekçesini eğer henüz yapmadı iseniz avukatınızdan isteyin ve dikkatlice okuyun. Bu dilekçede yazılanların, teknik olarak Yargıtay tarafından bozma gerekçesi yapılabilecek şekilde (hangi uygulamanın hangi kanun maddesine aykırı olduğu gibi) hazırlandığını, mahkemenin hatalı karar verdiğini somut şekilde ortaya koyduğunu düşünüyorsanız sorun yoktur. Aksi fikirde iseniz derhal başka bir avukat edinin ve bir an önce temyiz dilekçenizdeki eksiklikleri giderecek bir çalışma hazırlatarak temyiz aşamasında dosyanıza sunulmasını sağlayın.

Tüm bu aşamaları hareketsiz geçirdiniz ve sonunda hakkınızda verilen mahkumiyet kararı Yargıtayca onandı. Eğer olağanüstü kanun yollarına müracaat edecekseniz artık aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemekten vazgeçin. 

İyi bir ceza avukatını ne kadar erken edinirseniz o kadar çok fayda görürsünüz. Çünkü bazı lehe hükümler yalnızca soruşturma aşamasında geçerlidir, aynı şekilde dava aşamasında yani hüküm verilinceye kadar kullanılabilen lehe uygulamalar vardır. Yine hakkınızda mahkumiyet kararı verilip de henüz Yargıtay tarafından onama kararı verilmemiş, mahkumiyetiniz kesinleşmemiş ise o aşamada dosyaya yapılacak bir müdahelenin etkili olma ihtimali, onama kararından sonra yapılacak olandan çok daha fazladır.  Kararınız onandı ise yukarıdaki örnekte göreceğiniz üzere her şey tamamen bitmiş değildir. Onama kararının tekrar incelenmesini sağlama imkanınız mevcuttur. Özetle bulabileceğiniz en iyi ceza avukatı ile ve mümkün olduğu kadar erken çalışın.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Uyuşturucu Madde Ticaretinden Onanan Ceza İtiraz Üzerine Bozuldu

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ’NİN ONAMA KARARI KALDIRILDI. UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİNDEN ONANAN CEZA CMK. 308 İTİRAZI ÜZERİNE BOZULDU.

Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi 30.01.2014 tarihinde sanık Cabbar G.’nin uyuşturucu madde ticareti suçundan TCK 188/3-4, 43/1, 62, 52/2, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca yedi yıl dokuz ay yirmi iki gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi 14.11.2014 tarihinde oy çokluğuyla yerel mahkemenin mahkumiyet kararının onanmasına karar verdi. Aynı zamanda Başkan Vekili olan daire üyesi Sanık hakkında TCK 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullandı ve onama kararına muhalefet etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.12.2014 tarihinde CMK 308 uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak olayda gizli soruşturmacıların 20.07.2012 tarihinde 15 TL karşılığı uyuşturucu maddeyi satın alması ile sanık hakkında atılı suçu işlediğine dair delil elde edildiğinden sanığın bu ilk eylemi sonucu yakalanması ve eylemine devam etme fırsatı verilmemesi mümkünken göreve devam edilerek sanık hakkında eylemini zincirleme olarak gerçekleştirdiğinin kabulü ile hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğu görüşü ile, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etti.

CMK. 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesi itirazı yerinde görmeyince  23.01.2015 tarihinde dosyayı nihai karar vermek üzere Yargıtay  Ceza Genel Kuruluna gönderdi.

Yargıtay Ceza Kurulu 30.06.2015 tarihinde;

1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2) Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.11.2014 tarihli onama kararının KALDIRILMASINA,

3) Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarihli hükmünün uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

Başka bir dosyada aynı gerekçe ile ve yine Yargıtay C. Başsavcılığı’nın CMK. 308 uyarınca yaptığı 05.02.2015 tarih ve 303887 sayılı itiraz üzerine; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 09.06.2015 tarihinde Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 22.12.2014 tarihli onama kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında İnegöl Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.07.2014 tarihli mahkumiyet hükmünün temyizen BOZULMASINA karar vermiştir.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Yargıtay Ceza Dairelerinde veyahut daha önce yerel mahkemede hakimlerden birisinin katılmadıkları kararlara karşı kanuni gerekçelerini de belirterek muhalefet etmeleri, karşı oy kullanmaları mümkündür. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın ne şekilde verilmiş olursa olsun (oybirliği veya oyçokluğu ile)  tüm Ceza Dairesi kararlarına karşı CMK. 308 uyarınca itiraz etme olanağı, itiraz istemi sanık lehine ise “herhangi bir süreye de tabi olmaksızın” (örneğin ceza onandıktan 10 yıl sonra veya ceza infaz edilmiş olsa bilse) her zaman mevcuttur. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın CMK 308 uyarınca hakkınızda verilen onama kararına itiraz etmesi için konuya hakim bir ceza avukatından destek alarak ciddi ve titiz bir çalışma hazırlatıp talepte bulunabilirsiniz. Yargıtay C. Savcılığı bu talep üzerine dosyayı Yerel Mahkemeden ister ve inceleme sonucunda itiraz edip etmemeye karar verir. Başvuru sonucunda olumlu veya olumsuz mutlaka bir karar verilecek, başvurunuz sonuçsuz bırakılmayacaktır. Başvuru talebinin bir ceza avukatı tarafından ciddi vakit ayrılarak ve profesyonelce hazırlanması itiraz yoluna gidilme ihtimalini en çok etkileyen etkenlerden birisidir. Hak etmediğiniz veya hak ettiğinizden fazla bir ceza almış olabilirsiniz, cezanız Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından onanmış da olabilir. Yine de kanun yollarından ümidinizi kesmeden hukuk mücadelenize devam etmeli, en azından “acaba bu yola da başvursaydım sonuç farklı olur muydu?” dememelisiniz.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Yargıtay 4. Ceza Dairesi Onama Kararını Kaldırdı

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ CMK. 308 İTİRAZI ÜZERİNE ONAMA KARARINI KALDIRDI.

Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi 05.07.2011 tarihinde Sanık S.Y.’nin Arda K.’ya karşı silahla tehdit suçu işlediğine kanaat getirerek TCK 106/2-a, maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi de 18.06.2015 tarihli kararıyla sanık S. Y. müdafiinin ileri sürdüğü temyiz nedenlerini yerinde görmediğinden bahisle mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama kararından 5 ay sonra 28/11/2015 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılarak hükmün sanık lehine bozulması talebi ile CMK. 308 uyarınca onama kararına itiraz etti.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçelerini yerinde görerek CMK.’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, daha önce verilen 18.06.2015 tarihli onama kararının KALDIRILMASINA, Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 05.07.2011 tarihli mahkumiyet hükmünün itiraz yazısına uygun olarak BOZULMASINA 21/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verdi.

Önemli Bilgi:

Yargıtay Ceza Dairelerinin onama kararına karşı “süre sınırı olmaksızın” Sanık lehine başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu mevcuttur. CMK 308 maddesi uyarınca Yargıtay C. Başsavcılığı Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen onama kararlarına itiraz ederek onama kararının kaldırılmasını, sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün temyizen bozulmasını ve neticesinde sanığın beraatine karar verilmesini veya daha az cezaya mahkum edilmesini sağlayabilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazına rağmen Yargıtay ceza dairesi onama kararında direnirse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndermek zorundadır ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı giderecek şekilde son kararı verir.

Yargıtay C. Savcılığı genellikle Sanık Müdafiinin talebi üzerine harekete geçerek CMK. 308. uyarınca inceleme yapmakta ve itirazda bulunup bulunmayacağına karar vermektedir. (CMK. 308 uyarınca itiraz yoluna başvurma konusunda Yargıtay C. Savcılığının herhangi bir başvuru olmaksızın, kendiliğinden ” de harekete geçebilme imkanı vardır. Ancak Yargıtay’daki yoğun iş yükü dikkate alınırsa onbinlerce dosya arasından dosyanıza ciddi vakit ayrılıp, mağduriyetinizin farkına varılıp itiraz sebeplerinin tespit edilerek kendiliğinden itiraz yoluna gittiğine uygulamada pek rastlanmamaktadır. Bu nedenle CMK 308’in ne olduğunu ve uygulamasını bilen (çoğu meslektaşın bu konudan bihaber olduğuna sıkça şahit olmaktayız), daha önce bu konuda başarı sağlamış bir ceza avukatının desteğinden yararlanarak aleyhinize verilen onama kararına karşı CMK 308 uyarınca itirazda bulunulması konusunda  Yargıtay C. Başsavcılığı’na müracaat edilmesi faydanıza olabilir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Sigorta Dolandırıcılığından Onanan Ceza Kaldırıldı

YARGITAY ONAMA KARARI KALDIRILDI-SİGORTA DOLANDIRICILIĞINDAN 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI KESİNLEŞEN SANIK CMK 308 İTİRAZI SONUCU BERAAT ETTİ.

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12.01.2010 tarihinde Sanık M.Ş.’nin sigorta bedelini almak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

Sanık avukatının mahkumiyet hükmünü temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesi 13.05.2014 tarihinde hükmün onanmasına karar verdi, Sanık M.Ş.’nin 2 yıl 6 ay hapis cezası bu tarih itibari ile kesinleşti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama kararından “6 ay” kadar sonra CMK’nun 308. maddesi uyarınca 05.11.2014 tarih ve 351690 sayı ile gerekçelerini de belirterek sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulundu.

CMK 308 gereğince inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.03.2015 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 13.05.2014 gün ve 17093-9421 sayılı onama kararının kaldırılmasına, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2010 tarihli mahkumiyet hükmünün sanığın atılı suçu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına, bozma nedenine göre infaza başlanılmış olması halinde sanığın cezasının infazının durdurulmasına karar verdi.

          Haksız yere veya hak ettiğinizden çok daha fazla ceza almış olabilirsiniz ve Yargıtay Ceza Dairelerinden birisi mahkumiyetinize ilişkin hükmün onanmasına karar vermiş, cezanız kesinleşmiş de olabilir. Bu aşamadan sonra yapılabilecek hiçbir şey, başvurulabilecek hiçbir kanun yolu olmadığını düşünebilirsiniz (genellikle bu konuya vakıf çok fazla hukukçu-ceza avukatı da yoktur.) Ancak hükmün kesinleşmesinden sonra da denenebilecek, harekete geçirilebilecek ve sonuç olarak yukarıdaki örnekteki gibi kesinleşen cezayı ortadan kaldırabilecek kanun yolları da mevcuttur. Daha ayrıntılı bilgi için olağanüstü kanun yollarına hakim bir ceza avukatından destek almanız tavsiye olunur.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Onama Kararı İki Kez Kaldırıldı

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİNİN ONAMA KARARI CMK. 308 İTİRAZI ÜZERİNE, FARKLI GEREKÇELERLE İKİ KEZ KALDIRILDI.

Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30.09.2009 tarihinde sanıkların kasten öldürme suçundan yirmibeşer yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildi.

Miktar itibariyle re’sen de temyize tabi olan hükmün, sanıklar müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 02.02.2011 gün tarihli kararı ile sanıkların 25 yıllık hapis cezalarının onanmasına karar verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.5.2013 gün ve 111581 sayı ile haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin onama kararının kasten öldürme suçu yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulundu.

C.M.K.’nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 04.02.2014 tarihinde sanıkların tutukluluk hallerinin devamına dair karara yapılan itirazı inceleyip tutukluluk hallerinin devamına şeklinde görüş açıklayan Hakim M. Ü.’in, Yargıtay Üyesi seçilmesinin ardından, hükmün temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi heyetinde de yer almasını ve Özel Dairenin onama kararına katılmasını C.M.K.’nun 23. maddesine aykırı görerek Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, dosyanın Yargıtay Üyesi M.Ü.’in katılımı olmaksızın oluşturulacak heyetle temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 1 Ceza Dairesine gönderilmesine karar verdi. Yargıtay Üyesi M. Ü.’in katılımı olmaksızın toplanan Yargıtay 1. Ceza Dairesi 13.05.2014 gün ve 2425-3077 sayı ile mahkumiyet hükmünün aynı şekilde onanmasına karar verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.06.2014 gün ve 111581 sayı ile itiraz gerekçelerini tek tek sıraladıktan sonra sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesiyle CMK 308. uyarınca tekrar itiraz kanun yoluna başvurdu.

C.M.K.’nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Ceza Genel Kurulu sanıkların kasten öldürme suçundan yirmibeş yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair hükme yönelik müdafilerinin yasal süresinde verdiği dilekçesinde duruşmalı inceleme isteminde bulunması karşısında, temyiz incelemesinin duruşma açılarak gerçekleştirilmesi gerekirken, evrak üzerinden yapılarak karar verilmek suretiyle sanıkların savunma hakkının sınırlandığı gerekçesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.05.2014 tarihli onama kararının kaldırılmasına karar verdi.

Yargıtay C. Savcılığı herhangi bir süre sınırı olmaksızın Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarına karşı CMK 308 uyarınca sanık lehine itirazda bulunabilir. Sanık müdafi de ayrıntılı bir çalışma hazırlayarak Yargıtay C. Başsavcılığını onama kararına karşı itirazda bulunması için harekete geçirebilir. Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin Yargıtay Ceza Dairesi kararının kaldırılmasında Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından yüzlerce değişik gerekçe gösterilebilir. Ceza hukuku oldukça kapsamlı ve sürekli güncellenen okumayı, araştırmayı dikkatli incelemeyi gerektiren bir hukuk dalıdır. Ceza dosyalarınızda hakkınızda verilen hüküm onansa dahi mutlaka konuya hakim bir ceza avukatından destek almanız tavsiye olunur.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Fazla Ceza Verilmesi Sebebiyle Onama Kararının Kaldırılması

FAZLA CEZA VERİLDİĞİNİ GÖZARDI EDEN ONAMA KARARI CMK 308 İTİRAZI ÜZERİNE KALDIRILDI.

Tokat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21.02.2012 tarafından Sanık U.Ö. hakkında kasten yaralama suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 31.03.2014 tarihinde onama kararı verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama kararından 6 ay kadar sonra 23.09.2014 gün ve 266885 sayı ile gerekçelerini de belirterek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinin yasaya aykırı olduğu görüşüyle CMK 308 uyarınca onama kararının kaldırılması için itiraz kanun yoluna başvurdu.

CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.04.2015 tarihinde sanık hakkında temel ceza belirlenirken en üst oranda 3 yıl hapis cezası tayin edilmesinin adalet, hak ve nesafet kuralları ve “orantılılık” ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31.03.2014 tarihli onama kararının kaldırılmasına, Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2012 tarihli mahkumiyet hükmünün sanık hakkında kasten yaralama suçundan temel hürriyeti bağlayıcı cezanın, işlenen fiil ile orantılı olmayacak şekilde en üst oranda belirlenmesi isabetsizliğinden bozulmasına, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın kabul edilerek Özel Daire onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme hükmünün bozulmuş olması nedeniyle cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, sanık başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA karar verdi.

Yargıtay onama kararından sonraki süreçte başvurulabilecek, harekete geçirilebilecek kanun yolları açısından bir ceza avukatından hukuki destek almanız tavsiye olunur.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

3 Yıl Sonra Yapılan İtiraz Kabul Edildi

YARGITAY C. BAŞSAVCILIĞI’NIN 3 YIL SONRA ONAMA KARARINA YAPTIĞI İTİRAZ KABUL EDİLDİ. 5 YILLIK MAHKUMİYET, KESİNLEŞTİKTEN 3 YIL SONRA BOZULDU.

S.E. 12.06.2007 tarihinde kullanmış olduğu araç ile seyir halinde iken yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmekte olan İ.G.’ye çarparak yaralanmasına neden oldu, İ.G. tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Sanık S.E. hakkında Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 07.12.2010 tarihinde taksirle ölüme neden olma suçundan 5 yıl hapis cezası verildi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesi tarafından 13.10.2011 tarihinde mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.10.2011 tarihli onama kararından yani kararın kesinleşmesinden neredeyse 3 yıl sonra CMK.308 uyarınca 08.01.2014 gün ve 369428 sayı ile;  sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan verilen 5 yıl hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilmeyeceği hususunda değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle CMK 308 uyarınca itiraz kanun yoluna başvurdu.
CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 30.09.2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı itirazı KABUL EDEREK, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.10.2011 tarihli onama kararının KALDIRILMASINA, Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2010 tarihli hükmünün BOZULMASINA, infaza başlanılmış olması halinde sanık S.E.’nin cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİ için yazı yazılmasına karar verdi.
Sonuç;
CMK 308.maddesinde Yargıtay C. Başsavcılığı’na tanınan oldukça önemli bir yetki var. Bu yetkinin sanık lehine kullanılmasında da bir süre sınırı yok. Yargıtay C. Başsavcılığı dilerse onanarak kesinleşmiş bir hapis cezasına, kararın kesinleşmesinden 3 yıl sonra da olsa sanık lehine itirazda bulunarak onama kararının kaldırılmasını, cezanın bozulmasını, infazın durdurulmasını sağlayabilir.

Onama kararından sonra dosyanız mahal mahkemesine iade edileceğinden bu aşamadan sonra Yargıtay C. Savcılığının dosyanızı kendiliğinden irdeleme şansı yoktur. Ayrıca Yargıtay’daki yoğun iş yükü de dikkate alınırsa temyiz dilekçenizin tekrarı niteliğinde veya alelade bir dilekçe ile onama kararına itiraz edilmesi yolunda talepte bulunur iseniz Yargıtay C. Savcılığı’nın bunu kabul etmesi pek de olası görünmemektedir. Bu nedenle konuya hakim, uzman bir ceza avukatı tarafından titiz bir çalışma yapılıp Yargıtay C. Başsavcılığından talepte bulunulmasını ve itiraz yoluna gitmesi için harekete geçirmek adına Yargıtay C. Savcılığı’na mahkeme dosyanın bu çalışma ile birlikte gönderilmesini sağlamanız faydanızadır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Sanık Olmak

SANIK OLMAK CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNUDUR

Sanık olmak; öncelikle psikolojik, sonrasında ise ciddi fiziksel sorunlara yol açabilecek bir rahatsızlık türüdür. Bu süreci iyi yönetemezseniz özgürlüğünüzün yanında sağlığınızı da kaybedebilirsiniz.

SEBEPLERİ-RİSK GRUPLARI

Bu rahatsızlığa herkes yakalanabilir. Trafiğe çıkıyorsanız kaza yapabilir, birisinin ölümüne yol açabilirsiniz, çok iyi bir doktor olmanıza rağmen bir hastanıza yanlış tedavi uygulayarak veya tedavisinde ihmal göstererek ölümüne neden olabilirsiniz, büyük bir şirket sahibi iseniz muhasebecinizin masum görünen bir hatası sizin ağır cezai sorumluluğunuzu doğurabilir, ticaret yapıyorsanız çek-senet teslim alırken dikkat edeceklerinizi bilmiyor olabilirsiniz, herkesin yaptığı birşeyi yaptığını düşünen fakat özellikle şikayet edilen, uğraşılan, göze batan birisi de olabilirsiniz, (Türkiye’de bazı kanun hükümlerine kimse uymaz, ancak şikayet halinde ve şikayet edilenle sınırlı olarak işlem yapılır, şikayet edilenin hayatı karartılır, diğerleri hayatlarına devam ederler.) bir anlık öfkenize kapılarak barda kız arkadaşınıza laf atan adamın kafasında bira şişesini kırmış olabilirsiniz, kardeşinizle şakalaşırken basit bir darbe sonucu ölümüne neden olabilirsiniz, gerçekten bir hataya düşmüş, bile isteye sanık olmuş, ancak sonuçlarının bu kadar ağır olabileceğini düşünmemiş de olabilirsiniz veya sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunmuş olabilirsiniz. Buraya bizzat şahit olduğum yüzlerce örnek yazmam mümkündür. Yani sanık olmak dil, din, ırk, cinsiyet, sosyal statü v.s. ayırt etmez. Kaderinizde varsa sanık olursunuz. Önemli olan sağlığınızı bozmadan bu rahatsızlıkla nasıl mücadele edeceğinizi  ve tedavisi için yapmanız gerekenleri bilmenizdir.

RAHATSIZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI

Herhangi bir suç işlediğiniz iddiası ile C. Savcısı tarafından hakkınızda bir iddianame düzenlendi. Bu iddianamenin mahkemece kabulü ile artık sanık olmuşsunuzdur. İçinde iddianamenin, üzerinde de yargılanacağınız mahkemenin ve duruşma tarihinin bulunduğu bir zarf adresinize gelir. İsminizin önüne eklenen “Sanık” ibaresinin ciddiyetini henüz kavramamış olabilirsiniz. (Tabi iddianame düzenlenmeden önce tutuklanmış ve süreci cezaevinden takip ediyorsanız konunun ciddiyetini çok önceden kavramış da olabilirsiniz.)

Hakkınızda bir ceza davası açıldığında sizi bekleyen en büyük tehlike konuyu yeteri kadar ÖNEMSEMEMENİZ, yok saymanızdır. Eğer çevrenizde görüştüğünüz kişiler, ki bunların içerisinde avukatlar da olabilir, size “merak etme, korkma, bundan bir şey çıkmaz, sen işine bak” diyorlarsa onlar da içinde bulunduğunuz durumun pek farkında değiller demektir. Ceza alıp temyiz aşamasında hukuki yardım talep eden Müvekkillerimin oldukça endişeli şekilde “eski avukatım bundan bir şey çıkmaz demişti, ben de çok önemsemedim” dediğine sıklıkla şahit olmuşumdur. Olumsuz bir sonuç halinde hapse girecek, işinden-mesleğinden olacak, sosyal hayatı zarar görecek, belki evliliği bitecek, maddi kayba uğrayacak olan sizsiniz, size sözde tavsiye vererek rahatlatmaya çalışan kişiler değil. Eskilerin bir sözü vardır: ‘’El elin eşeğini türkü söyleyerek ararmış’’. Kaybolan sizin eşeğinizse arama çalışmalarını ciddiyetle ve konunun ciddiyetini kavrayan kişilerle sürdürmeniz yararınıza olacaktır, türkü söyleyenlerle değil.

SÜREÇ

Bir ceza davasında sanık olmak ciddi bir rahatsızlık hatta iyi yönetilmez ise oldukça ciddi bir sağlık sorunudur. Çünkü savcının hakkınızda kolaylıkla düzenlendiği bir iddianame önünüzdeki 3-5 yıl hatta belki de daha fazla bir süre rahat bir yaşam sürmenize engel olacaktır. 

NASIL MI?

Herhangi bir sebeple açılan kamu davası yürür. Yani C. Savcısı tarafından hakkınızda düzenlenen iddianameye göre mahkum olmanızın zor olduğunu, masumiyetinizin çok açık olduğunu düşünseniz bile hakkınızda bir şekilde ceza davası açıldı ise bu ceza davası birkaç yıl veya daha uzun sürecektir. Bu süreçte duruşmalara katılacaksınız. Mahkemece deliller toplanacak, tanıklar, şikayetçiler dinlenecek, duruma göre bilirkişi raporu alınacak, usuli işlemler yapılacak. Sonuçta beraat etseniz dahi hakkınızda iddianame düzenleyen C. Savcılığı muhtemelen basit bir dilekçe ile beraatinize ilişkin hükmü temyiz edecek. Bence beraat etmesi yanlış, mahkum olmalıydı diyecek. Veya şikayetçi olup da mahkemeye katılan kişi ya da kurum yapacak bunu. Bunun anlamı beraat etmiş olsanız bile dosyanız temyizde ONANANA, beraat kararınız kesinleşene kadar rahat değilsiniz. Tatildesiniz; herkes gülüyor, eğleniyor, denize giriyor, siz dalıyorsunuz. Ailenizle çok sevdiğiniz diziyi, filmi, maçı izliyorsunuz bir an dalıyorsunuz. Çok yorgunsunuz gece yatağa giriyorsunuz ama uyuyamıyorsunuz. Aklınızın bir köşesinde ‘’acaba ceza alır mıyım veya beraat ettiğim dosya Yargıtay’da bozulursa ne yaparım?’’ düşüncesi var.

TEDAVİ

Tıpta “teşhis tedavinin yarısıdır.” derler. Aslında hayatın her alanında böyledir. Neyin yanlış olduğunu, sorunun nerden kaynaklandığını tespit edene kadar sorunu çözmeniz de mümkün değildir. Sanık olma rahatsızlığının temelinde yatan şey korkudur. Korku genellikle bilgisizlikten ileri gelir ve sanılanın aksine kötü bir şey de değildir. Korku insanın bilinmeyen tehlikelere daha dikkatli yaklaşması için sahip olduğu bir içgüdüdür. Mesela insan karanlıktan neden korkar? Çünkü çevresinde ona zarar verecek bir canlı, ortam ya da madde var mı göremez.

Korku denince  aklıma hep aynı hikaye gelir; Gece vakti yolda yürüyen bir adamın ayağı kayar ve yoldan aşağı düşmeye başlar. Yolun uçuruma vardığını bildiğinden son anda bir dala tutunur. Karanlıkta görebildiği tek şey de altındaki uçsuz bucaksız uçurumdur. Bağırır, çağırır kimseye sesini duyuramaz. Gücü tükenmek üzeredir. Güneş doğana kadar mücadelesini sürdürür ve dalı bırakmaz. Hava aydınlandığında aşağı bakar ve yalnızca yarım metre altında geceyi rahatlıkla geçirebileceği geniş bir düzlük olduğunu gece boyu çektiği azabın-korkunun yersiz olduğunu görür. Özetle korkunun en büyük düşmanı bilgidir, aydınlıktır. Korkunuzun türüne göre eğer kendiniz yapamıyorsanız, sizin için karanlığa ışık tutacak ve belki de korkmaya değer bir şey olmadığını size gösterecek uzmanlardan destek almanız yerinde olacaktır.

Sanık olmanın temelindeki korkular ise; Özgürlüğünden olmak, hapse girmek; tanımadığı ve belki de hayatında hiç karşılaşmadığı türde insanlarla bir arada vakit geçirmek zorunda kalmak, hapishane şartlarına uyum sağlayıp sağlayamayacağını bilememek, işini-mesleğini kaybetmek, cezaevinden sonra ne iş yapacağını bilememek, sosyal yaşantısının bozulması, aileden, eşten, çocuklardan ayrı kalmak, evliliğin bitmesi, itibarını kaybetmek şeklinde sıralanabilir.

Her sanığın öncelikle bu hassas süreçte kendisine destek olacak ve savunmasını üstlenecek, yeterli donanıma sahip iyi bir ceza avukatına ve iyi bir psikoloğa ihtiyacı vardır. Sanık dosyası ile ilgili tüm kanun yollarının işletildiğine ve hukuki mücadelenin verildiğine emin olmalı, yaşayabileceği riskin sınırlarını, neler yapılıp yapılamayacağını, ortaya çıkacak sonuçtan sosyal hayatının etkilenip etkilenmeyeceğini ceza avukatından net olarak öğrenebilmelidir. Ceza avukatı sanığın aklına takılan her türlü  soruya kolaylıkla cevap verebilecek, geçiştirmeyecek donanımda olmalıdır. Rahatsızlığınıza bir an önce son vermek veya en azından sağlığınıza zarar vermeyecek düzeye indirmek için mutlaka iyi bir ceza avukatı ve psikologdan destek alın.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30