post

Cinsel Suçlarda İspat

          Ceza hukukuna göre herkes suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masumdur, suçlu olduğunuz kanıtlanamazsa beraat edersiniz. Cinsel suçlarda ise mahkum olmamanız için suçsuz olduğunuzu ispat etmenizgerekir. Çünkü mahkeme, başkaca delil bulunmasa da sadece mağdurun beyanına itibarla (iddiasını doğru kabul ederek) mahkumiyetinize karar verebilir. Yani eğer haksız yere de olsa cinsel bir suçtan yargılanıyorsanız masumiyetinizi kanıtlayamazsanız mahkum olacaksınız demektir.

        Peki cinsel suçtan yargılanan sanık suçsuz olduğunu nasıl ispat edebilir?

        Savcılıkların ve mahkemelerin cinsel suçlarda en çok değer verdiği delil mağdur beyanıdır. Çünkü bu öyle bir delildir ki tek başına dahi sanığın mahkumiyetine karar verilmesi için yeterlidir. Dolayısıyla cinsel davalarda sanığın ve ceza avukatının en önemli hedefi mağdur beyanı olmalıdır. Eğer sanığın avukatı somut deliller ortaya koyup da mağdurun aşamalardaki beyanlarının samimiyetini, tutarlılığını mahkemeye sorgulatmayı başarabilir veyahut mağdura ifadesi  sırasında sorular sorup şaşırtarak aşamalardaki beyanları arasında çelişkiler yaratabilir ise ancak o zaman ceza hukuku temel prensipleri devreye girer ve şüpheden yararlanan sanığın beraat etmesi mümkün olabilir

         Sanık neden iyi bir ceza avukatı edinmek zorundadır? İcra veya boşanma dosyalarına da bakan bir avukat onu savunamaz mı? 

          Örneğin eğer hakkınızda cinsel istismar suçlaması ile dava açıldı ise, mağdur çocuğun dinleneceği duruşmada iyi bir ceza avukatı ile temsil edilmeniz “HAYATİ” önem taşımaktadır. Çünkü cinsel istismar suçunda mağdur çocuklar kural olarak (CMK. Mad. 236) duruşmadabir kez” dinlenirler Yine uygulamada mağdurun avukatının talebi halinde (CMK. Mad. 184) kapalı oturum yapılmakta yani izleyiciler dışarı çıkartılıp duruşma salonu boşaltılmakta, yine mağdurun dinlenilmesi sırasındamağdurun sanığın huzurunda rahat ifade veremeyeceği, gerçeği söylemeyeceğinden” (CMK. Mad. 200.) bahisle sanık da mağdurun dinlenmesi sırasında duruşma salonundan çıkartılabilmekte, salonda yalnızca sanık müdafii (avukatı), mağdur çocuk, şikayetçiler (mağdurun anne-babası gibi), duruşma savcısı ve mahkeme heyeti kalmaktadır. Yani mağdurun ifadesi sırasında duruşma salonunda sanığı temsilen “yalnızca” sanık avukatı mutlak surette hazır bulunabilmektedir. Dolayısıyla mağdurun ifadelerinde çelişkiler mevcutsa bu çelişkilerin ortaya konması ve mağdura sorular sorularak çelişkiler yaratılması suretiyle sanık lehine delil oluşturulması SADECE sanık avukatının yapabileceği bir şeydir. Bu açıdan sanık avukatının mağdurun dinlendiği celse hazır bulunmaması (mazeret göndermesi gibi) veya mağdur beyanını dinledikten sonra soru yöneltmeyip..aleyhe beyanları kabul etmiyoruz.. diyerek bir daha önüne gelmeyecek bu fırsatı geçiştirmesi temsil ettiği sanık açısından trajiktir

       Cinsel suçlarda sanık hangi delilleri ileri sürebilir?

       Fotoğraf, telefon kayıtları, otel kayıtları, tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporu, hastane raporları, keşif v. b. mağdur beyanının değerini düşürebilecek her türlü delil. (Uygulamada kullandığım bazı delillere ve delil elde etme yöntemlerine burada yer veremiyorum; somut olayın özelliklerine ve çalışma şekline göre avukatınız sizi en doğru şekilde yönlendirecektir.)

      Eğer cinsel suç işlediğiniz iddiası ile yargılanıyorsanız bir an önce iyi bir ceza avukatı edinin, mevcut avukatınızın mesleki yeterliğine güvenmiyorsanız da değiştirin.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Çocuğun Basit ve Nitelikli Cinsel İstismarı Suçlarının Cezası Nedir?

Çocuğun cinsel istismarı; 15 yaşını doldurmamış veya doldursa da algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış ve 15-18 yaş aralığındaki çocuklara karşı cebir(zor kullanma), tehdit, hile v.b. şekilde iradeyi etkileyerek gerçekleştirilen cinsel davranışlardır. Bu suçta mağdur çocuğa fiziksel temas şarttır.         

a)Çocuğun basit cinsel istismarı: Cinsel davranışlarla mağdur çocuğun vücut dokunulmazlığının cinsel ilişkiye, organ vs. cisim sokmaya varmayan derecede ihlal edilmesidir.

b)Çocuğun nitelikli cinsel istismarı: 15 yaşından küçük mağdurun rızası olsun olmasın vücuduna (vajinal, oral, anal yoldan) organ veya sair cisim (cop,sopa,şişe vb.) sokulması suretiyle vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi veya 15-18 yaş aralığındaki çocuğun cebir, tehdit, hile v.b.yöntemlerle iradesini etkileyerek  vücuduna organ veya sair cisim sokulmasıdır.

Cinsel istismar cezaları   6545  Sayılı Kanun (28.06.2014) Öncesi Sonrası

TCK 103/1: ÇOCUĞUN BASİT CİNSEL İSTİSMARI

           3-8 yıl hapis                                                                                                 8-15 yıl hapis,

mağdur 12 yaşından küçükse 10-15 yıl hapis (6763 sayılı kanunla getirildi, 24.11.2016 dan itibaren)

TCK.103/1-2.Cümle   SARKINTILIK

           ——-   3-8 yıl hapis

(mağdur 12 yaşından küçükse 5-8 yıl hapis 6763 sayılı kanunla getirildi 24.11.2016 dan itibaren)

(Fail de çocuk ise şikayete tabi)

TCK 103/2: ÇOCUĞUN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARI                8-15 yıl hapis                                                                                     en az 16 yıl hapis

(mağdur 12 yaşından küçükse en az 18 yıl hapis 6763 sayılı kanunla getirildi 24.11.2016 dan itibaren)

TCK. 103/3 CEZA ARTIRIMI GEREKTİREN HALLER /

Üçüncü dereceye kadar kan hısmı, üvey baba, evlat edinen tarafından işlenmesi

 

                1/2 Artırım

103/3-c               1/2 Artırım

(3.dereceye kadar kayın hısmı, üvey anne-üvey kardeş dahil)

– vasi-eğitici-öğretici-bakıcı,sağlık hizmeti veren koruma, gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerce

                1/2 Artırım 103/3-d             1/2 Artırım

(koruyucu aile ve bakım yükümlüsü dahil)

hizmet ilişkisi veya nüfuzunu kötüye kullanan tarafından
                1/2 Artırım 103/3-e             1/2 Artırım

(kamu görevini kötüye kullanan dahil)

Birden fazla kişi tarafından birlikte                  1/2 Artırım 103/3-a             1/2 Artırım
Toplu yaşam zorunluluğu olan ortamlarda             ——— 103/3-b             1/2 Artırım
103/4  15 yaşını doldurmamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara  karşı cebir (zor) kullanılması                 1/2 Artırım         1/2 Artırım

(veya 15-18 arası çocuklara karşı silah kullanılması)

103/5 kasten yaralamanın ağır neticeleri olursa                 ayrıca ceza        ayrıca ceza
103/6 Mağdurun beden-ruh sağlığının bozulması             en az 15 yıl hapis          Kaldırıldı.
103/7 Mağdurun bitkisel hayata girmesi & ölümü     ağırlaştırılmış müebbet    103/6 ağırlaştırılmış müebbet

Not: 6763 sayılı kanunla yapılan değişiklik  nedeniyle 24.11.2016 dan itibaren  12 yaş altındaki mağdurlara karşı işlenen cinsel istismar ve nitelikli cinsel istismar suçlarının ceza miktarları  artırılmıştır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Suçlarda Kimyasal Hadım Cezası Anayasaya Aykırıdır.

5275 sayılı İnfaz Kanunun 108. Maddesinde cinsel suçlardan (TCK 102,103,104,105) mahkum olanlara uygulanacak tedavinin usul ve esaslarının Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği öngörülmüş, Adalet Bakanlığı’nın 26.07.2016 tarihli resmi gazetede yayımlanan yönetmeliğine göre de cinsel suçtan hükümlüler hakkında cezalarının infazı sırasında ya da koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içerisinde cinsel isteği azaltıcı ve yok edici tıbbi tedavi de dahil olmak üzere belirli yaptırımlar belirlenmiştir.

Yönetmeliğin tıbbi tedaviye tabi tutulmak başlıklı 7. maddesine göre “tedavi; tanımda belirtilen hükümlülere yönelik olmak üzere ayakta veya yatarak ilaçlı veya ilaçsız olarak yahut her iki usul ile cinsel dürtünün azaltılmasına veya denetimine yönelik tedaviler ile cinsel isteğin azaltılmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntemdir.” şeklinde açıklanmıştır. Yönetmelikte tedavi deyiminin kapsamını bu şekilde cinsel isteğin YOK EDİLMESİNE dek belirlemek, mahkuma yönetmelik ile ek bir fiziksel ceza verilmesi demektir ki bu  anayasaya aykırıdır.

Şöyle ki;

Siz bir kanun değişikliği yapıp “tedavi usul-esasları yönetmelikle belirlenecektir dedikten sonra yönetmelikte “tedavideyiminin kapsamına cinsel isteğin yok edilmesini (kimyasal hadımı) dahil ederseniz mahkuma hapis cezasının yanında ayrıca fiziksel bir ceza da uygulamış olursunuz ki cezalar Anayasaya göre ancak kanunla belirlenebilir, yönetmelikle değil, kanunda açıkça düzenlenmedikçe de kimseye ek ceza verilemez.

Herhangi bir yönetmeliğin üst hukuk normlarına (dolayısıyla anayasaya) uygun olması ZORUNLUDUR. Dolayısıyla böyle bir yükümlülük belirlenmesi halinde hükümlüler ve avukatları infaz hakimliği nezdinde buna itiraz edebilirler. İnfaz hakimi de itiraz üzerine uygulamanın tedbiren ertelenmesine ya da durdurulmasına karar verebilir. Hatta kanaatimce anayasaya aykırı olan bu yönetmeliğin İnfaz Hakimliklerince geçersiz görülerek tatbik edilmemesi gerekir.

Ülkemizde cinsel suç ne yazık ki “uygulamada” ispat yükünün yani suçsuzluğunu kanıtlama yükümlüğünün sanığa yüklendiği, yani cinsel suç işlemekle suçlanan kişinin suçsuzluğunu ispat edinceye dek suçlu sayıldığı bir suç türüdür. Dolayısıyla cinsel suçtan mahkum edilen kişinin telafisi mümkün olmayacak şekilde fiziksel yönden mağdur edilmesi sonradan aklanma şansının bulunduğu da dikkate alınırsa pek adil sayılmaz. Çünkü; cinsel suçlardan hüküm giydikten yani cezası kesinleşip cezaevine girdikten sonra dahi olağanüstü kanun yollarından yararlanarak tahliyesini sağladığımız müvekkillerimiz, CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz üzerine mahkumiyeti bozulan, CMK’nın 309 (kanun yararına bozma) veya 311. maddesinde (yargılamanın yenilenmesi) düzenlenen kanun yollarından yararlanarak neticeten daha önce mahkumiyetine karar verildiği halde beraat eden nice vatandaşımız mevcuttur.

Sonuç olarak; cinsel suçlarda adalet sistemimizin güvenilirliği ve uygulaması dikkate alındığında cinsel suçlara yönelik kimyasal hadım düzenlemesinin yönetmelikle değil, kanunla veikinci kez cinsel suçtan mahkum edilenlere(itiyadi suçlulara) yönelik belirlenmesinin hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağını düşünüyorum..

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Uygulamada Yargılamanın Yenilenmesi Sebeplerine Örnekler

1- Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahte olduğunun anlaşılması;

Sanık kasten yaralama suçundan mahkum edilmiş, mağdurun hayati tehlike geçirdiğini gösterir adli muayene raporu sebebiyle cezası TCK.’nın 87-d maddesi uyarınca artırılmıştır. Bahse konu raporda doktor adına atılan imzanın sahte olduğu ortaya çıkarsa bu durum sanığın cezasını doğrudan etkileyeceğinden yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

2- Yeminli bir tanık veya bilirkişinin hükümlü aleyhine gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin ortaya çıkması:

Sanık resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum edilmiş olup mahkumiyet hükmü suça konu belge üzerindeki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olduğunu mütalaa eden bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak verilmiştir. Bahse konu raporun katılan tarafından sağlanan maddi menfaat nedeniyle bilirkişilerce sanık aleyhine düzenlendiğini gösterir somut veriler ortaya çıkarsa yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yine ifadesi sanık aleyhine hükme esas alınan yeminli bir tanığın yalan tanıklıkta bulunduğu başka bir mahkemedeki ifadesinden anlaşılır ise yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

3- Hükme katılmış hakimlerden birinin aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini gerektirecek şekilde görevini yapmada kusurlu olması;

Mahkumiyet kararı veren hakimlerden birisi hakkında hükümlüye karşı görevini kötüye kullandığı iddiasıyla (taraflı davranmak, kin duymak, katılan yanı kayırmak, rüşvet almak gibi) iddianame düzenlenir veya ceza verilirse yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

4-  Mahkumiyete dayanak gösterilen hukuk mahkemesi kararının kesinleşmiş başka bir kararla ortadan kaldırılması;

Sanık senet üzerindeki yazı ve imzalarının kendisine ait olmadığı hususunda itirazda bulunarak icra takibine karşı icra mahkemesinde dava açarak itirazda bulunmuş, bu davada alınan bilirkişi raporunda sanık aleyhine görüş bildirilince hukuk mahkemesince itiraz reddedilmiştir. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyete hükmeden ceza mahkemesi, hukuk mahkemesinin bu kararına dayanmışsa ve dayanılan bu karar bozulmuş ise yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

5- Hükümlünün beraatini ya da daha hafif şekilde cezalandırılmasını sağlayabilecek nitelikte lehine yeni olaylar ve yeni deliller ortaya konulması;

Diğer bentlere nazaran geniş yorumlanabilecek olması sebebiyle uygulamada en çok medet umulan kanun maddesidir. Yeni olay veya delil demek; mahkemenin mahkumiyet hükmü verdiği esnada vakıf olmadığı-bilmediği olay veya delil demektir. Yoksa yenilikten kasıt illa zaman itibariyle hükümden sonra ortaya çıkması değildir.

Mahkemece bu yeni olay veya delil bilinse idi sanığın beraatine veya suç vasfının lehine değişmesine sebebiyet verecek olması gerekir.

Örneğin;

Öldürüldüğü düşünülen maktülün aslında intihar ettiğini ortaya koyan bir mektup, maktülün hükümlü değil de bir başkası tarafından öldürüldüğünü gösterir kamera kaydı, fotoğraf v.s. ortaya çıkması beraate yönelik yeniden yargılama sebeplerine,

Cebir, hile ve tehdit olmaksızın 15 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçunda mahkemece rızası geçerli sayılmayan mağdur çocuğun sanığın mahkumiyetinin kesinleşmesinden sonra dava açarak yaşını büyütmesi üzerine suç tarihinde 15 yaşından büyük olduğunun anlaşılması, rızasını geçerli hale getireceğinden suç vasfını hükümlü lehine değiştirecek yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

Yukarıda CMK.’nın 311. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerini basit örneklerle anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Burada yer vermediğimiz yargılamanın yenilenmesine dayanak gösterilebilecek onlarca sebep mevcuttur.

Yine 6216 sayılı Kanunun 50/2 maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına dayanan yargılamanın yenilenmesi sebeplerine sonraki yazılarımızda yer vereceğiz.

Eğer dosyanızda yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulup başvurulamayacağını veyahut kesinleşmiş mahkumiyete karşı başka hangi kanun yollarının denenebileceğini öğrenmek istiyorsanız olağanüstü kanun yollarına hakim bir ceza avukatından görüş almanız faydanıza olacaktır.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Ceza Mahkemesinde Yargılamanın Yenilenmesi

      

  • Yargılamanın yenilenmesi nedir

     Mahkeme kanun maddelerini doğru uygulamış olmasına rağmen fiili hataya düşerek suçsuz bir kimseyi mahkum etmiş ve mahkumiyet hükmü de kesinleşmiş olabilir. İşte böyle bir hatayı düzeltmek için kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına karşı herhangi bir süre ve sayı sınırına bağlı olmaksızın hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilir. Daha önce yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmuş ancak mahkemece yenileme talebi reddedilmiş de olsa başka bir yenileme sebebine dayanılarak ikinci kez yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabilir.

  • Yargılamanın yenilenmesi hükmün infazını durdurur mu?

      Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kabul edildiği taktirde mahkeme hükümlünün cezaevinde veya kaçak olmasına göre mahkumiyet hükmünün infazının durdurulmasına (yani cezaevindeki hükümlünün tahliyesine) veya infazın geri bırakılmasına (firari hükümlü hakkında cezasının infazı için çıkarılan yakalama kararının bila infaz-işlemsiz iadesine) karar verebilir. Bu halde cezaevindeki hükümlü tahliye edilir, firari hükümlünün de araması kaldırılır. (CMK. Mad. 312)

  • Firari hükümlü yargılamanın yenilenmesine başvurabilir mi?

     Yargılamanın yenilenmesine konu edilecek hükmün kesinleşmesi şart ise de infazına başlanmış olması şart değildir. Yani cezası kesinleşen firari (henüz teslim olmamış) hükümlü de (varsa avukatı aracılığıyla) yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilir.

  • Yargılamanın yenilenmesi başvurusu nereye yapılır?

      Yargılamanın yenilenmesi başvurusu mahkumiyet hükmünü veren mahkemeye yapılır. Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda yenileme sebebi ve delili  gösterilmelidir. Uygulamada yargılamanın yenilenmesinin ne olduğunu dahi bilmeyen kişilerin temyiz dilekçesinin başlığını değiştirerek veya basit-matbu dilekçelerle, makul sebep ve yeni delil göstermeden “sözde” yargılamanın yenilenmesi başvuruları yaptıklarını görmekteyiz ki bunların vatandaşa fayda sağlama ihtimali olmadığını söyleyelim. Çünkü CMK mad.317/2’ye göre, yargılamanın yenilenmesi talebinde yasal sebep ve bunu doğrulayacak delil gösterilmelidir. Aksi halde talep usulden reddedilir. (CMK. mad. 319)

  • Yargılamanın yenilenmesi başvurusu nasıl incelenir?

1.  Hükmü veren mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilir olup olmadığını evrak üzerinden inceler. Değilse usulden reddeder.

2.  Kabul edilebilir görürse ilk soruşturma niteliğinde kanıtları toplar. Toplanan kanıtlar yargılamanın yenilenmesini gerektirir ciddiyette bulunursa duruşma açılır.

3.  Yeni kanıtlar öncekilerle birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyet hükmünün iptalini gerektirecek ciddiyette ise hüküm iptal olur ve yeniden karar verilir. Burada daha önce mahkum edilmiş sanığın beraatine karar verilebilir. Yeni kanıtlar önceki hükmün iptalini gerektirmeyecek nitelikte ise de önceki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilir.

  • Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda nasıl bir sebep gösterilmelidir?

      Yargılamanın yenilenmesine konu edilen sebepler temyiz dilekçesinde veya savunmalarda ileri sürülen hususların tekrarından ibaret olmamalı, yeni olay veya kanıt niteliği taşımalıdır. Öyle ki bu yeni olay veya kanıt tek başına ya da önceki kanıtlarla birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyet kararını hükümlü lehine değiştirebilecek ciddiyette olmalıdır. Aksi halde mahkemece yargılamanın yenilenmesi talebi reddedilecek önceki hükmün onanmasına karar verilecektir.

  • Yargılamanın yenilenmesi sebepleri nelerdir?

1.  CMK. 311/1-a Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması.

2.  CMK. 311/1-b Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmalle gerçek dışı tanıklıkta bulunduğunun veya oy verdiğinin anlaşılması.

3.  CMK. 311/1-c Hükme katılmış hakimlerden birinin hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi. (Örneğin davada taraflı davranması, karşı yandan rüşvet, talimat alması gibi)

4.  CMK. 311/1-d Ceza hükmü,  hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup, bu hükmün kesinleşmiş bir diğer hüküm ile ortadan kaldırılması.

5.  CMK. 311/1- e Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatını veya daha hafif bir ceza ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması. (Uygulamada yargılamanın yenilenmesi başvurularında en çok yararlanılabilecek ve geniş yorumlanabilecek madde kanaatimce budur. Örneğin aynı konuda veya aynı kişiye karşı birbiri ile bağdaşmayan-çatışan iki kesinleşmiş hüküm var ise yeni olay nedenine (CMK. Mad. 311/1-e) dayanarak yargılamanın yenilenmesi istenebilir.)

6.  CMK 311/1-f  Mahkumiyet hükmünün AİHS ve ek protokollerine aykırı olduğunu gösterir kesinleşmiş AİHM Kararı bulunması; sadece bu hale özgü olarak AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde yargılamanın yenilenmesi istenmelidir.

7.  6216 sayılı Kanunun 50/2 maddesinden kaynaklanan yargılamanın yenilenmesi sebebi; Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı. AYM tarafından tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için ilgili mahkemenin yeniden yargılama yapması zorunludur.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

İnternette Ceza Avukatı Ararken Dikkatli Olun!

 

Hakkında soruşturma yürütülen, tutuklanan, ceza davası açılan veya hapis cezasına mahkum edilen kişinin (ve ailelerinin ) en önemli sorunu iyi bir ceza avukatı bulabilmektir. 

İnsanlar ciddi bir hastalığa yakalandıklarında o hastalığın ne olduğunu, risklerini, sonuçlarını, tedavi şekillerini, kısacası başlarına ne gelebileceğini ve buna karşı neler yapılabileceğini öğrenmek, bir an önce de bu rahatsızlıktan kurtulmak isterler. Ceza tehdidi altındaki kişinin durumu da örnekteki hastadan  farksızdır; kişi ilk fırsatta sorunu hakkında kendisini doğru ve detaylı şekilde bilgilendirecek, süreci yönetebilecek ve en kısa zamanda gidişatı lehine çevirebilecek nitelikte iyi bir ceza avukatı bulmak için araştırma yapmaya başlayacaktır.

Öncelikle Türkiye’de iyi bir ceza avukatı bulabilme ihtimalinizin  kanaatimce %1 den daha az olduğunu, bu nedenle hayatınızı ciddi şekilde ilgilendiren ceza avukatı seçiminde aceleci olmamanız gerektiğini ifade etmeliyim.

İnternette ceza avukatı aramak;

Her türlü sorununuzda olduğu gibi yargılandığınız suçla ilgili bilgi almak ve ceza avukatı aramak için internette araştırma yapmanız doğaldır. Ancak internette araştırma yaparken oldukça “dikkatli” olmalısınız. Çünkü google“, “yandex” gibi arama motorlarında arama yaptığınızda sayfaların ilk sıralarında REKLAM VEREN, çaresizce ceza avukatı arayışında olan kişileri kendisine yönlendirmek için tıklama başına para ödeyen, yalnızca ticari odaklı hareket eden avukatlar ve hukuk büroları ile karşılaşacaksınız. Bu tarz web siteleri arama motorlarında sayfanın başında, sağ yanda ve en altta başlıklarında küçük birReklamibaresi ile ilk sıraları doldururlar. Reklam vermenin kanunen yasak olduğunu bilerek üstelik sektörün en iyi ceza avukatı“, “en iyi ceza avukatı“, “İstanbul’un en iyi ceza avukatı gibi yanıltıcı ibareler kullanan, kendi kendilerine paye vermekten çekinmeyen meslektaşların size ne kadar yardımcı olabileceklerini, olmak istediklerini, verecekleri hizmetin kalitesini takdirinize bırakıyorum. Bu küçük reklam ibaresini fark etmez randevu alarak görüşmeye de giderseniz yine benzer yanıltıcı ticari hareketler ile karşılaşmanız oldukça muhtemeldir. Örneğin davanızla ilgili birkaç şey öğrendikten sonra “şu kadar para verirseniz bir haftaya çıkartırım (tutuklu yakınına)” “ilk duruşmada tahliye ederimveya “bu kararı kesin bozdururum gibi  sözler duyarak kolaylıkla etkilenebilirsiniz. Çünkü bunlar bir yakını cezaevinde bulunan, mahkumiyetine karar verilen, bir an önce özgürlüğüne kavuşmak isteyen kişilerin duymak istedikleri sözlerdir. İyi bir ceza avukatı kaliteli hizmet verir, davanın seyrini ve sonucunu ciddi şekilde değiştirebilir; ancak yukarıda belirtilen cümleleri hiç bir para miktarı için “ASLAkullanmaz. İyi bir ceza avukatı olabilmek için umut tacirliği yapmamak, insanların zor durumlarından yanıltıcı hareketlerle faydalanmamak kısacası işin manevi ağırlığının farkında olmak yani önce iyi bir insan olmak gerekir. Avukatlık hizmetinin kalitesini işi vermeden anlayabilmeniz mümkün değildir. Ancak kimin kaliteli hizmet veremeyeceğini, böyle bir kaygısı da olmadığını yukarıda izah etmeye çalıştığım hususlara dikkat ederek işin başında anlamanız mantığınızı kullanırsanız oldukça kolaydır.

Yine bazı meslektaşlar sadece ceza davalarına bakmadıkları halde böyle bir izlenim vermek için birden fazla web sitesi açarak birisinde sadece boşanma avukatı birisinde sadece ceza avukatı bir diğerinde ise sadece ticaret hukuku avukatı olmaktadırlar. Yanılmayın.

Ülkemizde ceza avukatlığı maalesef hizmet kalitesinin oldukça düşük olduğu ve denetimsiz bırakılan alanlardan biridir. Herhangi bir hukuk fakültesini ve çoğunlukla prosedürden ibaret bir staj dönemini bitirip avukatlık ruhsatı almak, satış ve pazarlama kabiliyetiniz varsa haksız yere müebbet hapis cezası ile yargılanan bir sanığın avukatı olabilmek için yeterlidir. Ben ceza avukatlığı yapmak istiyorum diyen kişiye güncel ceza hukukuna ne kadar hakim olduğuna, müvekkiline katkı sağlayıp sağlayamayacağına yönelik hiçbir sınav, denetim yapılmaz. Tıptaki gibi avukatlıkta uzmanlaşmayı gösteren bir belge de yoktur. Bu nedenle vatandaşın ceza avukatı seçiminde yanılgıya düşmesi, davasını yürütebilecek bilgi ve kapasiteye sahip olmayan, işin manevi sorumluluğuna değil salt maddi getirisine odaklanan bir avukat tayin ederek mağduriyete uğraması oldukça muhtemeldir.

Ceza avukatı seçiminde mantığınızı kullanın ve dikkatli olun.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kanun Yararına Bozma Başvurusu Sonrası Süreç

     Dilekçeyi alan C. Başsavcılığı dosyayı mahkemesinden isteyecek ve dosyayı inceleyerek, gerekçeli görüşlerini de belirterek (uygulamada yerel savcılığın kendi görüşünü de belirtme usulüne her zaman uymadığı görülmektedir.) dosyayı dilekçenin gönderilmesi istenen kuruma Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Kanun Yararına Bozma Bürosu’na (veya Yargıtay C. Başsavcılığı’na) gönderecektir.

    İnceleme sonunda Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna başvurulması gerektiği kanaatine varırsa Yargıtay C. Başsavcılığı aracılığıyla dosyayı Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderir. (İşbölümüne göre dosya temyiz edilmiş olsaydı hangi daireye gidecekse o daireye gönderilecektir.) Yargıtay İlgili Ceza Dairesi Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebini yerinde görürse mahkumiyet kararının bozulmasına karar verir. Eğer hukuka aykırılık nedeni mahkumiyet kararının kaldırılmasını veya daha az cezaya hükmedilmesini gerektiriyorsa, cezanın kaldırılmasına veya daha hafif cezaya hükmedilmesine doğrudan Yargıtay Ceza Dairesi tarafından karar verilir. Eğer hukuka aykırılık nedeni davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma ve kısıtlama sonucunu doğuran bir usul işlemine ilişkin ise mahkumiyet kararı bozularak dosya yerel mahkemeye gönderilir ve kararı veren yerel mahkeme tarafından yeniden yapılacak yargılama sonucunda gereken hüküm verilir. (Kanun yararına bozma kararlarına karşı yerel mahkemece direnilemez ve kanun yararına bozma sonrası yerel mahkemece verilecek hüküm hiçbir şekilde önceki hükümle belirlenmiş cezadan fazla olamaz.) Yargıtay Ceza Dairesince mahkumiyet hükmünün hükümlü lehine kanun yararına bozulması yönünde bir karar verirse, hükmün infazının durdurulmasına ve hükümlü başka bir suçta hükümlü veya tutuklu değil ise derhal salıverilmesi için yazı yazılmasına da karar verilmektedir.

     Kanun yararına bozma olağanüstü bir denetim yolu olması sebebiyle dar kapsamlıdır; yani temyizde ileri sürülebilecek ve incelenebilecek her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir kanun yolu değildir. Uygulamada delillerin takdir ve değerlendirilmesinde Yerel Mahkemece hataya düşüldüğünden ya da mahkemenin kanaat ve takdir yetkisine giren veya takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklarla ilgili olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağına dair  kararlar verilmektedir.

    Bu kanun yoluna başvurulması istenmesinin herhangi bir şekilde hükümlü aleyhine sonuç doğurma ihtimali olmadığı değerlendirildiğinde temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen mahkumiyet hükümlerine karşı eğer hükümde hukuka aykırılık olduğu düşünülüyorsa (mümkünse konuya hakim bir ceza avukatından destek alarak) Adalet Bakanlığı’ndan kanun yararına bozma kanun yoluna başvurmasının talep edilmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kanun Yararına Bozma Başvurusunda Usul

Başvuru Süresi;

     Kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması açısından herhangi bir süre sınırlaması yoktur. Hüküm tamamen infaz edilmiş olsa dahi bu yola başvurulmasına engel değildir. Çünkü hükmün sicil kaydına geçme ve tekerrüre esas alınma gibi sonuçları infazdan sonra devam etmektedir.

Başvuru Şekli;

     Adalet Bakanlığı’ndan sanık lehine “hukuka aykırı bir kararın kanun yararına bozulmasını talep etmesi” isteniyorsa Bakanlık, Sanık veya müdafiinin talep ve gerekçesi ile bağlı olmasa da yazılı bir dilekçe sunularak neden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiğinin başvurulması istenen kanun yolunun tekniğine uygun şekilde açıklanması isabetli olur. Adalet Bakanlığı’ndaki iş yoğunluğu da dikkate alındığında ceza hukukuna hakim bir avukat tarafından ciddi vakit ayrılıp dosya üzerinde inceleme yapılarak kanun yararına bozma yasa yoluna uygun bir çalışma hazırlanarak gönderilmesi, talebi inceleyecek kanun yararına bozma bürosunun değerlendirme sürecini kısaltmak ve dikkate değer bir hukuka aykırılığın sehven gözden kaçırılmasını engellemek suretiyle hükümlü lehine değerlendirilebilir.

Başvurulacak Merci;

    Mahkumiyet kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği hallerde, Adalet Bakanlığı’na (veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na) gönderilmek üzere kararın verildiği yer C. Başsavcılığı’na verilecek bir dilekçe ile Adalet Bakanlığı’ndan (veya Yargıtay C. Başsavcılığından -kısıtlı yetkisi var) kanun yararına bozma yoluna başvurması istenebilir. Dilekçenin, inceleme yetkisi daha geniş olduğu için Adalet Bakanlığı’na gönderilmesinin istenmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Doğrudan da Adalet Bakanlığı’na veya Yargıtay C. Başsavcılığı’na da başvurulabilir, ancak bu halde  mahallinden dosya incelenmek üzere isteneceğinden isteme ve dosyanın geliş süreci zaman kaybı oluşturacaktır.

Başvuruda Bulunabilecek Kişiler?

     Bu dilekçeyi hükümlü müdafi, hükümlü vasisi veya herhangi bir ilgili verebilir. Esasen kimlerin bu konuda başvuruda bulunabileceğine yönelik kanunda bir kısıtlamaya gidilmemiş, Adalet Bakanlığı’nın hukuka aykırılığı bir şekilde öğrenmesinden bahsedilmiştir. Kendi verdiği ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen bir kararındaki hukuka aykırılığı fark eden Mahkeme dahi kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurması için Adalet Bakanlığı’na müracaat edebilir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kanun Yararına Bozmanın Kapsamı

Temyize tabi olmayan kesin nitelikteki kararlar veya temyizi mümkün bulunmasına rağmen temyiz süresinin kaçırılması ya da farklı bir sebeple temyize başvurulmaması üzerine kesinleşen kararlara karşı Adalet Bakanlığı’ndan kanun yararına bozma yoluna başvurması istenebilir. Temyiz başvurusunun süresinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi halinde de kararın temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği ve kanun yararına bozma incelemesine konu edilebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma, maddi gerçeğe ulaşma açısından önemlidir. Temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararda bulunan ciddi nitelikteki (hükme etkili) hata, sırf kararın kesinleştiğinden bahisle göz ardı edilemez.

Kanun Yararına Bozma İle İlgili Yasal Mevzuat;

CMK 309. Maddesine göre; Mahkeme tarafından verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (Başsavcılık bir nevi aracıdır. Başsavcılığın, Bakanlığın kendisine gönderdiği kanun yararına bozma talebini Yargıtay ilgili ceza dairesine göndermeme yetkisi-keyfiyeti yoktur, göndermek zorundadır.)

   Yargıtay ilgili ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (Ceza dairesi CMK 309 maddesi açısından inceleme yaptıktan sonra Bakanlığın kanun yararına bozma talebini kabul edip etmemekte serbesttir.)

   CMK 310. Mad. göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da 309.maddenin 4. fıkrasının d bendi uyarınca Yargıtay tarafından hükümlünün cezasının kaldırılmasının veya hükümlüye daha az ceza verilmesinin mümkün olduğu ve bu konuda Adalet Bakanlığı’nın başvurmadığı durumda doğrudan kanun yararına bozma için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine başvurabilme yetkisi vardır. (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın bu konudaki yetkisi bu bent ile kısıtlı ve istisnaidir.)

   Kanun yararına bozmada kural olarak yetki Adalet Bakanlığı’ndadır. Ancak Adalet Bakanlığı’nın da temyiz edilmeksizin kesinleşen kararları kendiliğinden inceleyerek kanun yararına bozma yoluna gidip gitmeyeceği açısından bir hukuka aykırılık değerlendirmesinden geçirmesi gibi bir usul yoktur. Kanun maddesinde Adalet Bakanlığı’nın kendiliğinden değil hukuka aykırılığı öğrenmesi ile bu konuda bir değerlendirme yapacağı düzenlenmiştir.

    Bozma nedenleri yönünden bir sınırlama getirilmemiş ise de esasa, cezanın miktarına, savunma hakkına ve özellikle hükümlünün hukuki durumunda değişiklik meydana getirmeye elverişli hukuka aykırılık nedenleri ile karar veya hükmün kanun yararına bozulması yoluna gidilebileceği CMK 309. maddesi içeriğinden anlaşılmaktadır. Esasa ve hükme etkili usul yanlışlıkları da Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozmaya konu edilebilir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Yargıtayda Dosyası Olan Sanık Ne Yapmalı?

Ülkemizde temyiz incelemesi oldukça uzun sürmektedir. Aslında eğer tutuklu değilse bu sanık için büyük de bir fırsattır. Sanılanın aksine beraat kararı onanarak suçlamadan tamamen kurtulmayı veya mahkum edilip de mahkumiyet hükmünün lehine bozulmasını umut eden bir sanığın temyiz aşamasında “beklemekten başka” yapabileceği (yapması gereken) şeyler vardır.

Hakkınızdaki kararın temyiz edilmesi halinde dosyanız mahkeme tarafından önce Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilir. Yargıtay C. Başsavcılığı dosyanızı inceledikten sonra hakkınızda verilen karar ile ilgili onama – bozma – kısmen onama kısmen bozma – düzelterek onama – düşme gibi düşüncesini ifade eden yazılı mütalaa (tebliğname) ile dosyanızı karar verecek olan Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderir. Tebliğname avukatınız varsa avukatınıza, yoksa size tebliğ edilecektir. Avukatınıza sorarak, www.turkiye.gov.tr üzerinden ya da Yargıtay tebliğname sorgulama sayfasından gerekli bilgileri girerek tebliğnamenizin yazılıp yazılmadığını ve yazıldı ise içeriğini kontrol edebilirsiniz. Çünkü Yargıtay Ceza Dairesi tebliğnameyi de dikkate alarak hüküm verecektir ve eğer aleyhinize ise tebliğnameye cevap verebilir, itirazlarınızı bildirebilirsiniz.

Hüküm kesinleştikten sonra olağanüstü kanun yollarına başvurulması için önüme gelen, incelediğim pek çok dosyada suçsuz bir insanın mahkum edildiğini ve hükümlünün daha önce (en azından temyiz aşamasında) eğer konuya hakim bir ceza avukatı tarafından savunulmuş olsa beraat edeceğini veya hakkında çok az (hayat standardını etkilemeyecek) bir cezaya hükmedileceğini düşündüğüm çok olmuştur. Aynı şekilde mahkumiyet kararlarına karşı yazılan temyiz dilekçelerinin sanığın özgürlüğünün söz konusu olduğu göz ardı edilerek son derecede yetersiz, özensiz şekilde ve ceza hukukuna hakim olmayan kişilerce yazıldığına sıklıkla şahit olmaktayım. Hatta bugüne kadar gördüğüm temyiz dilekçelerinin %90’ının işin önemine uygun şekilde hazırlanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. (Şahsi görüşümdür.) Yine cezası Yargıtayda onandıktan sonra olağanüstü kanun yollarına başvuru açısından yardım talep eden pek çok müvekkilimin, önceki avukatının yazdığı temyiz dilekçesini cezası onanıncaya kadar görmediğini – okumadığını şaşkınlık içerisinde öğrenmekteyim.

Ülkemizde maalesef hukukun bir standartı yoktur. Ceza Mahkemelerinde yargılamalar veya temyiz incelemeleri çok dikkatli yapılmayabilmekte, oldukça hatalı kararlar verilebilmektedir. Örneğin 5. Ağır Ceza Mahkemesinde aynı şartlar altında bir sanık beraat ederken, 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından birebir aynı olayda başka bir sanık 10 yıl hapis cezası ile mahkum edilebilmekte, ailesinden, işinden mahrum olabilmektedir. Yine Yargıtay Ceza Dairesi başka bir dosyada fark ettiği ve bozma gerekçesi yaptığı aykırılığı sizin dosyanızda, hele avukatınız temyiz dilekçesinde usulünce yer vermedi ise göz ardı edebilmektedir

Eğer temyiz dilekçenizde uğradığınız haksızlıkları ”BOZMA GEREKÇESİ YAPILABİLECEK ŞEKİLDE profesyonelce ifade edebildiyseniz Yargıtay Ceza Dairesi aleyhinizdeki mahkumiyet kararının bozulmasına kolaylıkla karar verebilmektedir. Aksi halde mahkumiyetiniz onanarak hapse girmeniz de aynı kolaylıkla mümkündür.

Diğer yandan eğer mahkeme aşamasında beraat ettiyseniz ancak dosyanız temyiz edilerek Yargıtaya gönderildi ise nasıl olsa beraat ettim kötü bir şey olmaz diye düşünür dosyanızı takip etmez iseniz, Yargıtay ceza dairesi hakkınızdaki beraat kararını bozarsa ağır bir travma yaşayacaksınız demektir.

Yargıtayda dosyası olan sanık ne yapsın?

Ceza hukukuna hakim bir avukattan destek alarak Yargıtaydaki dosyanıza hüküm verilinceye kadar her zaman ek savunma – beyan dilekçesi göndererek temyiz-temyize cevap dilekçenizdeki eksiklikleri tamamlayabilir, mahkumiyetinizin bozulmasını veya beraatinizi gerektiren daha önce ifade edilmemiş ciddi hataları profesyonelce açıklayabilirsiniz.

Yargıtay uygulamalarına hakim bir ceza avukatından destek alın ve Yargıtaydaki dosyanıza mümkünse Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesi düzenlenmeden, mümkün değilse Yargıtay Ceza Dairesi tarafından karar verilmeden önce ciddi bir çalışma hazırlatarak sunulmasını sağlayın. Hele tebliğnamede mahkumiyetinizin onanması veya beraatinize ilişkin kararın bozulması istendi ise hiç vakit kaybetmeyin. Dosyanızı takip edin. Çünkü sonucundan yalnızca siz (ve aileniz) etkileneceksiniz.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30