post

SANIK OLMAK CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNUDUR

Sanık olmak; öncelikle psikolojik, sonrasında ise ciddi fiziksel sorunlara yol açabilecek bir rahatsızlık türüdür. Bu süreci iyi yönetemezseniz özgürlüğünüzün yanında sağlığınızı da kaybedebilirsiniz.

SEBEPLERİ-RİSK GRUPLARI

Bu rahatsızlığa herkes yakalanabilir. Trafiğe çıkıyorsanız kaza yapabilir, birisinin ölümüne yol açabilirsiniz, çok iyi bir doktor olmanıza rağmen bir hastanıza yanlış tedavi uygulayarak veya tedavisinde ihmal göstererek ölümüne neden olabilirsiniz, büyük bir şirket sahibi iseniz muhasebecinizin masum görünen bir hatası sizin ağır cezai sorumluluğunuzu doğurabilir, ticaret yapıyorsanız çek-senet teslim alırken dikkat edeceklerinizi bilmiyor olabilirsiniz, herkesin yaptığı birşeyi yaptığını düşünen fakat özellikle şikayet edilen, uğraşılan, göze batan birisi de olabilirsiniz, (Türkiye’de bazı kanun hükümlerine kimse uymaz, ancak şikayet halinde ve şikayet edilenle sınırlı olarak işlem yapılır, şikayet edilenin hayatı karartılır, diğerleri hayatlarına devam ederler.) bir anlık öfkenize kapılarak barda kız arkadaşınıza laf atan adamın kafasında bira şişesini kırmış olabilirsiniz, kardeşinizle şakalaşırken basit bir darbe sonucu ölümüne neden olabilirsiniz, gerçekten bir hataya düşmüş, bile isteye sanık olmuş, ancak sonuçlarının bu kadar ağır olabileceğini düşünmemiş de olabilirsiniz veya sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunmuş olabilirsiniz. Buraya bizzat şahit olduğum yüzlerce örnek yazmam mümkündür. Yani sanık olmak dil, din, ırk, cinsiyet, sosyal statü v.s. ayırt etmez. Kaderinizde varsa sanık olursunuz. Önemli olan sağlığınızı bozmadan bu rahatsızlıkla nasıl mücadele edeceğinizi  ve tedavisi için yapmanız gerekenleri bilmenizdir.

RAHATSIZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI

Herhangi bir suç işlediğiniz iddiası ile C. Savcısı tarafından hakkınızda bir iddianame düzenlendi. Bu iddianamenin mahkemece kabulü ile artık sanık olmuşsunuzdur. İçinde iddianamenin, üzerinde de yargılanacağınız mahkemenin ve duruşma tarihinin bulunduğu bir zarf adresinize gelir. İsminizin önüne eklenen “Sanık” ibaresinin ciddiyetini henüz kavramamış olabilirsiniz. (Tabi iddianame düzenlenmeden önce tutuklanmış ve süreci cezaevinden takip ediyorsanız konunun ciddiyetini çok önceden kavramış da olabilirsiniz.)

Hakkınızda bir ceza davası açıldığında sizi bekleyen en büyük tehlike konuyu yeteri kadar ÖNEMSEMEMENİZ, yok saymanızdır. Eğer çevrenizde görüştüğünüz kişiler, ki bunların içerisinde avukatlar da olabilir, size “merak etme, korkma, bundan bir şey çıkmaz, sen işine bak” diyorlarsa onlar da içinde bulunduğunuz durumun pek farkında değiller demektir. Ceza alıp temyiz aşamasında hukuki yardım talep eden Müvekkillerimin oldukça endişeli şekilde “eski avukatım bundan bir şey çıkmaz demişti, ben de çok önemsemedim” dediğine sıklıkla şahit olmuşumdur. Olumsuz bir sonuç halinde hapse girecek, işinden-mesleğinden olacak, sosyal hayatı zarar görecek, belki evliliği bitecek, maddi kayba uğrayacak olan sizsiniz, size sözde tavsiye vererek rahatlatmaya çalışan kişiler değil. Eskilerin bir sözü vardır: ‘’El elin eşeğini türkü söyleyerek ararmış’’. Kaybolan sizin eşeğinizse arama çalışmalarını ciddiyetle ve konunun ciddiyetini kavrayan kişilerle sürdürmeniz yararınıza olacaktır, türkü söyleyenlerle değil.

SÜREÇ

Bir ceza davasında sanık olmak ciddi bir rahatsızlık hatta iyi yönetilmez ise oldukça ciddi bir sağlık sorunudur. Çünkü savcının hakkınızda kolaylıkla düzenlendiği bir iddianame önünüzdeki 3-5 yıl hatta belki de daha fazla bir süre rahat bir yaşam sürmenize engel olacaktır. 

NASIL MI?

Herhangi bir sebeple açılan kamu davası yürür. Yani C. Savcısı tarafından hakkınızda düzenlenen iddianameye göre mahkum olmanızın zor olduğunu, masumiyetinizin çok açık olduğunu düşünseniz bile hakkınızda bir şekilde ceza davası açıldı ise bu ceza davası birkaç yıl veya daha uzun sürecektir. Bu süreçte duruşmalara katılacaksınız. Mahkemece deliller toplanacak, tanıklar, şikayetçiler dinlenecek, duruma göre bilirkişi raporu alınacak, usuli işlemler yapılacak. Sonuçta beraat etseniz dahi hakkınızda iddianame düzenleyen C. Savcılığı muhtemelen basit bir dilekçe ile beraatinize ilişkin hükmü temyiz edecek. Bence beraat etmesi yanlış, mahkum olmalıydı diyecek. Veya şikayetçi olup da mahkemeye katılan kişi ya da kurum yapacak bunu. Bunun anlamı beraat etmiş olsanız bile dosyanız temyizde ONANANA, beraat kararınız kesinleşene kadar rahat değilsiniz. Tatildesiniz; herkes gülüyor, eğleniyor, denize giriyor, siz dalıyorsunuz. Ailenizle çok sevdiğiniz diziyi, filmi, maçı izliyorsunuz bir an dalıyorsunuz. Çok yorgunsunuz gece yatağa giriyorsunuz ama uyuyamıyorsunuz. Aklınızın bir köşesinde ‘’acaba ceza alır mıyım veya beraat ettiğim dosya Yargıtay’da bozulursa ne yaparım?’’ düşüncesi var.

TEDAVİ

Tıpta “teşhis tedavinin yarısıdır.” derler. Aslında hayatın her alanında böyledir. Neyin yanlış olduğunu, sorunun nerden kaynaklandığını tespit edene kadar sorunu çözmeniz de mümkün değildir. Sanık olma rahatsızlığının temelinde yatan şey korkudur. Korku genellikle bilgisizlikten ileri gelir ve sanılanın aksine kötü bir şey de değildir. Korku insanın bilinmeyen tehlikelere daha dikkatli yaklaşması için sahip olduğu bir içgüdüdür. Mesela insan karanlıktan neden korkar? Çünkü çevresinde ona zarar verecek bir canlı, ortam ya da madde var mı göremez.

Korku denince  aklıma hep aynı hikaye gelir; Gece vakti yolda yürüyen bir adamın ayağı kayar ve yoldan aşağı düşmeye başlar. Yolun uçuruma vardığını bildiğinden son anda bir dala tutunur. Karanlıkta görebildiği tek şey de altındaki uçsuz bucaksız uçurumdur. Bağırır, çağırır kimseye sesini duyuramaz. Gücü tükenmek üzeredir. Güneş doğana kadar mücadelesini sürdürür ve dalı bırakmaz. Hava aydınlandığında aşağı bakar ve yalnızca yarım metre altında geceyi rahatlıkla geçirebileceği geniş bir düzlük olduğunu gece boyu çektiği azabın-korkunun yersiz olduğunu görür. Özetle korkunun en büyük düşmanı bilgidir, aydınlıktır. Korkunuzun türüne göre eğer kendiniz yapamıyorsanız, sizin için karanlığa ışık tutacak ve belki de korkmaya değer bir şey olmadığını size gösterecek uzmanlardan destek almanız yerinde olacaktır.

Sanık olmanın temelindeki korkular ise; Özgürlüğünden olmak, hapse girmek; tanımadığı ve belki de hayatında hiç karşılaşmadığı türde insanlarla bir arada vakit geçirmek zorunda kalmak, hapishane şartlarına uyum sağlayıp sağlayamayacağını bilememek, işini-mesleğini kaybetmek, cezaevinden sonra ne iş yapacağını bilememek, sosyal yaşantısının bozulması, aileden, eşten, çocuklardan ayrı kalmak, evliliğin bitmesi, itibarını kaybetmek şeklinde sıralanabilir.

Her sanığın öncelikle bu hassas süreçte kendisine destek olacak ve savunmasını üstlenecek, yeterli donanıma sahip iyi bir ceza avukatına ve iyi bir psikoloğa ihtiyacı vardır. Sanık dosyası ile ilgili tüm kanun yollarının işletildiğine ve hukuki mücadelenin verildiğine emin olmalı, yaşayabileceği riskin sınırlarını, neler yapılıp yapılamayacağını, ortaya çıkacak sonuçtan sosyal hayatının etkilenip etkilenmeyeceğini ceza avukatından net olarak öğrenebilmelidir. Ceza avukatı sanığın aklına takılan her türlü  soruya kolaylıkla cevap verebilecek, geçiştirmeyecek donanımda olmalıdır. Rahatsızlığınıza bir an önce son vermek veya en azından sağlığınıza zarar vermeyecek düzeye indirmek için mutlaka iyi bir ceza avukatı ve psikologdan destek alın.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30