post

 

Bir kişinin masumiyetini ya da suçluluğunu ispat etmek için gizlice (kayda alınan kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın) alınan ses (veya görüntü) kaydı ceza mahkemesinde hukuken geçerli bir delil midir? Ses kaydı yapan kişinin cezai sorumluluğu doğar mı? Habersizce yapılan ses kaydı yargılamanın yenilenmesi için delil olarak kullanılabilir mi?

CMK. 217/2’ye göre yüklenen suç, hukuka uygun  bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Yani kural; hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin ceza mahkemesinde kullanılamamasıdır. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre istisnai durumlarda habersizce alınan ses veya görüntü kaydı hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmektedir.

Örneğin telefonla hakarete, tehdite, tacize, şantaja v.b. maruz kalan, bulunduğu ortamda kendisinden rüşvet istenen veya ortamdaki konuşmalardan haksız bir iftiraya uğradığı anlaşılan kişi yetkili makamlara delil olarak sunmak amacıyla bulunduğu ortamdaki veya telefon görüşmesi sırasındaki konuşmaları kayıt altına alıp şikayetçi olurken de delil olarak kullanabilir. Mağdurun elde ettiği bu tür deliller hukuka uygun sayılacaktır. Yine bu şekilde elde edilen delil kesinleşmiş bir davanın yeniden görülmesini gerektirir nitelikte ise yargılamanın yenilenmesi talebine de konu edilebilir

“….Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme imkanının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur….. Katılanın sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt etmek suretiyle elde ettiği kayıtların, 5271 sayılı CYY’nın 135. maddesi kapsamında değerlendirmesi, bu bağlamda hakim kararı olmadığından bahisle hukuka aykırı kabul edilmesi olanaklı olmayıp, rüşvet istenmek suretiyle sanıklar tarafından kendisine karşı işlendiğini iddia ettiği suçla ilgili olarakbir daha elde edilme olanağı bulanmayan kanıtların yetkili makamlara sunulmak amacıyla toplandığının, dolayısıyla hukuka uygun olduğunun kabulü gerekmektedir….” ( YCGK. 2012/5-1270 E. 2013/248 K. 21.05.2013 )

Aşağıdaki karar içeriğinden, gizlice ses kaydı yapan şahsın bu delili kullanarak aleyhine yalan tanıklık eden kişinin cezalandırılmasını sağladığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki böyle bir delil önceki yargılamanın yenilenmesi sebebi de teşkil edebilir.

“…sanığın kendisine ait dükkanda, katılan ile yaptığı iki adet görüşmeyi cep telefonu ses kayıt özelliğiyle kayda aldığı, bu konuşmalar sırasında, katılanın sanığa,Ben ikinizi birlikte görmedim, o zaman o şekilde beyanda bulunmak zorunda kaldım, sana sinirimden bu şekilde davrandımşeklinde beyanlarda bulunduğu, sanığın bu konuşmaları CD’ye aktarıp yalan tanıklık suçundan katılan hakkında şikayette bulunduğu, şikayeti üzerine açılan davada katılan hakkında yalan tanıklık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği” (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/11860 E. 2014/2963 K. 10.02.2014)

Ses kaydı yapan kişinin cezai sorumluluğu;

Kendisinin veya bir yakınının suçsuzluğunu, yahut kendisine-bir yakınına karşı işlenen bir suçu ispatlama amacıyla tarafı olduğu, ani gelişen-tesadüfi bir konuşmayı gizlice kayıt eden kişi, kayda aldığı konuşmaları, adli makamlar dışında üçüncü kişi ya da kişilerle paylaşmadı ise, kaydı içeren CD’yi ve görüşme dökümlerini çoğaltarak başkalarına dağıtmadı ise yani delili elde ederken ve sonrasında hukuka aykırı bir bilinçle hareket etmedi ise hakkında dava açılsa da mahkumiyetine karar verilemez.

“…Sanığın, katılanlarla yaptığı yüz yüze konuşma içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, adli ve idari soruşturma dosyası ekinde delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların kaydedilmesi suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, katılanlar hakkındaki adli ve idari soruşturmaya konu iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir” (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/1776 E. 2016/5346 K. 30.03.2016)

        ‘’… görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, babası hakkında görülen davada, babası lehine ileri sürülen iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği göz önünde bulundurulduğunda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi… hükmün BOZULMASINA’’ (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/2950 E. 2015/17627 K. 11.11.2015)

“….sanığın, ablası….’ın suçsuz olduğu yönündeki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği, sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı’’(T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/26127 E. 2014/10758 K. 05.05.2014)

Son olarak ses kaydı habersizce alınmış olsa da geçerli olabilmesi için tesadüfen-ani gelişen bir konuşmaya ilişkin olmalıdır. Çünkü hukuka aykırı şekilde (habersizce) elde edilen ses kaydı delil olarak kabul görebilirse de Yargıtay hukuka aykırı şekilde yaratılan (önceden hazırlık yapılarak, tuzak kurularak elde edilmiş) delilleri kabul etmemektedir. Burada çok ince bir ayrım mevcuttur. Dolayısıyla habersizce alınan ses ve/veya görüntü kaydının, yapılacak bir şikayette, devam etmekte olan bir ceza davasında ya da hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil etmek üzere delil olarak kullanılması konusunda bir ceza avukatından destek almanız faydanıza olacaktır.