post

Uyuşturucu Suçlarında Yargıtay Bozma Kararları

1) Sanık aleyhine suç vasfının hatalı tayini;

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunun ayrımına ilişkin özel bir makalemiz bulunduğundan konuyu burada tekrar etmemekte uyuşturucu madde suçlarına ilişkin diğer suç vasfı yanılgılarından birkaçına örnek vermekteyiz.

a) Uyuşturucu maddeyi nakletme yerine ithalden ceza verilmesi;

Sanığın eylemi uyuşturucu maddeyi ithal veya ihraç etme olarak değerlendirildiğinde 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, eylemin nakletme olarak nitelendirilmesi halinde 10 yıl hapis cezası gerektirmektedir. Dolayısıyla suç vasfında yanılgı verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.

Sanığın yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine dair yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu, TCK’nın 188/3. maddesi yerine, 188/1. maddesi uyarınca ithal suçundan hüküm kurularak fazla ceza verilmesi hatalıdır.(Yargıtay 20. Ceza Dairesi 27.10.2016)

b) Suç delillerini gizleme yerine uyuşturucu madde ticaretinden ceza verilmesi

Hatalı şekilde uyuşturucu madde ticaretinden mahkum edilen sanığın eylemi suç delillerini gizleme olarak nitelendirildiğinde 6 aydan 5 yıla kadar hapis gerektirmekte olup sanık bu madde uyarınca mahkum edilse dahi ceza verilirken alt sınırdan ciddi oranda uzaklaşılmadığı sürece muhtemelen hapis dahi yatmayacaktır. Dolayısıyla suç vasfında yanılgı, verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.

Sanığın eski eşi olan diğer sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirak ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, arama yapmak için görevliler geldiği sırada, esrarların ele geçmesini önlemek amacıyla 4 paket esrarı pencereden dışarıya atmak şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 281. Maddesinde tanımlanan “suç delillerini gizleme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hatalıdır. (T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 19.02.2016)

2) Sanığın yardım eden yerine fail olarak cezalandırılması;

TCK.’nın 39 maddesine göre suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 15 yıldan 20 yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. Yani süreli hapis cezası (örneğin 20 yıl hapis) verilmesi gereken bir eylemde yardım eden kişiye en fazla 8 yıl hapis cezası verilebilecektir. Dolayısıyla yardım eden kişinin hatalı şekilde fail olarak nitelendirilmesi haksız yere oldukça fazla ceza yatmasına sebep olacaktır.

Uyuşturucu madde kullanıcısını diğer sanığı götürüp buluşturarak uyuşturucu madde temin etmesini sağladığı dosya kapsamına uygun biçimde kabul edilen sanığın eyleminin yardım etme niteliğinde olduğu dikkate alınarak cezasından TCK’nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini  hatalıdır. (T.C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 05.10.2016)

3) Suçun 3 veya daha fazla kişi ile işlendiğinden bahisle fazla ceza verilmesi:

TCK’nın 188/5 maddesine göre uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının, 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Sanığın diğer sanıklar Murat, Muhammed ve Hasan’la iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı dolayısıyla uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi durumunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan temel cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca arttırılmayacağının gözetilmemesi hatalıdır.

4) Hatalı şekilde TCK. 43. zincirleme suç hükümlerinin uygulanması:

“…Sanığın başkasına vermek üzere üzerinde bulundurduğu 2 paket eroini birden çok kişiye vereceğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesihükmün BOZULMASINA…’’(T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 06.02.2017)

5) Hatalı şekilde teşdiden ( alt sınırdan uzaklaşılarak ) ceza verilmesi;

      “…. Sanıklar hakkında TCK’nın 188/3. maddesi gereğince dosya kapsamına uymayan ve yasada belirtilmeyen gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılarak hapis cezasına hükmedilmesi …hükmün BOZULMASINA…” (T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 08.12.2016)

6) Uyuşturucu madde niteliğinin yanlış değerlendirilmesi;

       “…..Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün raporuna göre; suç konusu uyuşturucu maddelerin esrar ve MDMA etken maddesini içeren tabletler olduğu, MDMA etken maddesinin TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almadığı gözetilmeden, sanığın cezasının TCK’nın 188/4. maddesi uyarınca arttırılması yasaya aykırı …hükmün BOZULMASINA…” (T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 21.12.2016)

Uyuşturucu madde suçlarından hatalı şekilde fazla ceza verilmesine dair sebepler ve örnekler bunlarla sınırlı değildir, hatta bu makalede yer alan bilgiler uyuşturucu suçlarına bakan ceza avukatlarının bu konuda bilmesi gerekenlerin %10’u dahi değildir.

Eğer uyuşturucu madde suçlarından sanık olarak yargılanıyorsanız, cezalandırıldıysanız hatta cezanız kesinleştiyse bile uyuşturucu madde suçlarına ilişkin güncel hukuki mevzuata ve teknik donanıma (Yargıtay ve İstinaf uygulamalarına, binlerce karara) hakim bir ceza avukatından destek almanız tavsiye olunur. Çünkü suç işlemiş olsanız ve beraat etmeniz teknik olarak hiçbir şekilde mümkün olmasa dahi hak ettiğinizden fazla ceza almış olabilirsiniz ve bu durum yakınlarınıza bir an önce kavuşmanızı engelliyor olabilir.

Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Uyuşturucu Madde Ticaretinden Onanan Ceza İtiraz Üzerine Bozuldu

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ’NİN ONAMA KARARI KALDIRILDI. UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİNDEN ONANAN CEZA CMK. 308 İTİRAZI ÜZERİNE BOZULDU.

Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi 30.01.2014 tarihinde sanık Cabbar G.’nin uyuşturucu madde ticareti suçundan TCK 188/3-4, 43/1, 62, 52/2, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca yedi yıl dokuz ay yirmi iki gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi 14.11.2014 tarihinde oy çokluğuyla yerel mahkemenin mahkumiyet kararının onanmasına karar verdi. Aynı zamanda Başkan Vekili olan daire üyesi Sanık hakkında TCK 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullandı ve onama kararına muhalefet etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.12.2014 tarihinde CMK 308 uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak olayda gizli soruşturmacıların 20.07.2012 tarihinde 15 TL karşılığı uyuşturucu maddeyi satın alması ile sanık hakkında atılı suçu işlediğine dair delil elde edildiğinden sanığın bu ilk eylemi sonucu yakalanması ve eylemine devam etme fırsatı verilmemesi mümkünken göreve devam edilerek sanık hakkında eylemini zincirleme olarak gerçekleştirdiğinin kabulü ile hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğu görüşü ile, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etti.

CMK. 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesi itirazı yerinde görmeyince  23.01.2015 tarihinde dosyayı nihai karar vermek üzere Yargıtay  Ceza Genel Kuruluna gönderdi.

Yargıtay Ceza Kurulu 30.06.2015 tarihinde;

1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2) Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.11.2014 tarihli onama kararının KALDIRILMASINA,

3) Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarihli hükmünün uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

Başka bir dosyada aynı gerekçe ile ve yine Yargıtay C. Başsavcılığı’nın CMK. 308 uyarınca yaptığı 05.02.2015 tarih ve 303887 sayılı itiraz üzerine; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 09.06.2015 tarihinde Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 22.12.2014 tarihli onama kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında İnegöl Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.07.2014 tarihli mahkumiyet hükmünün temyizen BOZULMASINA karar vermiştir.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Yargıtay Ceza Dairelerinde veyahut daha önce yerel mahkemede hakimlerden birisinin katılmadıkları kararlara karşı kanuni gerekçelerini de belirterek muhalefet etmeleri, karşı oy kullanmaları mümkündür. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın ne şekilde verilmiş olursa olsun (oybirliği veya oyçokluğu ile)  tüm Ceza Dairesi kararlarına karşı CMK. 308 uyarınca itiraz etme olanağı, itiraz istemi sanık lehine ise “herhangi bir süreye de tabi olmaksızın” (örneğin ceza onandıktan 10 yıl sonra veya ceza infaz edilmiş olsa bilse) her zaman mevcuttur. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın CMK 308 uyarınca hakkınızda verilen onama kararına itiraz etmesi için konuya hakim bir ceza avukatından destek alarak ciddi ve titiz bir çalışma hazırlatıp talepte bulunabilirsiniz. Yargıtay C. Savcılığı bu talep üzerine dosyayı Yerel Mahkemeden ister ve inceleme sonucunda itiraz edip etmemeye karar verir. Başvuru sonucunda olumlu veya olumsuz mutlaka bir karar verilecek, başvurunuz sonuçsuz bırakılmayacaktır. Başvuru talebinin bir ceza avukatı tarafından ciddi vakit ayrılarak ve profesyonelce hazırlanması itiraz yoluna gidilme ihtimalini en çok etkileyen etkenlerden birisidir. Hak etmediğiniz veya hak ettiğinizden fazla bir ceza almış olabilirsiniz, cezanız Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından onanmış da olabilir. Yine de kanun yollarından ümidinizi kesmeden hukuk mücadelenize devam etmeli, en azından “acaba bu yola da başvursaydım sonuç farklı olur muydu?” dememelisiniz.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30