post

“Tanığın İfade Değiştirmesi” Yargılamanın Yenilenmesi Sebebi Kabul Edildi

   Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 15/05/2009 tarihinde Sanıklar ….. ve …’nın yaralama ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından ayrı ayrı toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Sanık avukatı tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükmü Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından 25.02.2015 tarihinde onanarak kesinleşti.

    Karar kesinleştikten sonra hükümlü avukatı tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunuldu ise de talep Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/05/2015 tarihli ek kararı ile reddedildi. Hükümlü vekili tarafından bu red kararına da itiraz edildi ancak Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 22/05/2015 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak reddetti.

   Hükümlü vekili bu defa CMK.’nın 309. Maddesi uyarınca Malatya Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına karşı Adalet Bakanlığı’na kanun yararına bozma talebinde bulundu. 

   Adalet Bakanlığı C.İ.G.M. özetle; “…tanık olarak dinlenen … ‘in damadı olan mağdur …’un vefatı sonrasında sanıklar ve müdafisiyle yaptığı görüşmede hazırlanan Avukat … ve …’ın da huzurda bulunup imzaladıkları 15.05.2015 tarihli tutanakta, olay günü .. kendisinin ….’in elinde ilk kez silahı olay bittikten sonra gördüğünü, önceden elinde silah olmadığını, daha önceden mahkemede her ne kadar…’in elinde silah vardı ateş etti ve … ‘a ateş et dedi diye beyanda bulunduğunu belirtmiş ise de, olayın doğrusunun yukarda anlattığı gibi olduğunu, kendisinin bu şekilde ifade vermesinin sebebinin olay esnasında yere yatmış olmasından dolayı olayı eksik görmesi olduğu şeklindeki beyanının yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği’nden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulundu.

    Talebi kabul eden Yargıtay 4. Ceza Dairesi “….Beyanı hükme esas alınan tanık … ‘in 15.05.2015 tarihli tutanakta yer alan ve dosya kapsamına göre herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılan gerçeğe aykırı bilgi verdiğine dair anlatımları ikinci evre olan “kanıt toplama” ya geçmeyi gerektirir ciddiyettedir. Bu nedenle, mercii tarafından itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır..” gerekçesi ve  2015/28881 E. 2016/13446 K. Sayılı 14.10.2016 tarihli kararı ile Malatya Ağır  Ceza Mahkemesi’nin 22.05.2015 tarihli ve 2015/333 değişik iş sayılı red kararının CMK.’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verdi. 

   Sonuç olarak hükümlüler yeniden yargılanacak. Muhtemelen yargılama bu kez daha lehlerine sonuçlanacak.

    Yukarıda yer verilen emsal karar hukukta başvurulabilecek pek çok kanun yolu olduğunu, mahkumiyet kararı kesinleşen sanıkların umutsuzluğa kapılmadan iyi bir ceza avukatı edinerek hukuk mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini göstermektedir. Oldukça ağır cezalara mahkum edilip mahkumiyeti onanarak kesinleşen binlerce hükümlü belki de bu tür kanun yollarından bihaber olduğu için suçsuzluğunu kanıtlayamamakta, yok yere hapis yatmaktadır.

   Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

”Kabul Edilen” Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri

CMK.’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri sayılmıştır. Ancak hukukta teoriden çok pratik, yani uygulama önemlidir. Uygulamayı bilmezseniz savunmaya yönelik çabalarınızın sonuç vermesi de zordur. Örneğin bazı hükümlüler mahkumiyetleri kesinleştikten sonra mevcut avukatları vasıtasıyla yargılamanın yenilenmesi yasa yoluna başvurmaktadır.Yapılan başvuru genellikle dosyada daha önce ileri sürülen savunmaların, istinaf/temyiz dilekçesinin tekrarından ibaret olur ve yargılamanın yenilenmesine ilişkin talepler de haliyle olumsuz sonuçlanır.

Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunacak hükümlü vekilinin öncelikle uygulamada mahkemelerinhangi suçaçısından neleri” yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edebildiğini bilmesi gerekir. Çünkü mahkemelerin neleri yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul ettiğini, neleri etmediğini, bu yöndeki başvuruların kabulüne ve reddine ilişkin emsal yargı kararlarını bilirseniz, yani başvurunuzu uygulamayı dikkate alarak hazırlarsanız yargılamanın yenilenmesi talebinizin en azından kabul edilebilme ihtimali olur.

Uygulamaya bakıldığında en sık kullanılan ve en fazla kabul gören yargılamanın yenilenmesi sebebi yeni olay ve deliller sebebidir. CMK.’nın 311/1-e bendinde belirtildiği üzere “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikteise hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesine karar verilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/121 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Yani hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.

Yargılamanın yenilenmesi talebi için süre ve sayı sınırı yoktur. Mahkumiyet kararınız kesinleşti ise şartları varsa her zaman yargılamanın yenilenmesini isteyebilirsiniz. Daha önce yargılamanın yenilenmesine yönelik talebiniz reddedilmiş olsa bile başka bir sebep göstererek yeniden yargılamanın yenilenmesini talep edebilirsiniz.

Aşağıda, kabul edilmesi gereken yargılamanın yenilenmesi sebeplerine ilişkin yüzlerce Yargıtay kararından yalnızca bir kaçına yer verilmiştir;

“…..24/03/2015 tarihli ve 2015/22 esas, 2015/113 Sayılı kararı ile sanık hakkında yağma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, sanık müdafii tarafından verilen 15/02/2016 tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde özetle, müvekkili sanığın mağdurlara yönelik yağma eyleminde bulunmadığı, olay sırasında mağdurlara nasihatta bulunmaktan başka bir eylemi olmadığı, mağdurların ailelerini aramak için telefonlarını aldığı, mağdurların mahkeme tarafından alınan beyanlarında bu olayı doğruladıkları, yargılama aşamasında dinlenmeyen ve tanık olarak belirtilen …… ifadeleriyle olayın aydınlığa kavuşabileceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 Sayılı CMK.’nın  318 ilâ 321. maddeleri uyarınca  yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 Sayılı CMK.’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir. Kanun yararına bozma istemine dayanan ….. ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulüyle itirazın reddine dair …… 04/04/2016 tarihli ve 2016/226 değişik iş sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA…’’(T.C. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/4718 E. 2016/6269 K. 24.10.2016)

‘’…sanığın talebinde CMK.’nın 311/1. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisinin bulunmaması, anılan Kanun’un 317/2. maddesi gereğince herhangi bir yasal neden, dayanak, delil içermediğinden bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de; sanığın 13/03/2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde dile getirdiği ve hükmü etkileyen, … İli … İlçesi Kavak Belde Başkanlığı yaptığı sırada belediyeye at yarışı ve cirit müsabakası için gönderilen ödenekle ile ilgili Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına yazılan yazı ve ekinde bulunan at yarışı yapıldığına dair belgeler ve tahakkuk evraklarındaki imzanın kendisine ait olmadığına dair iddiasının, diğer iddialarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anılan Kanun’un 311. maddesi kapsamında, yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden… 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.03.2015 gün ve 2015/30 esas, 2008/69 Sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25.03.2015 gün ve 2015/164 değişik iş sayılı kararının CMK.’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA…’’ (T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/12214 E., 2016/8768 K. 23.12.2016)

Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunacaksanız dosyanızla ilgili yeni bir bakışına açısına sahip ve yargılamanın yenilenmesi mevzuatına hakim bir ceza avukatıyla hareket etmeniz ve süreci onunla birlikte takip etmeniz faydanıza olacaktır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kesinleşmiş Cezanız Uzlaşmaya Tabi İse Kaldırılabilir!

       Mahkumiyetinize konu suç uzlaşma kapsamında olduğu halde hakkınızda uzlaşma yoluna gidilmemiş veya 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un CMK.’nın 253. maddesinde yaptığı değişiklik sonucu mahkumiyetinize konu suç uzlaşma kapsamına alınmış olabilir.

       Yargıtay Ceza Daireleri temyiz incelemesi sırasında böyle bir durum fark ettiklerinde; “….02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.’nın 253. madesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla 5237 sayılı TCK.’nın 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş bulunduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün … bozulmasına...” şeklinde bozma kararları vermektedir. Aynı uygulama istinaf yasa yolunda bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından da gözetilecektir.

      Kesinleşmiş dosyalarda ise böyle bir durum mahkemece re’sen (kendiliğinden) yahut sanık müdafiinin başvurusu üzerine fark edilirse infaz evrakının bila ikmal (yerine getirilmeksizin) iadesi istenmekte ve mahkumiyet hükmünün infazının durdurulmasına, hükümlü başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse salıverilmesine  ve dosyanın gereği için uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verilmektedir.

     Uzlaştırma bürosunca taraflar arasında uzlaşma sağlanırsa davanın düşürülmesine karar verilecektir. Aksi takdirde yeniden hüküm kurulacak ve bu hüküm de tekrar kanun yolu başvurusuna tabi olacaktır:

CMK.’nın 253. maddesine göre uzlaşmaya tabi suçlar:


a)
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. (Şikayete bağlı suçların neler olduğu başka bir makalemizde ayrıntılı olarak açıklamıştır ancak şikayete bağlı olsa dahi cinsel suçlarda uzlaştırmaya gidilemez


b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, TCK.’da yer alan;

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra nitelikli yaralama halleri hariç madde 86 ve 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Basit Tehdit (madde 106/1.fıkra)
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116)
5. Hırsızlık (madde 141),
6. Basit Dolandırıcılık (madde 157),
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları” yönünden uygulanabilir.

c) Suça sürüklenen çocukların (fail 18 yaşını doldurmamışsa) kamu tüzel kişiliğine karşı olmamak koşuluyla işledikleri üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

d) Özel kanunlarında uzlaştırmaya tabi olduğu belirtilen suçlar; Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK, Markaların Korunması Hakkında KHK gibi.

CMK. 253/3 Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçu işlemek amacıyla ya da bu suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde, uzlaştırma yoluna gidilemez. Örneğin konut dokunulmazlığının ihlali suçu normalde uzlaşmaya tabidir. Ancak uzlaşmaya tabi olmayan cinsel saldırı suçunun işlenmesi amacıyla veya bu suçla birlikte işlenirse uzlaştırmaya gidilemez. Yine TCK. 157’de düzenlenen basit dolandırıcılık suçu uzlaşmaya tabidir. Ancak uzlaşmaya tabi olmayan resmi belgede sahtecilik suçu ile birlikte işlenmişse uzlaştırmaya gidilemez.

İşlenen suç uzlaşmaya tâbi bulunsa dahi suçtan zarar görenin kamu tüzel kişisi  olması durumunda uzlaşma hükümleri uygulanamamaktadır.

Not: Uzlaşmaya tabi olmayan suçlardan verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararlarına karşı da başvurulabilecek kanun yolları mevcuttur. Diğer makalelerimizden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Çocuğun Cinsel İstismarı İftirası İle Yargılanmak

Cinsel suçlara bakan ceza avukatları dışında yalnızca başına gelen bilir; çocuğun cinsel istismarı suçuyla yargılanmanız, hatta cezalandırılmanız için çoğu kez küçük bir çocuğun sözü yeterlidir.Ahmet amca benim …a elledi.” , “Öğretmenim bacağıma, göğsüme dokundu” gibi bir söz suçsuz da olsanız hayatınızı karartabilir. Bilmeyenler “Olur mu canım öyle saçma şey” diyecekler. Çünkü adalet sistemimizden bihaberler ve umarım öğrenmek zorunda da kalmazlar.

Çocuğun cinsel istismarı suçuyla itham edildiğiniz andan itibaren iş arkadaşlarınız, komşularınız, dostunuz görünüp sendelemenizi bekleyen kim varsa “suçlu” damgasını yapıştıracaklar üzerinize… Öyle ki herkes sizi görmezden gelecek, yolunu değiştirecek. Kötü bakışları, fısıltıları duyacaksınız her yerde. Eğer esnafsanız alışveriş yapılmayacak dükkanınızdan ve eğer size yüz çevirmedilerse hala ailenizden bile uzak duracak herkes. Belki de en çok, yakınlarınızın sizden şüphe duyduğunu fark ettiğinizde üzüleceksiniz. Tutuklu değilseniz yaşayacağınız bu toplum baskısı dava sürecinde adli makamlarda yaşayacaklarınızın yanında ne yazık ki hafif kalacak.

Savcılığa ifade vermeye gittiğinizde, savcı içinden sana niye iftira etsin ki küçük bir çocuk, kesin bir şey yapmışsındır diyecek, suç vasfının ağırlığı diyecek tutuklama talebiyle sizi mahkemeye sevk edecek. Olayın şokunu atlatamadan sulh ceza hakiminin önüne, sorguya çıkacaksınız ve büyük ihtimalle de tutuklanacaksınız. Çünkü ne böyle bir ithama hazırlıklıydınız ne de sizi uyaran iyi bir ceza avukatınız vardı. Tutuklanmayıp salıverilseniz de davanız bitene kadar içiniz içinizi yiyecek (ki kaygınızda haklısınız). Hele “Tanık yok, delil yok, bir çocuğun lafıyla bir insan hayatını, onurunu, geleceğini çalamazlar ya” der de, dava sürecini hafife alır, iyi bir ceza avukatı da edinmezseniz vay halinize. Ceza yargılamasının çıkmaz sokaklarında dolaşıp dururken savunma yapıyorum sanacaksınız. Savcı mütalaasında iddianamede ne varsa aynen tekrar edip cezalandırılmanızı istediğinde şaşıracaksınız. Mahkeme de muhtemelen mütalaaya uygun şekilde ceza verecek.

“Çünkü çocuğun cinsel istismarı davalarında hep çocukların yalan söylemeyecekleri üzerinden yola çıkılır. Ama onlar sık sık yalan söylerler.”

Cinsel istismar davalarında çocukların var olmayan şeyleri ayrıntılı şekilde tasvir ettiklerine yüzlerce kez şahit olunmuştur. Çocuklar televizyonda gördükleri, anne babalarından duydukları şeyleri hayal güçleriyle birleştirdiklerinde siz bile en yakınınızdan şüphe edersiniz.

Diğer yandan bazı adli görevliler cinsel istismar mağduruna öyle bir yaklaşırlar ki biraz üstüne gitseler çocuk uydurduğunu itiraf edecekken müsaade etmezler, hatta çocuk bazen kendiliğinden itiraf etmek ister de kabul etmezler. Çünkü onlara göre çocuk kesin istismarı anlatmakta zorlanıyordur, inkar ediyorsa da utandığından, çekindiğindendir. İfadesindeki çelişkileri görmezden gelir, konuyu bildiklerinden onun yerine mantıklı şekilde toparlar, hatta çocuk sıkışıp sorularına cevap veremezse de Sana şöyle mi yaptı Ahmet amcan, böyle mi yaptı öğretmenin diyerek onun yerine ifadesini oluşturur sözde iyilik yaparlar.

Yazının başında “küçük bir çocuğun sözü cinsel istismardan cezalandırılmanız için yeterlidir demiştim, düzeltiyorum; böyle “iyiliksever” adli görevlilere ve cinsel suçlara hakim olmayan bir meslektaşa denk gelirseniz çocuğun “kafasını sallayarak” onaylaması da yeterlidir.

Çoğu cinsel istismar sanığı adam öldürenden daha çok ceza alır; çünkü istismarda haksız tahrik, meşru müdafaada sınırın aşılması gibi hafifletici veya hukuka uygunluk teşkil eden sebepler yoktur, aksine bir sürü artırım sebebi vardır. Eğer haksız yere cinsel istismar şüphelisi / sanığı haline geldiyseniz bir an önce edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla çalışın.

Özgürlüğünüz değerlidir.

 

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Hırsızlık Suçundan Onanan Ceza, Teşhisin Usulsüz Olması Nedeniyle Kaldırıldı.

Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 27.01.2011 tarihinde Sanık Y. K. ‘nın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 6 ay hapis, nitelikli hırsızlık suçundan ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edildi ise de temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 11.06.2014 tarihinde sanığın mahkumiyetlerinin onanmasına karar verdi ve hüküm kesinleşti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.07.2014 gün ve 299355 sayı ile CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması talebinde bulundu.

CMK.’nın 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 17.09.2014 tarihinde itirazı yerinde görmediğinden bahisle dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderdi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 24.05.2016 tarihinde verdiği 2016/262 K. Sayılı karar ile tanık S.G. tarafından sanığın fotoğrafı üzerinden yapılan teşhis işleminin usulsüz olduğunu ve sanık aleyhine dosyada başkaca bir delil de bulunmadığını belirleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 11.06.2014 gün ve 15899-20916 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2011 gün ve 72-36 sayılı mahkûmiyet hükmünün, atılı suçları işlediği hususunda, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

Karar üzerine sanık kesinleşmiş toplam 2 yıl 6 ay hapis cezasından dolayısıyla haksız yere hırsızlık gibi yüz kızartıcı bir suçtan sabıkalı olmaktan kurtuldu.

Uygulamada soruşturma safhasında kolluk görevlilerince tanık veya şikayetçilere yaptırılan teşhis işlemlerinin ciddi bir bölümü hukuki mevzuata uygun şekilde yapılmamaktadır. Dolayısıyla hukuka aykırı şekilde yaptırılan teşhis işlemi sanığın aleyhine değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararları da usulsüz hale gelmektedir. Bu nedenle sanıkların uygulamaya hakim bir ceza avukatından destek almaları ve dosyadaki usulsüzlüklere mahkeme huzurunda dikkat çekilmesi mağduriyetlerin daha  evvel giderilebilmesi açısından zorunludur.

Diğer yandan sanığa haksız yere verilen hapis cezası onanarak kesinleşmiş dahi olsa dosyadaki tüm hukuka aykırılıkların dile getirileceği titiz bir çalışma ile Yargıtay C. Başsavcılığı’ndan CMK. ‘nın 308. Maddesi uyarınca itiraz yetkisini kullanarak  usul ve yasaya aykırı onama kararının kaldırılmasını talep etmesi istenebilir ve yukarıdaki örnekteki gibi onama kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilebilir.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Onanmış Toplam 28 Yıllık Hapis Cezası 4 Yıl Sonra CMK. 308 İtirazı Üzerine Kaldırıldı.

Sanık …. 01.02.2012 tarihinde Erzurum Çaykara Caddesi üzerinde her ikisi de lise öğrencisi olan mağdur … ‘i başından ve mağdur  … ‘ı ise kolundan döner bıçağı ile yaraladı.

Olaydan bir gün sonra yakalanan sanık hakkında yargılama yapan Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi 26.02.2013 tarihinde Sanık …..’nın mağdurlar …. ve …..’a karşı nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten ayrı ayrı 14 yıl hapis cezası olmak üzere toplam 28 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.

Kararın sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 29.04.2014 tarihinde sanığın mahkumiyetinin onanmasına karar verdi.

Onama kararından “YAKLAŞIK 1,5 YIL SONRA Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.09.2015 tarih ve 273422 sayı ile özetle; sanığın öldürme kastı ile hareket etmediği ve eylemin yaralama niteliğinde olduğu görüşüyle sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten verilen toplam 28 yıl hapis cezasının onanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek CMK.’nın 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etti.

CMK.’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi 19.10.2015 gün, 4554-5034 sayı ile itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderdi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22.11.2016 tarihinde verdiği 2016/441 K. Sayılı kararı ile sanığın her iki mağdura yönelik eylemlerinin öldürmeye teşebbüs değil kasten yaralama olarak kabulü gerektiğini belirleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.04.2014 gün ve 618-2698 Sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.02.2013 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanığın mağdurlar … ve …’a yönelik eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

KARAR ÜZERİNE MAHKUM  28 YIL HAPİS CEZASINDAN KURTULDU.

Bilindiği üzere 671 sayılı KHK. ya göre 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda süreli hapis cezalarına mahkum olanlar cezalarının 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanacak ve denetimli serbestlik süresi 2 yıl olarak uygulanacaktır. Ancak kasten adam öldürme suçu (teşebbüs, iştirak, azmettirme dahil) KHK kapsamına girmediğinden adam öldürmeye teşebbüsten toplam 28 yıl hapis cezası kesinleşen mahkum 671 sayılı KHK dan yararlanamıyordu. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın itirazını kabul eden Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararı üzerine suç vasfı kasten yaralama olarak değiştiğinden sanık artık yaralama suçundan cezalandırılsa dahi hem öncekine kıyasla son derece az bir ceza alacak hem de artık mahkumiyeti 671 sayılı KHK kapsamında değerlendirileceğinden 4 yıla kadar ceza alması halinde bir gün dahi hapis cezası yatmayacak, 4 yılın üzerinde bir ceza alırsa da karara dek infaz olunan hapis cezası 671 sayılı KHK’ya göre yeniden hesaplanacak müddetnamesinde belirtilecek miktarı fazlaca karşılayacaktır. Yani 28 yıla hükümlü kişi CMK. 308 itirazı üzerine cezaevinden kurtulmuş oldu diyebiliriz.

Hatırlatma;

Yargıtay C. Başsavcılığı’nın Yargıtay Ceza Dairelerinin onama kararlarına karşı re’sen veya istem üzerine (örneğin sanık müdafinin talebi ile) CMK.’nın 308. maddesi uyarınca itirazda bulunma hakkı vardır. Sanık lehine itirazda süre sınırı yoktur. Yani 5 yıldır hapis yatan veya 10 yıldır firari olan sanık lehine Yargıtay C. Başsavcılığınca itirazda bulunularak sanığın cezaevinden tahliyesi veya henüz cezaevine girmedi ise de hakkında verilen onama kararı kaldırılarak cezasının infazının iptali (bila infaz iadesi) sağlanabilir. Hatta hükümlünün hapis cezası infaz edilmiş olsa dahi mahkumiyetin adli sicil kaydına geçmesi ve tekerrüre esas alınması sebebiyle lehine itirazda bulunulması açısından sanığın halen menfaatinin bulunduğu ve Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bu durumda dahi sanık lehine CMK.308 uyarınca başvuruda bulunabileceği uygulamada kabul edilmektedir.

Kanuni dayanağı ve uygulamada binlerce örneği bulunan bu olağanüstü kanun yolundan bihaber olan, temyizde onamadan sonra yapılacak hiçbir şey olmadığını söyleyen birçok “avukat” olduğunu vatandaşlarımızdan duymaktayız. Kanunlar avukattan avukata değişmez. Bu tarz kararların artması için, titiz bir çalışma sonucu hazırlanan kaliteli başvuruların ve dolayısı ile toplumda bu kanun yolunun bilinirliğinin artması gerekmektedir. Daha fazla bilgi için diğer makalelerimizi incelemeniz tavsiye olunur.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Çapkınlık Yapmak İsterken Hapse Girmeyin

Ceza dosyalarından örneklerle yaşanmış olaylar üzerinden hayat kadınları ya da modern tabirle “escort”larla ilişkiye giren erkeklere uyarılar;

Bu makalede fuhuş sebebiyle yakalanabileceğiz bir cinsel hastalık veya duşa girdiğiniz sırada cüzdanınızdan çalınabilecek, fark etseniz de şikayet konusu edemeyeceğiniz paradan çok daha önemli bir konu; haksız yere hapse girme hatta ömrünüzü hapiste geçirme riskiniz üzerinde durulacaktır.

Öncelikle fuhuş yani bir erkekle bir kadının (cinsel tercihe göre taraflar değişebilir.) para karşılığında ilişkiye girmesi Türk Ceza Kanunu’na göre suç değildir. Yani fuhuş yapan kadın ya da onunla birlikte olan adamın kanunen suç teşkil eden bir eylemi yoktur, hapis cezası almaları da söz konusu olmayacaktır. (Ancak örneğin fuhuş yapan kadını telefonla aradığınızda başka bir arkadaşını da yanında getirmesini veya kendisi yerine başka birisini göndermesini isterseniz o da kabul ederse, arkadaşının fuhuş yapmasına aracılık eden kadın TCK.’nın 227. maddesinde düzenlenen fuhuşa aracılık suçunu işlemiş olur. Ceza dosyalarındaki telefon dinleme tutanaklarından fuhuş yapan kadınların genellikle müsait olmadıkları günlerde/durumlarda arayan müşteriyi başka bir arkadaşına yönlendirmek suretiyle bu suçun faili haline geldiklerini görmekteyiz.)

Eğer bir arkadaşınız için fuhuş yapan bir kadınla temasa geçerek ilişki kurmalarını sağlarsanız siz de fuhuşa aracılık suçunu işlemiş olacaksınız. TCK.’nın 227. maddesinde düzenlenen fuhuşa aracılık suçu 06.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Yasanın 12. maddesi ile telefon dinlemesi yapılabilecek suçlar arasına alınmış olup aradığınız numaranın dinlenen bir numara olması muhtemeldir. Dolayısıyla eğer telefon görüşmeniz sırasında aracılık anlamına gelecek bir konuşma yaparsanız polisin bu konuda yaptığı operasyonlardan birisine de kolaylıkla takılabilirsiniz.

Buraya kadar anlattıklarım yani arkadaşınıza “sözde” iyilik yapmak isterken bir anda fuhuşa aracılık suçu şüphelisi/sanığı haline gelme riskinizden çok daha vahim sonuçlar doğurabilecek, hatta hayatınızı hapiste geçirmenize yol açabilecek yaşanmış bazı örneklerle uyarılarımızı sürdürelim;

  Türk Ceza Kanununa göre geçimini fuhuştan sağlayan bir kadına karşı işlenecek cinsel bir suçun, alelade bir kadına karşı işlenmiş suçtan hiçbir farkı yoktur, sanık aynı şekilde cezalandırılır. Ancak toplumda fuhuş yapan kadınların cinsel saldırıya, gaspa uğrama veya öldürülme ihtimalinin nispeten fazla olduğu da maalesef gerçektir. Eğer ilişki için, güvenlik kamerası sistemi olmayan vasat bir otelin odasını yahut fuhuş yapan kişinin evini tercih ederseniz, orada bıraktığınız dna örnekleri sebebiyle ilişkinizden sonra başka birisinin işlediği bir suçun şüphelisi/sanığı durumuna gelebilir, haksız yere cezalandırılabilirsiniz. Örneğin yakın tarihte sonuçlanan bir ceza dosyasında; fuhuş yapan kadının evine zorla giren 8 kişi, kadının kafasına poşet geçirip bantlayarak sırayla cinsel saldırı ve yağma suçlarını işlemişlerdir. Kadın faillerden ikisinin yüzünü görmüş ve teşhis etmişse de diğer 6 faili teşhis edememiştir. Bunun üzerine polis mağdur kadının evindeki yatak, çarşaf, masa, sehpa vs. üzerinden aldığı dna örnekleri üzerinden soruşturma yürütmüş, dna örneği eşleşen bir şüpheli (müşteri), olay sırasında gözleri bantlı olduğu için mağdur tarafından teşhis edilememişse de dna eşleşmesine itibarla tutuklanmış, hakkında cinsel saldırı, yağma v.s. suçlardan 30 yılı geçen hapis cezası istemiyle dava açılmış, sanık uzun süre tutuklu kalmış, yıllarca da ömrünü hapiste geçirme tehdidi altında yaşamıştır. Yine bir escortun öldürülmesi halinde telefon kaydı, dna örneği gibi materyaller üzerinden tespit edilen o günkü müşterilerin derdini anlatması eğer konuya hakim bir avukatları yoksa oldukça zor, tutuklanmaları bir o kadar kolay olacaktır. Bu şekilde olaydan önce mağdurla müşteri olarak görüşmesi sebebiyle yani sırf şüphe üzerine uzun süre tutuklu kalan, hatta yargılamada kendisini yeterince savunamadığı için cinsel saldırı, yağma ve öldürme gibi suçlardan korkunç hapis cezalarına mahkum edilen ve halen cezaevinde bulunan vatandaşlar mevcuttur.

Diğer yandan eğer fuhuş yaptığınız kişinin 15 yaşından küçük olduğu tespit edilirse, ilişki için sizden para almış ve rıza göstermiş olması hukuken hiçbir anlam ifade etmez. Bir çocuğa tecavüz etmekle yargılanırsınız ki şuan için cezası en az 16 yıl hapistir.

Dikkat edin çapkınlık yapmak isterken ömrünüzü hapiste geçirmeyin. Olur da uyarılacak aşamayı geçtiyseniz de vakit kaybetmeden imkanlarınız doğrultusunda edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla çalışın. Çünkü yargılama süreci sandığınız kadar hassas ilerlemeyecek ve atılı suç vasfı nedeniyle mahkemece cezaevinde ne kadar kaldığınız da maalesef pek umursanmayacak.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Ceza Mahkemesinde Nasıl Beraat Edilir?

     Ceza hukukunda her suç tipinin kendine özgü delil değerlendirme şekli ve mahkumiyet kriterleri vardır. Bunlar kitaplarda açıkça önünüze konulan, herhangi bir hukukçuya, avukata sorup cevabını alabileceğiniz şeyler değildir. Sürekli okumayı, ceza mahkemelerinin o suç tipindeki beraat ve mahkumiyet kararlarına, İstinaf ve Yargıtay uygulamalarına tümüyle hakim olup bir anlayış geliştirmeyi gerektirir.

       Ceza mahkemesinin sanığın yargılandığı suç türünde hangi durumlarda beraat, hangi durumlarda ise mahkumiyet kararı verdiğini, beraat kararı alabilmek için hangi noktalara odaklanılması, hangi delillerin toplanması gerektiğini bilmeyen, mahkemenin ilgi alanını etkilemeyen konularda veya sadece teorik savunma yapan bir ceza avukatının gayreti, böbreklerinden rahatsız olan kişinin ısrarla akciğerlerine tedavi uygulamaya çalışan veya karnına masaj yapmakla yetinen bir doktorunkinden farksızdır. Tıpta teşhis tedavinin yarısıdır.”derler. Bu söz ceza hukukunda da aynen geçerlidir; Doğru savunma yapabilmek için önce sorunu doğru tespit etmeniz gerekir. Eğer sanık yahut sanık yakını olup da mahkeme salonunda avukatınızın savunması sırasında hakimin ilgisiz kaldığını, sık sık avukatınıza müdahale ederek bir an önce duruşmayı bitirmek istediğini, hatta avukatınızla “konuyla ne alakası var” babında tartıştığını gözlemlediyseniz ne demek istediğimi anlamanız kolay olacaktır.

        Konuyu uygulamada avukatların en çok zorlandığı, nasıl savunma yapacağını bilemediği suç türlerinden cinsel suçlar üzerinden örneklerle izah etmeye çalışacağım. Ancak hangi suçtan yargılanıyor olursa olsunlar her sanık açısından aşağıda vereceğim bilgilerin yol gösterici olacağına ve ciddi fayda sağlayacağına eminim.

       Cinsel suçlarda delil değerlendirmesi nasıl yapılıyor? Mahkeme neye göre mahkumiyet veya beraat kararı veriyor, hangi noktalara bakıyor? “Biraz” anlatalım. 

1. Olayın adli makamlara intikal şekli ve zamanı;

       Olay sıcağı sıcağına, mağdurun veya ailesinin şikayeti üzerine mi, yoksa çevrede çıkan söylenti yahut husumet sonucu mu adli makamlara intikal etmiş? Olay adli makamlara geç intikal etti ise; şikayette gecikmenin nedeni  sorgulanır, makul bir nedeni varsa araştırılıp bulunmalıdır. (Gecikme ancak aile içi cinsel istismarda makul karşılanabilir, yine olay tarihinde 15 yaşın altında olan mağdurlar açısından gecikme hususu aile içi istismar kadar olmasa da makul karşılanır ancak yine de mahkemece araştırılır, göz ardı edilmez.)

2. Olayın gerçekleştiği yer suçun işlenmesine elverişli mi?

       Örneğin nitelikli cinsel saldırı veya çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda olay yerinin fiziksel özellikleri bakımından suçun işlenmesine uygun olup olmadığı; çevreye uzaklığı, eylemin çevreden görülüp görülemeyeceği, mağdur bağırsa, dirense seslerin duyulup duyulamayacağı suça konu eylem açısından sanığın nüfuz ve hakimiyet tesisine elverişli olup olmadığının belirlenmesi, gerekirse mağdur da refakate alınıp keşif yapılması gerekir.

3. Suçlamanın tıbbi deliller, hastane raporları ile doğrulanıp doğrulanmadığı;

       Örneğin nitelikli cinsel saldırı veya çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda mağdurun vücudunda, özellikle cinsel bölgesinde olayı doğrulayan tıbbi bulgular, darp-cebir izleri, sıyrıklar, ekimozlar, sanığa ait dna örnekleri mevcut mu? Mağdur şikayette bulunduğunda üstü başı perişan halde mi, kıyafetlerinde zorlamaya ilişkin bulgu (yırtılma, kopma) çamaşırında dna örneği (sperm, kan, tükürük vs.) var mı? Aynı şekilde sanığın vücudu ve kıyafetlerinde olayı doğrulayan tıbbi bulgu var mı?

4. En önemli kriter; Mağdurenin anlatımları aşamalarda istikrarlı ve hayatın olağan akışına uygun mu?

           Cinsel suçlar genellikle dört duvar arasında gerçekleşen ve tanık bulunması zor suçlardan biridir. Bu nedenle mağdurenin iffetini ortaya atarak durup dururken böyle ciddi bir iddiada bulunmayacağı kabul edilerek diğer suçlara oranla mağdure beyanına daha fazla değer verilir. Hatta mağdurenin dosyadaki tüm anlatımları detaylı, tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun ise başka bir delille doğrulanmasa da sanığın mahkumiyetine esas alınabilir. Bu nedenle Mağdurenin aşamalarda (karakolda, savcılıkta, duruşmada) birbiriyle tutarlı olmayan ve çelişen beyanları mevcutsa (iddiaları tıbbi deliller ve tanık anlatımları ile de doğrulanmıyorsa, sanık da başından beri inkara yönelik savunmada bulunduysa) sanığın beraat etme ihtimali yüksektir. Aksi durumda da mahkum olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle cinsel istismarda mağdurenin ifadesi kural olarak bir kez alındığından mağdurenin dinlendiği duruşmada sanık avukatının performansı, mağdura sorular sorarak ifadeleri arasında çelişki yaratabilmesi hayati derecede önemlidir. Diyelim ki bu şansınızı kaçırdınız. Cinsel istismar mağduru ikinci kez dinlenebilir mi? Her dinlenilmesinde psikolojisinin daha fazla bozulacağı kabul edildiğinden mağdur çocuk kural olarak mahkemede bir defa dinlenilebilir. ANCAK CMK.’nın 236/2 maddesine göre maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için zorunlu olduğu takdirde mahkeme huzuruna ikinci kez çağrılabilir ve dinlenebilir

5. Sanığın savunması:

        Mağdurenin isnatta bulunma sebebi, yani neden sanığı böyle bir şeyle suçlamış olabileceği, aralarında husumetin var olup olmadığı sanığa sorularak açıklattırılır. Sanık suçu inkar ederken mağdurenin bazı anlatımlarını doğrulayarak evet iddia edildiği gibi şöyle oldu ancak böyle olmadı gibi beyanda bulunduysa bu durum adli makamlarca sanık aleyhine değerlendirilip tevilli (kaçamaklı-dolaylı) ikrar olarak kabul edilebilir.

6. Mağdurun yaşının önem arz ettiği haller;

         Çocuğun basit veya nitelikli cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz (çocuğa ilişkin ağırlaştırıcı neden açısından) suçlarında suç niteliğine etkisi nazara alınarak mağdurun suç tarihindeki yaşı konusunda şüphe, ihtilaf varsa ya da mağdurenin 15 ya da 18 yaşını doldurmasına kısa bir süre kalmışsa mağdureye ait doğum tutanağı getirtilip mağdurenin resmi bir kurumda doğmadığının anlaşılması halinde gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra  sanığın hukuki durumunun tayini gerekir.

      Yukarıda cinsel suçlarla ilgili değerlendirme kriterlerinden “bazılarına” yer verilmiştir. Belirtilenler dışında dosyadaki suç tipine göre mahkemenin vereceği kararı doğrudan etkileyebilecek pek çok delil elde etme yöntemi ve savunma şekli mevcuttur. Diğer yandan sadece ceza usul hukukuna göre beraat ve bozma gerekçesi yapılabilecek pek çok husus vardır ki yukarıda bir tanesine dahi yer verilmemiştir.

       Özetle; Uyuşturucu madde ticareti, yaralama, öldürme, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, zimmet, kaçakçılık, özel hayatın gizliliğini ihlal, güveni kötüye kullanma v.s. hangi suçtan hakkınızda dava açılmış veya mahkum edilmiş olursanız olun yukarıda izah edildiği gibi o suça özgü onlarca değerlendirme ve mahkumiyet  kriteri mevcuttur. Mahkemeler yargılamayı gelişigüzel yapmaz. İstinaf ve temyiz gibi kanun yolu başvuruları da yine belli kriter ve kurallara göre incelenir. Eğer haksız yere yargılandığınızı veya mahkum edildiğinizi düşünüyorsanız, umutsuzluğa kapılmayın. Her suç tipine göre kendinizi savunma konusunda kullanabileceğiniz pek çok delil elde etme yöntemi ve değerlendirme kriteri vardır. Bir an önce iyi bir ceza avukatı edinmeniz ve doğru şekilde savunma yapmanız faydanıza olacaktır.

     Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Ceza Avukatında Bulunması Gereken Özellikler

      Hukuk fakültesi öğrencileri ve mesleğe yeni başlayan meslektaşlar mail göndererek nasıl iyi bir ceza avukatı olabilirim? diye sormaktadır. Hem yoğunluktan dolayı cevaplandıramadığım bu tür maillere ilgisiz kalmamak hem de vatandaşların ceza avukatı seçiminde hangi özellikleri araması gerektiğini belirterek onlara yol gösterebilmek adına her ceza avukatında bulunması gereken temel özellikleri ifade etmeye çalıştım.

1. UZMANLIK VE GÜNCELLİK

        Ceza avukatının kaliteli hizmet verebilmesi keskin bir uzmanlaşmaya giderek sadece ceza davalarını üstlenmesi ve sürekli mevzuat değişikliklerinin yaşandığı ceza hukukundaki tüm gelişmeleri takip ederek bilgilerini güncel tutabilmesi halinde mümkündür. Sade vatandaş için dahi kanunu bilmemenin mazeret sayılmadığı bir ülkede ceza hukukundan başka alanlarda da iş yapmaya çalışan bir avukatın güncel uygulamaya hakim olması ve iyi bir ceza avukatı olarak anılması güçtür.

2. BİREYSELLİK (ÖZGÜNLÜK)

       Ceza avukatlığı herkesin aynı kalitede standart hizmet verebileceği bir meslek değildir. Ceza avukatı ceza dosyaları ile BİZZAT ilgilenir, kurumsallaşmaktan yani çalışan sayısını artırıp standart  ve vasat hizmet verecek şekilde büyümekten kaçınır. 

       Kurumsal (çok kişinin çalıştığı), her davaya bakan bir hukuk bürosundan kaliteli bir ceza avukatlığı hizmeti almanız “kanaatimce” zordur. Çünkü iyi bir ceza avukatının hitabet gücü, yazım dili, bilgisi, zekası, dosyaya bakışı BENZERSİZDİR. Bu nedenle ceza avukatı müvekkilinin savunmasının hazırlanmasını ya da önemli bir duruşmasını yanında çalışan başka bir avukata havale edemez. Yani örneğin siz ünlü ceza avukatı Av. X’e vekalet veriyorsunuz ancak dosyanız o büroda çalışan ve mesleki tecrübesi, kabiliyeti kısıtlı Av. Ahmet Bey’e havale ediliyor, savunmanızı da o yazıyor, duruşmanıza da Ahmet Bey giriyor. Aslında sizin bunu o çok büyük büroya ilk girdiğinizde, o büroda 10 kişinin çalıştığını gördüğünüzde anlamış olmanız, bu kadar kişinin çalıştığı bir büroda “benim vekalet verdiğim avukat esasen yöneticilik, işletmecilik yapıyor demek ki” diye düşünmeniz gerekirdi. Bu arada bahse konu örnekte siz dosyanızı Av. Ahmet Bey’e verir miydiniz?

     Vatandaşlarımız eğer hayati önem taşıyan bir ceza dosyaları varsa her aşamada doğrudan muhatap olabilecekleri ve dosyaları ile bizzat ilgilenecek, duruşmalarına bizzat katılacak, savunma, istinaf, temyiz dilekçelerini bizzat hazırlayacak BİR” ceza avukatı edinsinler.

3. İLERİ DERECEDE EMPATİ YAPABİLME YETENEĞİ;

        Ceza avukatının savunmasını üstlendiği sanık dosyada yazan bir isimden ibaret değildir. Dosyada mahkumiyet tehdidi altında veyahut cezaevinde, ailesi, sevdikleri olan ve geleceğini size emanet etmiş bir İNSANIN olduğu unutulmamalıdır. Ceza avukatı kendi kardeşi, annesi, babası veya eşi sanık olsa ve savunmasını üstlense dosya üzerindeki çalışması için en az 10-15 gününü harcayacaksa, o konuda son dönemde verilmiş tüm Yargıtay kararlarını tek tek okuyacaksa, uygulamaya yönelik varsa eksiklerini tamamlayacaksa yani elinden gelenin en iyisini yapacaksa dosyasını üstlendiği müvekkili için de aynı şeyi yapmalı, üstlendiği manevi sorumluluğun farkında olmalıdır. 

      Uygulamada yarım saatte matbu bir evrak üzerinden isim soyisim ve belli bölümler değiştirilerek savunma, tutuk itirazı, istinaf ve temyiz dilekçeleri hazırlanmakta önceki dilekçelerin başlığı değiştirilerek kanun yolu başvuruları yapılmakta dosyada adı geçenin İNSAN olduğu unutulmaktadır. Bu şekilde hareket eden meslektaş müvekkilinin yerinde kendisi olsa verdiği hizmeti kendisine layık görür müydü? Eğer iyi bir ceza avukatı olmak istiyorsanız öyle titiz ve iyi bir savunma yapmalısınız ki dava sonucu olumsuz dahi olsa Müvekkiliniz gayretinizden şüphe duymamalı, rahatlıkla teşekkür edebilmelidir.

4. ŞEFFAFLIK;

        İyi bir ceza avukatı son derece kaliteli hizmet verdiği için üstlendiği dosyaya sunduğu savunma, tevsi-i tahkikat, mütalaaya beyan, istinaf, temyiz v.b. dilekçelerin örneğini en kısa  sürede Müvekkiline (Müvekkil yakınına) ulaştırarak bilgilendirir. Hem müvekkilini hakkını nasıl savunduğu konusunda haberdar etmesi gerekir hem de o çalışma için ciddi vakit ve emek harcamıştır, içten içe takdir görmek ister

      İyi bir ceza avukatı mesleki gayretine karşın dosya olumsuz neticelenmiş veyahut kanun yolu başvurusu reddedilmiş ise bunu da derhal müvekkiline bildirir, yapılabilecek başka bir hukuki müdahale olup olmadığı konusunda görüşünü açıklar. Uygulamada temyizde cezası onanan, istinaf başvurusu reddedilen, hakkında mahkumiyete karar verilen vatandaşların bunu avukatlarından değil de aylar sonra ve çoğu kez cezaevine götürülmek üzere yakalandıklarında öğrendiklerini görmekteyiz.

5. MESLEK AHLAKI VE PRENSİP SAHİBİ OLMAK:

        Meslek ahlakı; bir avukatın mesleki bilgisi ve kabiliyetinin yeterli olmadığı bir işi üstlenmemesi, eksik ya da geç yapmaması, Müvekkilinin güvenini sarsmamasıdır. Ceza avukatı, her türlü dosyayı alan ve sürümden kazanma mantığı ile hareket edenlerden farklı olmak ve üstlendiği dosyaya oldukça ciddi vakit ayırmak zorundadır. Bu nedenle fiilen ceza davaları dışında dosya üstlenmesi ASLA mümkün olmadığı gibi ayda üstlenebileceği dosya sayısı da sınırlıdır.

        Son olarak; ceza davalarında dosyasını vermek için cezanı kesin bozdururum, kesin beraat edersin, kardeşini ilk duruşmada tahliye ederimgibi güzel cümleler duymak ve taahhüt isteyen vatandaşlar maalesef avukatın en kötüsüne mahkumdur.  Çünkü iyi bir ceza avukatı asla elinde olmayan bir şeyi taahhüt etmez, zor durumdaki bir insana duymak istediklerini söyleyip umut tacirliği yaparak para kazanmaz. Çünkü İyi bir ceza avukatı her şeyden önce iyi bir insan olmak zorundadır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Şikayetten Vazgeçme

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu işlediğinden bahisle hakkında soruşturma başlatılan, dava açılan veya mahkumiyetine hükmedilen sanıkların aklına “acaba karşı tarafı (mağduru, mağdur ailesini) ikna etsem, şikayetlerinden vazgeçseler bu suçlamadan/davadan/hapis cezasından kurtulur muyum?” diye bir soru gelebilir. Bu sorunun cevabı failin yani suçu işleyen kişinin niteliğine göre değişmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu; 15-18 yaş aralığında algılama yeteneği gelişmiş bir çocukla rızası ile (cebir, tehdit ve hile olmaksızın ) cinsel ilişkide bulunulmasıdır.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikayete tabidir. 6 ay içinde şikayette bulunulmadığı takdirde soruşturma veya kovuşturma yapılamaz. Yine dava açılmış da olsa hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçilmesi halinde sanık hakkındaki kovuşturma şartı olan şikayet ortadan kalkacağından kamu davası düşer. Hüküm kesinleştikten sonra şikayetten vazgeçilmesinin ise hiç bir etkisi olmayacaktır.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bazı durumlarda hem şikayete bağlı olmaktan çıkarılmış hem de cezası anormal derecede artırılmıştır;

Suçun, mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi (örneğin baba, amca, dayı, abi, dede) veya evlat edinmek üzere aldığı çocuğun evlat edinme öncesinde bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde  şikayet aranmaksızın failin 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.

Dolayısıyla reşit olmayanla cinsel ilişki suçu failin mağdurla kanunda belirtildiği şekilde yakın akrabalık bağı bulunan yahut evlat edinen-bakıcı-koruyucu aile mensubu bir kişi tarafından işlenmesi hali şikayete ve 6 aylık şikayet süresine tabi değildir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30