post

Cinsel Suçlarda Yargıtay Ve İstinaf Dairelerinin Beraat Gerekçeleri

     Cinsel istismar (veya cinsel saldırıya) ilişkin dosyaların her biri farklıdır. Nasıl ki aynı kıyafetin herkesin üzerine tam oturması mümkün değilse cinsel suçlarda her beraat gerekçesi de her dosyaya uymaz, geçerli olmaz. Çünkü her dosyanın mağduru, mağdurun aşamalardaki iddiaları, iddiaya konu olayın geçtiği yer, adli mercilere yansıma şekli ve zamanı, tanık anlatımları, sanığın beyanları ve gösterdiği deliller, sosyal inceleme raporu, adli muayene raporları ve görüşme tutanaklarının içeriği v.b. FARKLIDIR. Bu nedenle dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza uygun düşecek şekilde savunma yapılması, ceza almanız halinde de mahkemenin neden mahkumiyet verdiği “doğru tespit edilerek (bu konuda sıklıkla yanılgıya düşülmektedir.) istinaf veya temyiz başvurusunun da “dosyanızdaki onlarca hususta inceleme yapılarak” size özel hazırlanması gerekmektedir.

    Bu makale Yargıtay Ceza Dairelerinin (ve İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerinin) sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle verdiği binlerce bozma kararı incelendikten sonra hazırlanmış olup yukarıda izah ettiğim sebeple aşağıda yer verdiğim birkaç örnek karar dahil cinsel suçlara ilişkin internette bulacağınız hiçbir kararın dosyanızla birebir örtüşmesini, size doğrudan fayda sağlamasını  beklemeyiniz.

1) Delil yetersizliği; Cinsel suçlarda en sık kullanılan, genel beraat gerekçesidir; esasen gerekçe de değil sonuçtur. Çünkü bu gerekçe dosya kapsamındaki taraf ve tanık beyanları, raporlar, deliller, tutanaklar hep birlikte değerlendirildikten sonra yalnızca sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder ve kararlara “sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, somut, tarafsız, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından müsnet suçtan beraatine karar verilmesişeklinde yansır. Bu nedenle aşağıdaki örneklerde sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen hususa yer verilmeye çalışılmıştır.

a) Husumet ; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/11974 E. 2017/735 K. 16.02.2017

       Özel Daire burada sanığın müşteki ile arasında boşanma davasına da konu olan bir husumetin bulunduğu yönünde tanık anlatımları ile de desteklenen savunmasını mağdurenin çelişkili beyanlarına üstün tutarak sanığın, mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.

b) Mağdure beyanlarının yetersizliği; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/10597 E. 2017/530 K. 07.02.2017

        Özel Daire burada Mağdurenin yaşı sebebiyle ifade verememesi, diğer mağdurenin de beyanlarının içerikten yoksun olup suçun unsurlarını açıklayamaması nazara alarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermiştir

c) Mağdurenin çelişkili beyanları; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/10138 E. 2017/200K. 17.01.2017

         Özel Daire burada mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanlarını dikkate alarak sanığın eyleminde cinsel amaç bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşmüş ve sanığın beraati gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.

d) Mağdurenin olaydan çok uzun süre sonra şikayette bulunması ve olaydan sonra Sanıktan uzaklaşmayıp yakın irtibatına devam etmesi; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/7823 E. 2017/11 K. 09.01.2017

        Yukarıda delil yetersizliği başlığı altında özel beraat gerekçelerinden dördüne örnek verilmiş olup Ceza Dairelerinin kararlarında ön plana çıkardığı, burada zikredilmeyen sayısız farklı beraat gerekçesi mevcuttur. Belki başka bir makalemizi sırf bu örneklere ayırabiliriz.

2) Gerekçesiz hüküm kurulması; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/9316 E. 2016/8707 K. 26.12.2016

3) Suçun unsurlarının oluşmaması

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/9555 E. 2016/8587 K. 19.12.2016

     Cinsel suçlar TCK.’da oldukça yüksek hapis cezaları öngörülen ciddi suçlardandır. Cinsel suçla yargılanan bir sanığa kasten adam öldürme ve uyuşturucu madde ticareti suçundan daha yüksek cezalar rahatlıkla verilebilmektedir. Bu nedenle beraatiniz mümkün olmadığı takdirde üzerinize atılı suçun niteliğinin lehinize değişmesi bile ceza miktarının lehinize ciddi miktarda azalmasını sağlayabillir. Diğer yandan suç vasfının aleyhinize hatalı şekilde tayini (basit cinsel istismar yerine organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar, cinsel taciz yerine basit cinsel istismar gibi), şartları oluşmadığı halde hakkınızda suçun nitelikli hallerinin (TCK. 103/4 cebir nedeniyle artırım gibi)  veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, teşdide gidilmesi, teşebbüs yerine tamamlanmış suçtan hüküm kurulması da ceza miktarının aleyhinize anormal şekilde artmasına yol açabilir.

    Eğer haksız yere böyle ciddi bir ithamla karşılaştı iseniz yapabileceğiniz tek şey edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla mümkün olan en kısa sürede çalışmaya başlamaktır.

    Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Banka Ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda İstinaf ve Yargıtay Beraat Gerekçeleri

  1. Sanığın sahibinin rızası ile kullandığını iddia ettiği suça konu kartı uzun süre kullanması, kart sahibinin çok sonra şikayette bulunmuş olması, kart borçlarının ilk etapta düzenli olarak ödenmiş olması, dolayısıyla başkasına ait kredi kartını (veya kart bilgilerini) haksız yere ele geçirdiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, (Aynı yönde Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/8904 E. 2017/1539 K. 20.02.2017)
  2. Sanığın suçun hazırlık hareketlerini tamamladığı ancak icra hareketlerine başlamadığı, yapılan hazırlık hareketlerinin bir suç oluşturmadığı gözetildiğinde beraatine hükmedilmesi gerektiği. (Aynı yönde Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/906 E. 2016/4007 K. 28.03.2016)
  3. Suç tarihinde dava konusu kartın kapatılmış olduğunun bankanın yazısında belirtilmesi, kartın başka hesapla ilişkilendirildiğine dair de bir emare bulunmadığından işlenemez suçun söz konusu olduğu, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği. (Aynı yönde Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2015/1303 E. 2016/5253 K. 07.06.2016)

Banka ve kredi kartının kötüye kullanılması suçundan yargılanan sanığın dikkat etmesi gereken önemli hususlar;

      -Banka ve kredi kartının kötüye kullanılması suçu  mahkemeler tarafından en çok banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık sıklıkla da; hırsızlık, bilişim sistemini engelleme veya bozma, kişisel verileri kopyalama, güveni kötüye kullanma, mala zarar verme suçları ile karıştırılmakta olup Yargıtay (ve İstinaf) Ceza Daireleri bu hususta bugüne dek binlerce bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 15. C.D. 2016/581 E. 2016/3902 K. 25.04.2016, Yargıtay 8. C.D.2016/1437 E. 2016/5453 K. 21.04.2016, Yargıtay 13. C.D. 2015/835 E. 2016/3921 K. 08.03.2016 v.b.) Bu nedenle iddianamedeki sevk maddesinin hatalı olabileceği dikkate alınarak suç tipi doğru tespit edilip doğru savunma yapılmalıdır ki Sanık hak kaybına uğramasın. Burada konuya hakim bir ceza avukatının desteği zaruridir.

    –Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu etkin pişmanlık hükümlerine uygun suçlardandır. Sanık suçu işlemiş olsa ve inkar imkanı olmasa da usulüne uygun şekilde kart sahibinin zararını gidermesi halinde cezasında ciddi miktarda indirim yapılır. Etkin pişmanlık uygulaması basit göründüğü kadar hassas bir konudur. Hatalı-eksik uygulanırsa fayda değil zarar getirebilir. Bu nedenle etkin pişmanlık konusunda Yargıtay ve İstinaf uygulamalarının tümüne hakim bir ceza avukatından mutlaka destek alınmalıdır.

-Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu teşebbüse uygun suçlardır. Teşebbüs halinde sanığın cezası ¼ ile ¾ arasında bir oranda indirilir. Bazen mahkemelerin teşebbüs hükümleri uygulanması gerekirken sanığı suçu tamamlamış gibi fazlaca cezalandırdığı görülmektedir.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı hallerde dahi yanılgıya düşülerek sanığın cezasında haksız yere artırıma gidildiği görülmektedir. (Aynı yönde. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2015/6252 E. 2015/24258 K. 09.11.2015)

Bu hatalar istinaf (veya temyiz) aşamasında mutlaka belirtilmelidir.

– Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan yargılama yapan mahkemenin yargılamada toplaması gereken pek çok delil ve araştırması gereken bir çok husus vardır. Bunlar yerine getirilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi Yargıtay ve İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından bozma sebebi yapılmaktadır. Örneğin; yüzleştirme yapılmaması, sanıkların teşhise elverişli fotoğrafları ile ATM güvenlik kamera kayıtları ve bilirkişi raporunun Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek belirtilen eylemi yapan şahısların sanıklar olup olmadığının kesin biçimde belirlenmemesi, HTS raporu istenmemesi, suça konu kredi kartıyla yapılan işlemlerin satıcı firma tarafından iptal edilip edilmediği, satın alınan ürünlerin teslimat adreslerine gönderilip gönderilmediği ve kredi kartından yapılan çekimlerin kredi kartına iade edilip edilmediğinin saptanmaması, adli emanette kayıtlı bulunan ses CD’si üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak telefon görüşmesinin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit olunmaması gibi somut olayın özelliğine göre pek çok husus araştırılmalıdır.

Eğer banka ve kredi kartının kötüye kullanılması suçundan (veya herhangi bir suçtan) yargılanıyorsanız savunmanız için, hakkınızda ceza verilip de kanun yoluna başvuracaksanız kanun yolu başvurusunun layıkıyla yapılması için, cezanız kesinleşti ise kesinleşmiş hapis cezasına karşı olağanüstü kanun yollarına başvuru açısından güncel ceza hukukuna hakim bir ceza avukatının desteğinden yararlanmanız faydanıza olacaktır.

Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Gizlice Alınan Ses Kaydı Delil Olur Mu?

 

Bir kişinin masumiyetini ya da suçluluğunu ispat etmek için gizlice (kayda alınan kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın) alınan ses (veya görüntü) kaydı ceza mahkemesinde hukuken geçerli bir delil midir? Ses kaydı yapan kişinin cezai sorumluluğu doğar mı? Habersizce yapılan ses kaydı yargılamanın yenilenmesi için delil olarak kullanılabilir mi?

CMK. 217/2’ye göre yüklenen suç, hukuka uygun  bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Yani kural; hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin ceza mahkemesinde kullanılamamasıdır. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre istisnai durumlarda habersizce alınan ses veya görüntü kaydı hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmektedir.

Örneğin telefonla hakarete, tehdite, tacize, şantaja v.b. maruz kalan, bulunduğu ortamda kendisinden rüşvet istenen veya ortamdaki konuşmalardan haksız bir iftiraya uğradığı anlaşılan kişi yetkili makamlara delil olarak sunmak amacıyla bulunduğu ortamdaki veya telefon görüşmesi sırasındaki konuşmaları kayıt altına alıp şikayetçi olurken de delil olarak kullanabilir. Mağdurun elde ettiği bu tür deliller hukuka uygun sayılacaktır. Yine bu şekilde elde edilen delil kesinleşmiş bir davanın yeniden görülmesini gerektirir nitelikte ise yargılamanın yenilenmesi talebine de konu edilebilir

“….Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme imkanının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur….. Katılanın sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt etmek suretiyle elde ettiği kayıtların, 5271 sayılı CYY’nın 135. maddesi kapsamında değerlendirmesi, bu bağlamda hakim kararı olmadığından bahisle hukuka aykırı kabul edilmesi olanaklı olmayıp, rüşvet istenmek suretiyle sanıklar tarafından kendisine karşı işlendiğini iddia ettiği suçla ilgili olarakbir daha elde edilme olanağı bulanmayan kanıtların yetkili makamlara sunulmak amacıyla toplandığının, dolayısıyla hukuka uygun olduğunun kabulü gerekmektedir….” ( YCGK. 2012/5-1270 E. 2013/248 K. 21.05.2013 )

Aşağıdaki karar içeriğinden, gizlice ses kaydı yapan şahsın bu delili kullanarak aleyhine yalan tanıklık eden kişinin cezalandırılmasını sağladığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki böyle bir delil önceki yargılamanın yenilenmesi sebebi de teşkil edebilir.

“…sanığın kendisine ait dükkanda, katılan ile yaptığı iki adet görüşmeyi cep telefonu ses kayıt özelliğiyle kayda aldığı, bu konuşmalar sırasında, katılanın sanığa,Ben ikinizi birlikte görmedim, o zaman o şekilde beyanda bulunmak zorunda kaldım, sana sinirimden bu şekilde davrandımşeklinde beyanlarda bulunduğu, sanığın bu konuşmaları CD’ye aktarıp yalan tanıklık suçundan katılan hakkında şikayette bulunduğu, şikayeti üzerine açılan davada katılan hakkında yalan tanıklık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği” (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/11860 E. 2014/2963 K. 10.02.2014)

Ses kaydı yapan kişinin cezai sorumluluğu;

Kendisinin veya bir yakınının suçsuzluğunu, yahut kendisine-bir yakınına karşı işlenen bir suçu ispatlama amacıyla tarafı olduğu, ani gelişen-tesadüfi bir konuşmayı gizlice kayıt eden kişi, kayda aldığı konuşmaları, adli makamlar dışında üçüncü kişi ya da kişilerle paylaşmadı ise, kaydı içeren CD’yi ve görüşme dökümlerini çoğaltarak başkalarına dağıtmadı ise yani delili elde ederken ve sonrasında hukuka aykırı bir bilinçle hareket etmedi ise hakkında dava açılsa da mahkumiyetine karar verilemez.

“…Sanığın, katılanlarla yaptığı yüz yüze konuşma içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, adli ve idari soruşturma dosyası ekinde delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların kaydedilmesi suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, katılanlar hakkındaki adli ve idari soruşturmaya konu iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir” (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/1776 E. 2016/5346 K. 30.03.2016)

        ‘’… görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, babası hakkında görülen davada, babası lehine ileri sürülen iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği göz önünde bulundurulduğunda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi… hükmün BOZULMASINA’’ (T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/2950 E. 2015/17627 K. 11.11.2015)

“….sanığın, ablası….’ın suçsuz olduğu yönündeki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği, sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı’’(T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/26127 E. 2014/10758 K. 05.05.2014)

Son olarak ses kaydı habersizce alınmış olsa da geçerli olabilmesi için tesadüfen-ani gelişen bir konuşmaya ilişkin olmalıdır. Çünkü hukuka aykırı şekilde (habersizce) elde edilen ses kaydı delil olarak kabul görebilirse de Yargıtay hukuka aykırı şekilde yaratılan (önceden hazırlık yapılarak, tuzak kurularak elde edilmiş) delilleri kabul etmemektedir. Burada çok ince bir ayrım mevcuttur. Dolayısıyla habersizce alınan ses ve/veya görüntü kaydının, yapılacak bir şikayette, devam etmekte olan bir ceza davasında ya da hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil etmek üzere delil olarak kullanılması konusunda bir ceza avukatından destek almanız faydanıza olacaktır.

post

Psikiyatrik Rahatsızlıkları Bulunan Hükümlü Yeniden Yargılanacak!

Tekirdağ (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi 29/03/2011 tarih ve 2011/219 Sayılı kararı ile Sanık …’un güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verdi. Sanık avukatı tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükmü Yargıtay 23. Ceza Dairesi tarafından 17/09/2015 tarihinde onanarak kesinleşti.

Kararın kesinleşmesinden sonra hükümlü müdafi yargılamanın yenilenmesi talebinde bulundu ise de talep Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/01/2016 tarihli ek kararı ile reddedildi. Hükümlü vekili  red kararına da itiraz etti ancak Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi 23/02/2016 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak reddetti.

Hükümlü vekili bu defa CMK.’nın 309. Maddesi uyarınca Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına karşı Adalet Bakanlığı’na kanun yararına bozma başvurusunda bulundu. 

Adalet Bakanlığı C.İ.G.M 24/06/2016 tarihinde özetle sanığın, kararın kesinleşmesinden sonra mahkemeye ibraz ettiği  …Hastanesinin 02/02/2016 tarihli adli raporunda sanığın bipolar bozukluk ve kısmi remisyonda olduğunun tespit edildiği, işbu rapora istinaden sanığın Tekirdağ 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19/02/2016 tarihli ilamı ile vesayet altına alındığının belirtilmesi karşısında, 5237 Sayılı TCK.’nın 32. maddesi gereğince akıl hastalığı sebebiyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti lüzumunun bulunması nedeniyle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek bu yönde rapor alınması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma talebinde bulundu.

Talebi yerinde gören Yargıtay 23. Ceza Dairesi 24.11.2016 tarihinde  2016/10045 K. Sayılı kararı ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/02/2016 tarihli red kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA karar verdi.

Sonuç olarak hükümlü yeniden yargılanacak, muhtemelen bu kez hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilecek.

Yukarıda yer verilen emsal karar hukukta başvurulabilecek pek çok kanun yolu olduğunu, mahkumiyet kararı kesinleşen sanıkların umutsuzluğa kapılmadan iyi bir ceza avukatı edinerek hukuk mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini göstermektedir. Oldukça ağır cezalara mahkum edilip mahkumiyeti onanarak kesinleşen binlerce hükümlü belki de bu tür kanun yollarından bihaber olduğu için mağduriyetini kanıtlayamamakta, yok yere hapis yatmaktadır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kesinleşmiş Hapis Cezasına Yönelik Yargılamanın Yenilenmesi Kabul Edildi

İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 08/12/2009 tarih ve 2009/376 Sayılı kararı ile Sanık …’nın resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Sanık avukatı tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükmü Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 03/06/2014 tarihli  ilâmıyla onanarak kesinleşti.

Kararın kesinleşmesinden sonra hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunuldu ise de talep İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04/11/2015 tarihli ek kararı ile reddedildi. Hükümlü vekili tarafından red kararına da itiraz edildi ancak İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi 05/11/2015 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak reddetti.

Hükümlü vekili bu defa CMK.’nın 309. Maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına karşı Adalet Bakanlığı’na kanun yararına bozma talebinde bulundu. 

Adalet Bakanlığı C.İ.G.M. 18.05.2016 tarihinde; “… müştekinin karar kesinleştikten sonra verdiği iddia edilen beyanlarında esasen çekin bilgisi dahilinde imzalandığını, aile içi gelenek olarak kızı ve damadına çeklerini bıraktığını ancak başka bazı sebeplerden damadı olan sanığa kızdığı için bir anlık kızgınlık ile şikayetçi olduğunu beyan etmesi karşısında ilgili banka şubesinden müştekinin başka çeklerinin bulunup bulunmadığı, bunların müşteki tarafından itirazsız ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi, ayrıca sanığın bu şekilde keşide ettikleri çekleri kimlere verdikleri ve buna dair delillerinin bulunup bulunmadığının sorulmasının gerektiğinden…” bahisle kanun yararına bozma isteminde bulundu.

Talebi yerinde gören Yargıtay 11. Ceza Dairesi 24.11.2016 tarihinde 2016/7833 K. Sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin  red kararının CMK.’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINABOZULMASINA karar verdi.

Sonuç olarak hükümlü yeniden yargılanacak, muhtemelen bu kez beraatine karar verilecek.

Yukarıda yer verilen emsal karar hukukta başvurulabilecek pek çok kanun yolu olduğunu, mahkumiyet kararı kesinleşen sanıkların umutsuzluğa kapılmadan iyi bir ceza avukatı edinerek hukuk mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini göstermektedir. Oldukça ağır cezalara mahkum edilip mahkumiyeti onanarak kesinleşen binlerce hükümlü belki de bu tür kanun yollarından bihaber olduğu için suçsuzluğunu kanıtlayamamakta, yok yere hapis yatmaktadır.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

“Tanığın İfade Değiştirmesi” Yargılamanın Yenilenmesi Sebebi Kabul Edildi

   Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 15/05/2009 tarihinde Sanıklar ….. ve …’nın yaralama ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından ayrı ayrı toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Sanık avukatı tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükmü Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından 25.02.2015 tarihinde onanarak kesinleşti.

    Karar kesinleştikten sonra hükümlü avukatı tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunuldu ise de talep Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/05/2015 tarihli ek kararı ile reddedildi. Hükümlü vekili tarafından bu red kararına da itiraz edildi ancak Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 22/05/2015 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak reddetti.

   Hükümlü vekili bu defa CMK.’nın 309. Maddesi uyarınca Malatya Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına karşı Adalet Bakanlığı’na kanun yararına bozma talebinde bulundu. 

   Adalet Bakanlığı C.İ.G.M. özetle; “…tanık olarak dinlenen … ‘in damadı olan mağdur …’un vefatı sonrasında sanıklar ve müdafisiyle yaptığı görüşmede hazırlanan Avukat … ve …’ın da huzurda bulunup imzaladıkları 15.05.2015 tarihli tutanakta, olay günü .. kendisinin ….’in elinde ilk kez silahı olay bittikten sonra gördüğünü, önceden elinde silah olmadığını, daha önceden mahkemede her ne kadar…’in elinde silah vardı ateş etti ve … ‘a ateş et dedi diye beyanda bulunduğunu belirtmiş ise de, olayın doğrusunun yukarda anlattığı gibi olduğunu, kendisinin bu şekilde ifade vermesinin sebebinin olay esnasında yere yatmış olmasından dolayı olayı eksik görmesi olduğu şeklindeki beyanının yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği’nden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulundu.

    Talebi kabul eden Yargıtay 4. Ceza Dairesi “….Beyanı hükme esas alınan tanık … ‘in 15.05.2015 tarihli tutanakta yer alan ve dosya kapsamına göre herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılan gerçeğe aykırı bilgi verdiğine dair anlatımları ikinci evre olan “kanıt toplama” ya geçmeyi gerektirir ciddiyettedir. Bu nedenle, mercii tarafından itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır..” gerekçesi ve  2015/28881 E. 2016/13446 K. Sayılı 14.10.2016 tarihli kararı ile Malatya Ağır  Ceza Mahkemesi’nin 22.05.2015 tarihli ve 2015/333 değişik iş sayılı red kararının CMK.’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verdi. 

   Sonuç olarak hükümlüler yeniden yargılanacak. Muhtemelen yargılama bu kez daha lehlerine sonuçlanacak.

    Yukarıda yer verilen emsal karar hukukta başvurulabilecek pek çok kanun yolu olduğunu, mahkumiyet kararı kesinleşen sanıkların umutsuzluğa kapılmadan iyi bir ceza avukatı edinerek hukuk mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini göstermektedir. Oldukça ağır cezalara mahkum edilip mahkumiyeti onanarak kesinleşen binlerce hükümlü belki de bu tür kanun yollarından bihaber olduğu için suçsuzluğunu kanıtlayamamakta, yok yere hapis yatmaktadır.

   Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

”Kabul Edilen” Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri

CMK.’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri sayılmıştır. Ancak hukukta teoriden çok pratik, yani uygulama önemlidir. Uygulamayı bilmezseniz savunmaya yönelik çabalarınızın sonuç vermesi de zordur. Örneğin bazı hükümlüler mahkumiyetleri kesinleştikten sonra mevcut avukatları vasıtasıyla yargılamanın yenilenmesi yasa yoluna başvurmaktadır.Yapılan başvuru genellikle dosyada daha önce ileri sürülen savunmaların, istinaf/temyiz dilekçesinin tekrarından ibaret olur ve yargılamanın yenilenmesine ilişkin talepler de haliyle olumsuz sonuçlanır.

Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunacak hükümlü vekilinin öncelikle uygulamada mahkemelerinhangi suçaçısından neleri” yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edebildiğini bilmesi gerekir. Çünkü mahkemelerin neleri yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul ettiğini, neleri etmediğini, bu yöndeki başvuruların kabulüne ve reddine ilişkin emsal yargı kararlarını bilirseniz, yani başvurunuzu uygulamayı dikkate alarak hazırlarsanız yargılamanın yenilenmesi talebinizin en azından kabul edilebilme ihtimali olur.

Uygulamaya bakıldığında en sık kullanılan ve en fazla kabul gören yargılamanın yenilenmesi sebebi yeni olay ve deliller sebebidir. CMK.’nın 311/1-e bendinde belirtildiği üzere “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikteise hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesine karar verilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/121 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Yani hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.

Yargılamanın yenilenmesi talebi için süre ve sayı sınırı yoktur. Mahkumiyet kararınız kesinleşti ise şartları varsa her zaman yargılamanın yenilenmesini isteyebilirsiniz. Daha önce yargılamanın yenilenmesine yönelik talebiniz reddedilmiş olsa bile başka bir sebep göstererek yeniden yargılamanın yenilenmesini talep edebilirsiniz.

Aşağıda, kabul edilmesi gereken yargılamanın yenilenmesi sebeplerine ilişkin yüzlerce Yargıtay kararından yalnızca bir kaçına yer verilmiştir;

“…..24/03/2015 tarihli ve 2015/22 esas, 2015/113 Sayılı kararı ile sanık hakkında yağma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, sanık müdafii tarafından verilen 15/02/2016 tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde özetle, müvekkili sanığın mağdurlara yönelik yağma eyleminde bulunmadığı, olay sırasında mağdurlara nasihatta bulunmaktan başka bir eylemi olmadığı, mağdurların ailelerini aramak için telefonlarını aldığı, mağdurların mahkeme tarafından alınan beyanlarında bu olayı doğruladıkları, yargılama aşamasında dinlenmeyen ve tanık olarak belirtilen …… ifadeleriyle olayın aydınlığa kavuşabileceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 Sayılı CMK.’nın  318 ilâ 321. maddeleri uyarınca  yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 Sayılı CMK.’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir. Kanun yararına bozma istemine dayanan ….. ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulüyle itirazın reddine dair …… 04/04/2016 tarihli ve 2016/226 değişik iş sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA…’’(T.C. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/4718 E. 2016/6269 K. 24.10.2016)

‘’…sanığın talebinde CMK.’nın 311/1. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisinin bulunmaması, anılan Kanun’un 317/2. maddesi gereğince herhangi bir yasal neden, dayanak, delil içermediğinden bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de; sanığın 13/03/2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde dile getirdiği ve hükmü etkileyen, … İli … İlçesi Kavak Belde Başkanlığı yaptığı sırada belediyeye at yarışı ve cirit müsabakası için gönderilen ödenekle ile ilgili Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına yazılan yazı ve ekinde bulunan at yarışı yapıldığına dair belgeler ve tahakkuk evraklarındaki imzanın kendisine ait olmadığına dair iddiasının, diğer iddialarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anılan Kanun’un 311. maddesi kapsamında, yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden… 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.03.2015 gün ve 2015/30 esas, 2008/69 Sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25.03.2015 gün ve 2015/164 değişik iş sayılı kararının CMK.’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA…’’ (T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/12214 E., 2016/8768 K. 23.12.2016)

Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunacaksanız dosyanızla ilgili yeni bir bakışına açısına sahip ve yargılamanın yenilenmesi mevzuatına hakim bir ceza avukatıyla hareket etmeniz ve süreci onunla birlikte takip etmeniz faydanıza olacaktır.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Kesinleşmiş Cezanız Uzlaşmaya Tabi İse Kaldırılabilir!

       Mahkumiyetinize konu suç uzlaşma kapsamında olduğu halde hakkınızda uzlaşma yoluna gidilmemiş veya 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un CMK.’nın 253. maddesinde yaptığı değişiklik sonucu mahkumiyetinize konu suç uzlaşma kapsamına alınmış olabilir.

       Yargıtay Ceza Daireleri temyiz incelemesi sırasında böyle bir durum fark ettiklerinde; “….02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.’nın 253. madesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla 5237 sayılı TCK.’nın 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş bulunduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün … bozulmasına...” şeklinde bozma kararları vermektedir. Aynı uygulama istinaf yasa yolunda bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından da gözetilecektir.

      Kesinleşmiş dosyalarda ise böyle bir durum mahkemece re’sen (kendiliğinden) yahut sanık müdafiinin başvurusu üzerine fark edilirse infaz evrakının bila ikmal (yerine getirilmeksizin) iadesi istenmekte ve mahkumiyet hükmünün infazının durdurulmasına, hükümlü başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse salıverilmesine  ve dosyanın gereği için uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verilmektedir.

     Uzlaştırma bürosunca taraflar arasında uzlaşma sağlanırsa davanın düşürülmesine karar verilecektir. Aksi takdirde yeniden hüküm kurulacak ve bu hüküm de tekrar kanun yolu başvurusuna tabi olacaktır:

CMK.’nın 253. maddesine göre uzlaşmaya tabi suçlar:


a)
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. (Şikayete bağlı suçların neler olduğu başka bir makalemizde ayrıntılı olarak açıklamıştır ancak şikayete bağlı olsa dahi cinsel suçlarda uzlaştırmaya gidilemez


b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, TCK.’da yer alan;

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra nitelikli yaralama halleri hariç madde 86 ve 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Basit Tehdit (madde 106/1.fıkra)
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116)
5. Hırsızlık (madde 141),
6. Basit Dolandırıcılık (madde 157),
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları” yönünden uygulanabilir.

c) Suça sürüklenen çocukların (fail 18 yaşını doldurmamışsa) kamu tüzel kişiliğine karşı olmamak koşuluyla işledikleri üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

d) Özel kanunlarında uzlaştırmaya tabi olduğu belirtilen suçlar; Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK, Markaların Korunması Hakkında KHK gibi.

CMK. 253/3 Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçu işlemek amacıyla ya da bu suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde, uzlaştırma yoluna gidilemez. Örneğin konut dokunulmazlığının ihlali suçu normalde uzlaşmaya tabidir. Ancak uzlaşmaya tabi olmayan cinsel saldırı suçunun işlenmesi amacıyla veya bu suçla birlikte işlenirse uzlaştırmaya gidilemez. Yine TCK. 157’de düzenlenen basit dolandırıcılık suçu uzlaşmaya tabidir. Ancak uzlaşmaya tabi olmayan resmi belgede sahtecilik suçu ile birlikte işlenmişse uzlaştırmaya gidilemez.

İşlenen suç uzlaşmaya tâbi bulunsa dahi suçtan zarar görenin kamu tüzel kişisi  olması durumunda uzlaşma hükümleri uygulanamamaktadır.

Not: Uzlaşmaya tabi olmayan suçlardan verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararlarına karşı da başvurulabilecek kanun yolları mevcuttur. Diğer makalelerimizden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Çocuğun Cinsel İstismarı İftirası İle Yargılanmak

Cinsel suçlara bakan ceza avukatları dışında yalnızca başına gelen bilir; çocuğun cinsel istismarı suçuyla yargılanmanız, hatta cezalandırılmanız için çoğu kez küçük bir çocuğun sözü yeterlidir.Ahmet amca benim …a elledi.” , “Öğretmenim bacağıma, göğsüme dokundu” gibi bir söz suçsuz da olsanız hayatınızı karartabilir. Bilmeyenler “Olur mu canım öyle saçma şey” diyecekler. Çünkü adalet sistemimizden bihaberler ve umarım öğrenmek zorunda da kalmazlar.

Çocuğun cinsel istismarı suçuyla itham edildiğiniz andan itibaren iş arkadaşlarınız, komşularınız, dostunuz görünüp sendelemenizi bekleyen kim varsa “suçlu” damgasını yapıştıracaklar üzerinize… Öyle ki herkes sizi görmezden gelecek, yolunu değiştirecek. Kötü bakışları, fısıltıları duyacaksınız her yerde. Eğer esnafsanız alışveriş yapılmayacak dükkanınızdan ve eğer size yüz çevirmedilerse hala ailenizden bile uzak duracak herkes. Belki de en çok, yakınlarınızın sizden şüphe duyduğunu fark ettiğinizde üzüleceksiniz. Tutuklu değilseniz yaşayacağınız bu toplum baskısı dava sürecinde adli makamlarda yaşayacaklarınızın yanında ne yazık ki hafif kalacak.

Savcılığa ifade vermeye gittiğinizde, savcı içinden sana niye iftira etsin ki küçük bir çocuk, kesin bir şey yapmışsındır diyecek, suç vasfının ağırlığı diyecek tutuklama talebiyle sizi mahkemeye sevk edecek. Olayın şokunu atlatamadan sulh ceza hakiminin önüne, sorguya çıkacaksınız ve büyük ihtimalle de tutuklanacaksınız. Çünkü ne böyle bir ithama hazırlıklıydınız ne de sizi uyaran iyi bir ceza avukatınız vardı. Tutuklanmayıp salıverilseniz de davanız bitene kadar içiniz içinizi yiyecek (ki kaygınızda haklısınız). Hele “Tanık yok, delil yok, bir çocuğun lafıyla bir insan hayatını, onurunu, geleceğini çalamazlar ya” der de, dava sürecini hafife alır, iyi bir ceza avukatı da edinmezseniz vay halinize. Ceza yargılamasının çıkmaz sokaklarında dolaşıp dururken savunma yapıyorum sanacaksınız. Savcı mütalaasında iddianamede ne varsa aynen tekrar edip cezalandırılmanızı istediğinde şaşıracaksınız. Mahkeme de muhtemelen mütalaaya uygun şekilde ceza verecek.

“Çünkü çocuğun cinsel istismarı davalarında hep çocukların yalan söylemeyecekleri üzerinden yola çıkılır. Ama onlar sık sık yalan söylerler.”

Cinsel istismar davalarında çocukların var olmayan şeyleri ayrıntılı şekilde tasvir ettiklerine yüzlerce kez şahit olunmuştur. Çocuklar televizyonda gördükleri, anne babalarından duydukları şeyleri hayal güçleriyle birleştirdiklerinde siz bile en yakınınızdan şüphe edersiniz.

Diğer yandan bazı adli görevliler cinsel istismar mağduruna öyle bir yaklaşırlar ki biraz üstüne gitseler çocuk uydurduğunu itiraf edecekken müsaade etmezler, hatta çocuk bazen kendiliğinden itiraf etmek ister de kabul etmezler. Çünkü onlara göre çocuk kesin istismarı anlatmakta zorlanıyordur, inkar ediyorsa da utandığından, çekindiğindendir. İfadesindeki çelişkileri görmezden gelir, konuyu bildiklerinden onun yerine mantıklı şekilde toparlar, hatta çocuk sıkışıp sorularına cevap veremezse de Sana şöyle mi yaptı Ahmet amcan, böyle mi yaptı öğretmenin diyerek onun yerine ifadesini oluşturur sözde iyilik yaparlar.

Yazının başında “küçük bir çocuğun sözü cinsel istismardan cezalandırılmanız için yeterlidir demiştim, düzeltiyorum; böyle “iyiliksever” adli görevlilere ve cinsel suçlara hakim olmayan bir meslektaşa denk gelirseniz çocuğun “kafasını sallayarak” onaylaması da yeterlidir.

Çoğu cinsel istismar sanığı adam öldürenden daha çok ceza alır; çünkü istismarda haksız tahrik, meşru müdafaada sınırın aşılması gibi hafifletici veya hukuka uygunluk teşkil eden sebepler yoktur, aksine bir sürü artırım sebebi vardır. Eğer haksız yere cinsel istismar şüphelisi / sanığı haline geldiyseniz bir an önce edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla çalışın.

Özgürlüğünüz değerlidir.

 

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Hırsızlık Suçundan Onanan Ceza, Teşhisin Usulsüz Olması Nedeniyle Kaldırıldı.

Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 27.01.2011 tarihinde Sanık Y. K. ‘nın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 6 ay hapis, nitelikli hırsızlık suçundan ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edildi ise de temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 11.06.2014 tarihinde sanığın mahkumiyetlerinin onanmasına karar verdi ve hüküm kesinleşti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.07.2014 gün ve 299355 sayı ile CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması talebinde bulundu.

CMK.’nın 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 17.09.2014 tarihinde itirazı yerinde görmediğinden bahisle dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderdi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 24.05.2016 tarihinde verdiği 2016/262 K. Sayılı karar ile tanık S.G. tarafından sanığın fotoğrafı üzerinden yapılan teşhis işleminin usulsüz olduğunu ve sanık aleyhine dosyada başkaca bir delil de bulunmadığını belirleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 11.06.2014 gün ve 15899-20916 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2011 gün ve 72-36 sayılı mahkûmiyet hükmünün, atılı suçları işlediği hususunda, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

Karar üzerine sanık kesinleşmiş toplam 2 yıl 6 ay hapis cezasından dolayısıyla haksız yere hırsızlık gibi yüz kızartıcı bir suçtan sabıkalı olmaktan kurtuldu.

Uygulamada soruşturma safhasında kolluk görevlilerince tanık veya şikayetçilere yaptırılan teşhis işlemlerinin ciddi bir bölümü hukuki mevzuata uygun şekilde yapılmamaktadır. Dolayısıyla hukuka aykırı şekilde yaptırılan teşhis işlemi sanığın aleyhine değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararları da usulsüz hale gelmektedir. Bu nedenle sanıkların uygulamaya hakim bir ceza avukatından destek almaları ve dosyadaki usulsüzlüklere mahkeme huzurunda dikkat çekilmesi mağduriyetlerin daha  evvel giderilebilmesi açısından zorunludur.

Diğer yandan sanığa haksız yere verilen hapis cezası onanarak kesinleşmiş dahi olsa dosyadaki tüm hukuka aykırılıkların dile getirileceği titiz bir çalışma ile Yargıtay C. Başsavcılığı’ndan CMK. ‘nın 308. Maddesi uyarınca itiraz yetkisini kullanarak  usul ve yasaya aykırı onama kararının kaldırılmasını talep etmesi istenebilir ve yukarıdaki örnekteki gibi onama kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilebilir.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30