post

Vergi Suçlarında Uzman Avukat Gerekli midir?

Vergi suçları gibi teknik kavramlar (ikmalen tarh, vergi tekniği raporu, mali tatil, mütalaa, temsil yetkisi vb.) içeren suçlarda ceza hukukunda uzmanlaşmanın önemi daha net ortaya çıkmaktadır. Yine vergi suçlarına uygulanan 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda TCK.’dan farklı, özel hükümler söz konusudur. Dolayısıyla vergi suçlarından açılan davalarda sanıkları gerektiği gibi savunabilmek için 213 Sayılı V.U.K. yanında vergi suçlarıyla ilgili teknik kavramlara, istinaf ve Yargıtay kararlarına da tümüyle hakim olmak gerekir. Devamı

post

Adam Öldürmeye Azmettirmeden Müebbet Hapsi Kesinleşen İki Hükümlü Nasıl Kurtuldu?

Sizlere bugüne dek medyaya yansımayan, önyargıları alt üst eden 20 yıllık bir davayı ve oldukça şaşırtıcı sonucunu anlatacağım.08.09.1997 tarihinde iş adamı Şamil T. korumasını otele bıraktıktan sonra Çanakkale’deki evinin bulunduğu apartmanın girişinde 6 kurşunla öldürüldü. (Laleli’deki otelinin ortağı olan sanık İsmail H. S. tarafından tehdit edildiğini belirtmesi üzerine Maktul Şamil’e İstanbul Valiliği’nce olaydan 2 ay önce yakın koruma tahsis edilmişti.)

Devamı

post

Cinsel İstismardan Onanan 18 Yıl 9 Aylık Hapis Cezası Kaldırıldı.

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi  30.04.2015 tarihinde Sanık …’ın 12 yaşındaki üvey kızı ….’ya karşı zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. (Mağdure karakolda 2012-2014 yılları arası sanığın, annesi evde yokken defalarca kendisine istismarda bulunduğunu oldukça ayrıntılı şekilde iddia etmiştir.)

Devamı

post

Uyuşturucu Ticaretinden Onanan İki Cezasından Biri Kaldırıldı.

Adana 4 Ağır Ceza Mahkemesi Sanık … hakkında 12.08.2014 tarihinde işlediği ileri sürülen uyuşturucu satmak suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası vermiş, karar temyizde Yargıtay 10 Ceza Dairesi’nin 27.11.2015 tarih ve 2015/33083 Sayılı kararı ile ONANMIŞTIR.

Devamı

post

Ceza Davalarında Umut Tacirlerine Dikkat Edin!

Hakkında ceza davası açılan yahut hapis cezasına hükmedilen kişi bir an önce ve ne şekilde olursa olsun bu sıkıntısından kurtulmak isteyecektir. Hele daha önce ceza davası süreci yaşamamış, cezaevine girmemişse yani bu tür şeylere alışkın değilse bu süreçte korkması ve mantıksız davranması da oldukça doğaldır.

Devamı

post

Ceza Mahkemesinde Neden Mahkumiyetinize Karar Verilir?

           Hakkında ceza davası açılan sanık, yargılama boyunca suçunun ispat edilemediğini, cezalandırılması için yeterli delil olmadığını, sunduğu deliller, dinlettiği tanıklarla şikayetçinin iddialarını çürüttüğünü düşünebilir. Yahut avukatının “merak etme, bir şey çıkmaz bu dosyadan, kesin beraat edeceksin gibi sözlerine inanabilir. (ki haliyle inanmak da isteyecektir) Bu nedenle hakkında mahkumiyet kararı verildiğinde büyük bir şaşkınlık yaşar. Neden ceza aldım? diye düşünür durur. Avukatına sorduğunda bu kez “merak etme itiraz/temyiz edeceğiz İstinafta/Yargıtay’da bu karar kesin bozulur.” şeklinde bir cevapla karşılaşır. Ancak bu sefer içine bir kuşku düşer, çünkü daha önce de beraat edeceğine yönelik benzer vaatler duymuştur.

          Neden mahkum edildim? sorusunun cevabı aslında oldukça basittir

      Hakkınızda iddianame düzenlenip dava açıldığında, davanın sınırlarını iddianamedeki anlatım ve sevk maddeleri belirleyecektir ve ülkemizde iddianame bir nev’i mahkumiyet kararı taslağıdır. Ceza davası sürecinde mahkeme, iddianamede anlatılan olaya ilişkin soruşturma aşamasında ifadeleri alınan tarafları, tanıkları çağırıp tekrar dinleyecek hatta yanlış da olsa bazen “karakoldaki-savcılıktaki ifademi tekrar ediyorum” şeklindeki anlatımlarıyla yetinerek bir an önce karar vermeye çalışacaktır. Öncelikle mahkemenin önünde binlerce dosya vardır ve hayatınızı ilgilendiren dosya mahkeme için yalnızca sonuçlandırılması gereken bir iştir. Yine mahkemede karar verecek olan hakim de insandır ve genel kuraldır; insanoğlu basit olanı tercih eder.

          Eğer dava boyunca dert anlatmaktan, suçu inkardan öteye geçerek mahkemeye beraat kararına gerekçe gösterebileceği formatta ve hukuki yeterlilikte bir çalışma sunamadıysanız (avukatınız tarafından sunulmasını sağlamadıysanız) mahkemenin elindeki tek ve en basit seçenek; iddianamedeki anlatımın bir benzerini (aşağı yukarı aynısını) tekrar edip iddianamede belirtilen kanun maddelerinden cezalandırılmanıza yani mahkumiyetinize karar vermek olacaktır. Çünkü beraatinize karar verilmesi için iddianamedeki anlatıma karşı aynı hukuki değerde bir gerekçe oluşturmak gerekecektir ki bu da ciddi emek ve vakit gerektirir, binlerce dosyaya bakan mahkeme bunu oluşturmaya çalışmaktan kaçınabilir.

       Diğer bir deyişle dava açıldığında dosyada yalnızca tek seçenek; a) iddianame (mahkumiyet kararı taslağı) vardır. Sizin b) şıkkını yani mahkemece beraat kararına gerekçe gösterilebilecek formatta ve hukuki yeterlilikte bir çalışma (beraat kararı taslağı) sunmanız gerekir ki beraat etme ihtimaliniz güçlensin. Yine bölge adliye mahkemesindeki istinaf yahut yargıtaydaki temyiz incelemesinin lehinize sonuçlanması ihtimali de istinaf yahut temyiz dilekçenizin yeterliliğiyle orantılı olarak artacaktır. Çünkü orada karar verecek olan hakimler de insandır ve onlar için en basit seçenek şablon bir karar kullanarakistinaf başvurusunun esastan reddine”  ya da “usul ve yasaya uygun hükmün onanmasınakarar vermektir. Dikkat ederseniz esastan red veya onama kararlarının hemen hemen hepsinin gerekçesinde itirazlarınızın ne sebeple reddedildiği yazmaz. Aynı olumsuz şablon gerekçe kopyala yapıştır yapılarak yüzbinlerce dosyaya sunulmaktadır. Yani aleyhinize karar verilmesi hiçbir emek ve zaman gerektirmezken, lehinize karar verilmesi aksini gerektirmektedir ve bu gerçek de aleyhinize karar verilmesi (kararın onanması) ihtimalini peşinen yükseltmektedir. Yargı sistemimizdeki zaafları ve uygulama eksikliklerini giderebilecek en önemli unsur ceza avukatıdır ve imkanınız doğrultusunda edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla çalışmanız şüphesiz yararınıza olacaktır.

       Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Cinsel İstismarda Şikayetten Vazgeçilmesi Mahkumiyetinize Sebep Olabilir

Cinsel suçlarla ilgili mahkumiyet kararı verilmiş yüzlerce dosyada karşı tarafın (mağdurun veya ailesinin) şikayetten vazgeçme dilekçesi vermiş olduğunu fark etmekteyim. Müvekkillerin bir çoğu önceki avukatlarının yönlendirmesi doğrultusunda karşı tarafın bu tür bir dilekçe vermesini temin ettiklerini, dilekçede mağdurun suça konu olayı uydurduğu/iftira attığı  kabul edildiği ve şikayetten vazgeçildiği halde neden ceza aldıklarını bilmediklerini ifade etmektedirler. Onlara mahkum edilmelerinin sebeplerinden birinin de bu dilekçe olduğunu söylediğimde ise şaşırmaktadırlar.

Ciddi nitelikteki cinsel suçlar yani; TCK. 102/2 Nitelikli Cinsel Saldırı, TCK.103/1 Çocuğun basit cinsel istismarı ve TCK. 103/2 Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçları istisnai 2 hal  (TCK. 102/2-2. cümle Nitelikli cinsel saldırının resmi nikahlı eşe karşı işlenmesi ve TCK 103/1-son cümle sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel istismar suçunda failin yani suçu işleyenin de çocuk olması hali) dışında zaten şikayete bağlı değildir. Dolayısıyla cinsel suçlarda karşı tarafın şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesinin hatta içeriğinde kullanılan lehinize ifadelerin size hukuken hiçbir faydası olmayacaktır. Aksine bu durum mahkemenin aleyhinize kanaat edinmesine, mahkumiyetinize karar vermesine sebep olacaktır.

Neden mi?

Öncelikle cinsel suçlarda mahkemeye sunulan şikayetten vazgeçme dilekçelerinin bir avukatın elinden çıktığı, imzalayanların iradesini yansıtmadığı dilekçenin her yerinden anlaşılmaktadır. Dilekçenin bilgisayarda hukuki-ağır terimlerle yazılması (şikayetten vazgeçme zarureti hasıl olmuştur, mahkemenizin şu sayılı dosyasında katılan sıfatını haiziz, mağdurenin anne babasıyız ve sair dilekçedeki hemen her cümle), mağdureye  ve anne babasına imza açılarak basit karalamadan ibaret (öyle bir dilekçeyi hazırlayacak eğitime sahip olmadıklarını gösterir şekilde) imzalarını atmalarının sağlanması gibi.

Yine sandığınızın aksine ceza mahkemeleri cinsel suçlarda bu tür dilekçelerle yüzlerce kez karşılaşmaktadır. Makalenin ilk paragrafında belirttiğim sebeple şikayetten vazgeçme dilekçesi verilmesi zaten hukuken hiçbir şey ifade etmediği (ve hazırlayanın-hazırlatanın bilgisizliğini gösterdiği) gibi dilekçedeki lehinize ifadeler de aleyhinize kanaat oluşturacaktır. Yani verilmesinin lehinize olduğunu düşündüğünüz belki de temin edebilmek için oldukça yanlış şekilde; bir sürü para harcadığınız, yakınlarınızın mağdurenin ailesine yalvarmasını ya da onları tehdit etmelerini göze aldığınız bu şikayetten vazgeçme dilekçesi sizin için TAM TERSİ YÖNDE bir etki doğuracak, mahkumiyet sebeplerinizden biri olacaktır.

Şikayetten vazgeçme dilekçesiMağdurun/ailesinin bu dilekçeyi sanığın yakınlarının para vermesi, yalvarması, psikolojik baskı-tehdit uygulaması ve sair iradeleri dışında bir sebeple verdiğini deyim yerindeyse HAYKIRMAKTADIR. Özetle mağdurun şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesi her halukârda aleyhinizedir. Peki karşı yanın yani mağdur ve ailesinin insafa gelip de suçsuzluğunuzu kanıtlamanızda size yardımcı olmak istemesi faydanıza olmaz mı? Tabii ki ancak asla bu şekilde değil.

Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Uyuşturucu Suçlarında Yargıtay Bozma Kararları

1) Sanık aleyhine suç vasfının hatalı tayini;

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunun ayrımına ilişkin özel bir makalemiz bulunduğundan konuyu burada tekrar etmemekte uyuşturucu madde suçlarına ilişkin diğer suç vasfı yanılgılarından birkaçına örnek vermekteyiz.

a) Uyuşturucu maddeyi nakletme yerine ithalden ceza verilmesi;

Sanığın eylemi uyuşturucu maddeyi ithal veya ihraç etme olarak değerlendirildiğinde 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, eylemin nakletme olarak nitelendirilmesi halinde 10 yıl hapis cezası gerektirmektedir. Dolayısıyla suç vasfında yanılgı verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.

Sanığın yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine dair yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu, TCK’nın 188/3. maddesi yerine, 188/1. maddesi uyarınca ithal suçundan hüküm kurularak fazla ceza verilmesi hatalıdır.(Yargıtay 20. Ceza Dairesi 27.10.2016)

b) Suç delillerini gizleme yerine uyuşturucu madde ticaretinden ceza verilmesi

Hatalı şekilde uyuşturucu madde ticaretinden mahkum edilen sanığın eylemi suç delillerini gizleme olarak nitelendirildiğinde 6 aydan 5 yıla kadar hapis gerektirmekte olup sanık bu madde uyarınca mahkum edilse dahi ceza verilirken alt sınırdan ciddi oranda uzaklaşılmadığı sürece muhtemelen hapis dahi yatmayacaktır. Dolayısıyla suç vasfında yanılgı, verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.

Sanığın eski eşi olan diğer sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirak ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, arama yapmak için görevliler geldiği sırada, esrarların ele geçmesini önlemek amacıyla 4 paket esrarı pencereden dışarıya atmak şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 281. Maddesinde tanımlanan “suç delillerini gizleme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hatalıdır. (T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 19.02.2016)

2) Sanığın yardım eden yerine fail olarak cezalandırılması;

TCK.’nın 39 maddesine göre suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 15 yıldan 20 yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. Yani süreli hapis cezası (örneğin 20 yıl hapis) verilmesi gereken bir eylemde yardım eden kişiye en fazla 8 yıl hapis cezası verilebilecektir. Dolayısıyla yardım eden kişinin hatalı şekilde fail olarak nitelendirilmesi haksız yere oldukça fazla ceza yatmasına sebep olacaktır.

Uyuşturucu madde kullanıcısını diğer sanığı götürüp buluşturarak uyuşturucu madde temin etmesini sağladığı dosya kapsamına uygun biçimde kabul edilen sanığın eyleminin yardım etme niteliğinde olduğu dikkate alınarak cezasından TCK’nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini  hatalıdır. (T.C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 05.10.2016)

3) Suçun 3 veya daha fazla kişi ile işlendiğinden bahisle fazla ceza verilmesi:

TCK’nın 188/5 maddesine göre uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının, 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Sanığın diğer sanıklar Murat, Muhammed ve Hasan’la iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı dolayısıyla uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi durumunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan temel cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca arttırılmayacağının gözetilmemesi hatalıdır.

4) Hatalı şekilde TCK. 43. zincirleme suç hükümlerinin uygulanması:

“…Sanığın başkasına vermek üzere üzerinde bulundurduğu 2 paket eroini birden çok kişiye vereceğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesihükmün BOZULMASINA…’’(T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 06.02.2017)

5) Hatalı şekilde teşdiden ( alt sınırdan uzaklaşılarak ) ceza verilmesi;

      “…. Sanıklar hakkında TCK’nın 188/3. maddesi gereğince dosya kapsamına uymayan ve yasada belirtilmeyen gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılarak hapis cezasına hükmedilmesi …hükmün BOZULMASINA…” (T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 08.12.2016)

6) Uyuşturucu madde niteliğinin yanlış değerlendirilmesi;

       “…..Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün raporuna göre; suç konusu uyuşturucu maddelerin esrar ve MDMA etken maddesini içeren tabletler olduğu, MDMA etken maddesinin TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almadığı gözetilmeden, sanığın cezasının TCK’nın 188/4. maddesi uyarınca arttırılması yasaya aykırı …hükmün BOZULMASINA…” (T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 21.12.2016)

Uyuşturucu madde suçlarından hatalı şekilde fazla ceza verilmesine dair sebepler ve örnekler bunlarla sınırlı değildir, hatta bu makalede yer alan bilgiler uyuşturucu suçlarına bakan ceza avukatlarının bu konuda bilmesi gerekenlerin %10’u dahi değildir.

Eğer uyuşturucu madde suçlarından sanık olarak yargılanıyorsanız, cezalandırıldıysanız hatta cezanız kesinleştiyse bile uyuşturucu madde suçlarına ilişkin güncel hukuki mevzuata ve teknik donanıma (Yargıtay ve İstinaf uygulamalarına, binlerce karara) hakim bir ceza avukatından destek almanız tavsiye olunur. Çünkü suç işlemiş olsanız ve beraat etmeniz teknik olarak hiçbir şekilde mümkün olmasa dahi hak ettiğinizden fazla ceza almış olabilirsiniz ve bu durum yakınlarınıza bir an önce kavuşmanızı engelliyor olabilir.

Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Kullanıcıya (İçiciye) Uyuşturucu Madde Ticaretinden Ceza Verilmesi

Uyuşturucu madde suçlarından yargılananlar, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun cezasının uyuşturucu madde ticareti yapmakla kıyaslanamayacak derecede hafif olduğunun bilincindedir. Fakat  çoğu sanık ve avukatı mahkemenin bu ayrımı yaparken gerçekten “neleri dikkate aldığını” bilmeyerek yahut durumu “basite” indirgeyerek hatalı savunma yapmakta ve sonucunda sanık neden uyuşturucu madde ticaretinden mahkumiyetine karar verildiğini anlayamamaktadır.

Sanık dosyasına göre kullanma yönünde savunma yapması gerekirken uyuşturucu maddeden haberi olmadığını, uyuşturucu maddenin bir başkasına ait olduğunu, bir başkasına ait eşyayı taşırken içinde ne olduğunu bilmediğini v.s. savunabilir. Yahut dosya içeriğine göre farklı yönde savunma yapması gerekirken hatalı olarak kullanıcı olduğunu da ileri sürebilir. Hatalı savunma sonucunda mahkeme aslında sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu halde uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verebilir.

Aşağıdaki karardan da anlaşılacağı üzere kullanım açısından; ele geçen uyuşturucu maddenin türüne göre miktarı önemli olmakla birlikte miktar tek başına sanığın mahkumiyeti veya beraati için yeterli değildir. Miktar az olsa da yan deliller uyuşturucu madde ticaretini gösteriyorsa sanığın mahkumiyetine veyahut aksi durumda miktar çok olsa da beraatine karar verilebilir. Bu nedenle mahkemenin mahkumiyete karar verirken hangi hususlara dikkat ettiği doğru tespit edilip salt miktara takılı kalarak savunma yapılmamalıdır.

“..Dairemizin genel uygulamalarına göre, başka delil yoksa 20 köke kadar dikili kenevirin kişisel kullanım kapsamında değerlendirilebileceği”(T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 03.02.2017)

Sanıkların savunmasının aksine, ele geçen ve kişisel kullanım miktarı kapsamında olan esrarı kullanma amacı dışında satma veya başkalarına verme gibi bir maksatla bulundurduklarına dair delil bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hatalıdır. (T.C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 21.12.2016)

Dosyada ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı az olsa da sanık aleyhine uyuşturucu madde ticaretini işaret eden yan deliller mevcut ise (tanık beyanı, hts kayıtları, fiziki takip tutanağı, uyuşturucu maddenin satışa hazır halde fişeklenmiş şekilde yahut hassas terazi gibi satışa yönelik eşyalarla birlikte geçmesi v.s.) savunma şeklinin miktarın ötesine geçmesi gerekir. Dikkat edilecek ONLARCA farklı husus vardır. Örneğin ele geçirilen uyuşturucu maddenin nerede ve ne şekilde ele geçtiği de satış amacı olup olmadığını göstermesi açısından oldukça önemlidir.

Uyuşturucu madde suçları TCK.’da oldukça yüksek hapis cezaları öngörülen ciddi suçlardandır. Eğer uyuşturucu madde ticareti suçundan (veya herhangi bir suçtan) yargılanıyorsanız savunmanız için, hakkınızda ceza verilip de kanun yoluna başvuracaksanız kanun yolu başvurusunun layıkıyla yapılması için, cezanız kesinleşti ise kesinleşmiş hapis cezasına karşı olağanüstü kanun yollarına başvuru açısından  güncel ceza hukukuna yani İstinaf ve Yargıtay uygulamalarına (yakın tarihli binlerce örnek olaya) hakim bir ceza avukatının desteğinden yararlanmanız faydanıza olacaktır.

    Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Uyuşturucu Suçlarında Yargıtay Ve İstinaf Dairelerinin Beraat Gerekçeleri

         Uyuşturucu madde suçlarından sanık olarak yargılanıyorsanız dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza en uygun düşecek savunmanın yapılmasıceza almanız halinde de önce mahkemenin neden mahkumiyetinize karar verdiğinin “doğru şekilde tespit edilmesi” sonrasında da yüzlerce usul ve yasa maddesi yönünden dosyanız incelenerek istinaf veya temyiz başvurunuzun “size özel olarak” hazırlanması gerekmektedir. Çünkü uyuşturucu madde suçlarında genel nitelikteki savunmalar mahkumiyeti engellemezken, detaylı ve özel bir savunmayla bazen dosyadaki her delil suç işlediğini gösterse bile sanığın beraat etmesi mümkün olabilmektedir.

        Bu makale uyuşturucu madde suçlarına bakmakla görevli Yargıtay Ceza Dairelerinin ve İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerinin sanığın beraatine yönelik binlerce kararı incelendikten sonra kaleme alınmış olup aşağıda Yargıtayın uyuşturucu madde suçlarıyla ilgili bozma kararlarına örnekler verilmiştir.  Uyuşturucu madde suçlarına ilişkin her dava dosyasının özellikleri ve kapsamındaki deliller farklıdır. Makalemizde yer verebildiğimiz kısım uyuşturucu madde suçlarına bakan bir ceza avukatının bilmesi gerekenlerin belki yüzde onluk kısmına tekabül eder. Bu nedenle alıntılanan Yargıtay kararlarının dosyanızla birebir örtüşüp sizi ceza almaktan kurtarmasını beklemeyiniz.

       Diğer yandan bu makale tüm suçlarda olduğu gibi uyuşturucu madde suçlarında da ceza avukatlığının son derece teknik ve ciddi bir mevzuata hakim olmayı gerektirdiğini fark etmenizde ve avukat seçiminizde mutlaka fayda sağlayacaktır. Çünkü maalesef ülkemizde ceza avukatı olarak görev yapan meslektaşların ne kadar okuduklarını, ne bildiklerini ölçen, onları denetleyen bir sistem mevcut değildir. Bu nedenle yargılandığınız suçla ilgili araştırma yapıp yasal mevzuatı ve makaleleri okumanız avukatınızın uyuşturucu madde suçlarında yeterli donanıma sahip olup olmadığını anlayabilmeniz açısından zorunludur.

1) Delil yetersizliği; 

      Genel nitelikte bir beraat gerekçesi olup dosyadaki tüm delillerin (tanık beyanları, kamera kayıtları, hts kayıtları, kriminal raporları, arama, yakalama, elkoyma ve üst arama tutanakları vs.) birlikte değerlendirilmesinden sonra mahkeme tarafından sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder. Bu nedenle aşağıda sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen husus yüzlerce farklı karardan bir tanesi ile örneklendirilmiştir.

a) Uyuşturucu madde ile sanığın ilgisi bulunduğunun net olarak tespit edilememesi;

      Sanıklar Celal ve Hakan’ın, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgileri olduğuna veya bu kişilerin suçuna iştirak ettiklerine dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraatleri yerine mahkûmiyetlerine hükmedilmesi hatalıdır. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 11.01.2017)

b) Telefon görüşme tutanaklarının-HTS Kayıtlarının cezalandırmaya yetmemesi;

      İçeriklerine değişik anlamlar yüklenmesi mümkün olan telefon konuşmaları dışında ve savunmaların aksine diğer sanık …’da ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgileri olduğuna ya da suçuna iştirak ettiklerine dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması hatalıdır. (T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 29.11.2016) 

      HTS Kayıtlarının uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyet hükmü verilmesine yeterli delil teşkil etmediği gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hatalıdır. ( Aynı yönde T.C. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 22.11.2016)

c) Eylemin hazırlık hareketi kapsamında kalması;

     Sanığın,  ‘in evine gitme şeklinde gerçekleşen eyleminde kast belirlenemediği gibi eyleminin hazırlık hareketi kapsamında kaldığı, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 20. Ceza Dairesi 27.10.2016)

     Uyuşturucu madde suçlarında diğer beraat gerekçelerine ve sanık lehine suç vasfının değişmesi, sanığın yararlanabileceği indirim maddeleri yahut hatalı ceza artırımı yapılan hallere yönelik Yargıtay bozma kararlarına bundan sonraki makalelerimizde yer verilecektir.

      Ceza avukatlığı başka bir dava türüne vakit ayırmanın mümkün olmadığı, sürekli okumayı ve güncellemeyi (binlerce Yargıtay ve istinaf kararına hakim olmayı) gerektiren son derece teknik bir iştir. Ceza tehdidi altında olan bir sanığın savunması, duruşma hazırlığı, istinaf dilekçesi, temyiz dilekçesi ciddi emek ve uzun süreli çalışma gerektirir. Bu nedenle ceza avukatı seçerken dikkatli olmanız, mevcut avukatınızın dosyanıza ve konuya hakimiyetinden şüphe duymanız halinde de maddi kaygıları bir kenara bırakarak dosyanız hangi aşamada olursa olsun bir an önce farklı bir ceza avukatı edinmeniz tavsiye olunur.

     Özgürlüğünüz değerlidir.