post

Cinsel İstismardan Onanan 18 Yıl 9 Aylık Hapis Cezası Kaldırıldı.

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi  30.04.2015 tarihinde Sanık …’ın 12 yaşındaki üvey kızı ….’ya karşı zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. (Mağdure karakolda 2012-2014 yılları arası sanığın, annesi evde yokken defalarca kendisine istismarda bulunduğunu oldukça ayrıntılı şekilde iddia etmiştir.)

Devamı

post

Cinsel Suçlarda Yargıtay Ve İstinaf Dairelerinin Beraat Gerekçeleri

     Cinsel istismar (veya cinsel saldırıya) ilişkin dosyaların her biri farklıdır. Nasıl ki aynı kıyafetin herkesin üzerine tam oturması mümkün değilse cinsel suçlarda her beraat gerekçesi de her dosyaya uymaz, geçerli olmaz. Çünkü her dosyanın mağduru, mağdurun aşamalardaki iddiaları, iddiaya konu olayın geçtiği yer, adli mercilere yansıma şekli ve zamanı, tanık anlatımları, sanığın beyanları ve gösterdiği deliller, sosyal inceleme raporu, adli muayene raporları ve görüşme tutanaklarının içeriği v.b. FARKLIDIR. Bu nedenle dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza uygun düşecek şekilde savunma yapılması, ceza almanız halinde de mahkemenin neden mahkumiyet verdiği “doğru tespit edilerek (bu konuda sıklıkla yanılgıya düşülmektedir.) istinaf veya temyiz başvurusunun da “dosyanızdaki onlarca hususta inceleme yapılarak” size özel hazırlanması gerekmektedir.

    Bu makale Yargıtay Ceza Dairelerinin (ve İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerinin) sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle verdiği binlerce bozma kararı incelendikten sonra hazırlanmış olup yukarıda izah ettiğim sebeple aşağıda yer verdiğim birkaç örnek karar dahil cinsel suçlara ilişkin internette bulacağınız hiçbir kararın dosyanızla birebir örtüşmesini, size doğrudan fayda sağlamasını  beklemeyiniz.

1) Delil yetersizliği; Cinsel suçlarda en sık kullanılan, genel beraat gerekçesidir; esasen gerekçe de değil sonuçtur. Çünkü bu gerekçe dosya kapsamındaki taraf ve tanık beyanları, raporlar, deliller, tutanaklar hep birlikte değerlendirildikten sonra yalnızca sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder ve kararlara “sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, somut, tarafsız, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından müsnet suçtan beraatine karar verilmesişeklinde yansır. Bu nedenle aşağıdaki örneklerde sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen hususa yer verilmeye çalışılmıştır.

a) Husumet ; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/11974 E. 2017/735 K. 16.02.2017

       Özel Daire burada sanığın müşteki ile arasında boşanma davasına da konu olan bir husumetin bulunduğu yönünde tanık anlatımları ile de desteklenen savunmasını mağdurenin çelişkili beyanlarına üstün tutarak sanığın, mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.

b) Mağdure beyanlarının yetersizliği; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/10597 E. 2017/530 K. 07.02.2017

        Özel Daire burada Mağdurenin yaşı sebebiyle ifade verememesi, diğer mağdurenin de beyanlarının içerikten yoksun olup suçun unsurlarını açıklayamaması nazara alarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermiştir

c) Mağdurenin çelişkili beyanları; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/10138 E. 2017/200K. 17.01.2017

         Özel Daire burada mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanlarını dikkate alarak sanığın eyleminde cinsel amaç bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşmüş ve sanığın beraati gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.

d) Mağdurenin olaydan çok uzun süre sonra şikayette bulunması ve olaydan sonra Sanıktan uzaklaşmayıp yakın irtibatına devam etmesi; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/7823 E. 2017/11 K. 09.01.2017

        Yukarıda delil yetersizliği başlığı altında özel beraat gerekçelerinden dördüne örnek verilmiş olup Ceza Dairelerinin kararlarında ön plana çıkardığı, burada zikredilmeyen sayısız farklı beraat gerekçesi mevcuttur. Belki başka bir makalemizi sırf bu örneklere ayırabiliriz.

2) Gerekçesiz hüküm kurulması; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/9316 E. 2016/8707 K. 26.12.2016

3) Suçun unsurlarının oluşmaması

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/9555 E. 2016/8587 K. 19.12.2016

     Cinsel suçlar TCK.’da oldukça yüksek hapis cezaları öngörülen ciddi suçlardandır. Cinsel suçla yargılanan bir sanığa kasten adam öldürme ve uyuşturucu madde ticareti suçundan daha yüksek cezalar rahatlıkla verilebilmektedir. Bu nedenle beraatiniz mümkün olmadığı takdirde üzerinize atılı suçun niteliğinin lehinize değişmesi bile ceza miktarının lehinize ciddi miktarda azalmasını sağlayabillir. Diğer yandan suç vasfının aleyhinize hatalı şekilde tayini (basit cinsel istismar yerine organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar, cinsel taciz yerine basit cinsel istismar gibi), şartları oluşmadığı halde hakkınızda suçun nitelikli hallerinin (TCK. 103/4 cebir nedeniyle artırım gibi)  veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, teşdide gidilmesi, teşebbüs yerine tamamlanmış suçtan hüküm kurulması da ceza miktarının aleyhinize anormal şekilde artmasına yol açabilir.

    Eğer haksız yere böyle ciddi bir ithamla karşılaştı iseniz yapabileceğiniz tek şey edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla mümkün olan en kısa sürede çalışmaya başlamaktır.

    Özgürlüğünüz değerlidir.

post

Cinsel Suçlarda İspat

          Ceza hukukuna göre herkes suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masumdur, suçlu olduğunuz kanıtlanamazsa beraat edersiniz. Cinsel suçlarda ise mahkum olmamanız için suçsuz olduğunuzu ispat etmenizgerekir. Çünkü mahkeme, başkaca delil bulunmasa da sadece mağdurun beyanına itibarla (iddiasını doğru kabul ederek) mahkumiyetinize karar verebilir. Yani eğer haksız yere de olsa cinsel bir suçtan yargılanıyorsanız masumiyetinizi kanıtlayamazsanız mahkum olacaksınız demektir.

        Peki cinsel suçtan yargılanan sanık suçsuz olduğunu nasıl ispat edebilir?

        Savcılıkların ve mahkemelerin cinsel suçlarda en çok değer verdiği delil mağdur beyanıdır. Çünkü bu öyle bir delildir ki tek başına dahi sanığın mahkumiyetine karar verilmesi için yeterlidir. Dolayısıyla cinsel davalarda sanığın ve ceza avukatının en önemli hedefi mağdur beyanı olmalıdır. Eğer sanığın avukatı somut deliller ortaya koyup da mağdurun aşamalardaki beyanlarının samimiyetini, tutarlılığını mahkemeye sorgulatmayı başarabilir veyahut mağdura ifadesi  sırasında sorular sorup şaşırtarak aşamalardaki beyanları arasında çelişkiler yaratabilir ise ancak o zaman ceza hukuku temel prensipleri devreye girer ve şüpheden yararlanan sanığın beraat etmesi mümkün olabilir

         Sanık neden iyi bir ceza avukatı edinmek zorundadır? İcra veya boşanma dosyalarına da bakan bir avukat onu savunamaz mı? 

          Örneğin eğer hakkınızda cinsel istismar suçlaması ile dava açıldı ise, mağdur çocuğun dinleneceği duruşmada iyi bir ceza avukatı ile temsil edilmeniz “HAYATİ” önem taşımaktadır. Çünkü cinsel istismar suçunda mağdur çocuklar kural olarak (CMK. Mad. 236) duruşmadabir kez” dinlenirler Yine uygulamada mağdurun avukatının talebi halinde (CMK. Mad. 184) kapalı oturum yapılmakta yani izleyiciler dışarı çıkartılıp duruşma salonu boşaltılmakta, yine mağdurun dinlenilmesi sırasındamağdurun sanığın huzurunda rahat ifade veremeyeceği, gerçeği söylemeyeceğinden” (CMK. Mad. 200.) bahisle sanık da mağdurun dinlenmesi sırasında duruşma salonundan çıkartılabilmekte, salonda yalnızca sanık müdafii (avukatı), mağdur çocuk, şikayetçiler (mağdurun anne-babası gibi), duruşma savcısı ve mahkeme heyeti kalmaktadır. Yani mağdurun ifadesi sırasında duruşma salonunda sanığı temsilen “yalnızca” sanık avukatı mutlak surette hazır bulunabilmektedir. Dolayısıyla mağdurun ifadelerinde çelişkiler mevcutsa bu çelişkilerin ortaya konması ve mağdura sorular sorularak çelişkiler yaratılması suretiyle sanık lehine delil oluşturulması SADECE sanık avukatının yapabileceği bir şeydir. Bu açıdan sanık avukatının mağdurun dinlendiği celse hazır bulunmaması (mazeret göndermesi gibi) veya mağdur beyanını dinledikten sonra soru yöneltmeyip..aleyhe beyanları kabul etmiyoruz.. diyerek bir daha önüne gelmeyecek bu fırsatı geçiştirmesi temsil ettiği sanık açısından trajiktir

       Cinsel suçlarda sanık hangi delilleri ileri sürebilir?

       Fotoğraf, telefon kayıtları, otel kayıtları, tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporu, hastane raporları, keşif v. b. mağdur beyanının değerini düşürebilecek her türlü delil. (Uygulamada kullandığım bazı delillere ve delil elde etme yöntemlerine burada yer veremiyorum; somut olayın özelliklerine ve çalışma şekline göre avukatınız sizi en doğru şekilde yönlendirecektir.)

      Eğer cinsel suç işlediğiniz iddiası ile yargılanıyorsanız bir an önce iyi bir ceza avukatı edinin, mevcut avukatınızın mesleki yeterliğine güvenmiyorsanız da değiştirin.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Suçlarda Kimyasal Hadım Cezası Anayasaya Aykırıdır.

5275 sayılı İnfaz Kanunun 108. Maddesinde cinsel suçlardan (TCK 102,103,104,105) mahkum olanlara uygulanacak tedavinin usul ve esaslarının Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği öngörülmüş, Adalet Bakanlığı’nın 26.07.2016 tarihli resmi gazetede yayımlanan yönetmeliğine göre de cinsel suçtan hükümlüler hakkında cezalarının infazı sırasında ya da koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içerisinde cinsel isteği azaltıcı ve yok edici tıbbi tedavi de dahil olmak üzere belirli yaptırımlar belirlenmiştir.

Yönetmeliğin tıbbi tedaviye tabi tutulmak başlıklı 7. maddesine göre “tedavi; tanımda belirtilen hükümlülere yönelik olmak üzere ayakta veya yatarak ilaçlı veya ilaçsız olarak yahut her iki usul ile cinsel dürtünün azaltılmasına veya denetimine yönelik tedaviler ile cinsel isteğin azaltılmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntemdir.” şeklinde açıklanmıştır. Yönetmelikte tedavi deyiminin kapsamını bu şekilde cinsel isteğin YOK EDİLMESİNE dek belirlemek, mahkuma yönetmelik ile ek bir fiziksel ceza verilmesi demektir ki bu  anayasaya aykırıdır.

Şöyle ki;

Siz bir kanun değişikliği yapıp “tedavi usul-esasları yönetmelikle belirlenecektir dedikten sonra yönetmelikte “tedavideyiminin kapsamına cinsel isteğin yok edilmesini (kimyasal hadımı) dahil ederseniz mahkuma hapis cezasının yanında ayrıca fiziksel bir ceza da uygulamış olursunuz ki cezalar Anayasaya göre ancak kanunla belirlenebilir, yönetmelikle değil, kanunda açıkça düzenlenmedikçe de kimseye ek ceza verilemez.

Herhangi bir yönetmeliğin üst hukuk normlarına (dolayısıyla anayasaya) uygun olması ZORUNLUDUR. Dolayısıyla böyle bir yükümlülük belirlenmesi halinde hükümlüler ve avukatları infaz hakimliği nezdinde buna itiraz edebilirler. İnfaz hakimi de itiraz üzerine uygulamanın tedbiren ertelenmesine ya da durdurulmasına karar verebilir. Hatta kanaatimce anayasaya aykırı olan bu yönetmeliğin İnfaz Hakimliklerince geçersiz görülerek tatbik edilmemesi gerekir.

Ülkemizde cinsel suç ne yazık ki “uygulamada” ispat yükünün yani suçsuzluğunu kanıtlama yükümlüğünün sanığa yüklendiği, yani cinsel suç işlemekle suçlanan kişinin suçsuzluğunu ispat edinceye dek suçlu sayıldığı bir suç türüdür. Dolayısıyla cinsel suçtan mahkum edilen kişinin telafisi mümkün olmayacak şekilde fiziksel yönden mağdur edilmesi sonradan aklanma şansının bulunduğu da dikkate alınırsa pek adil sayılmaz. Çünkü; cinsel suçlardan hüküm giydikten yani cezası kesinleşip cezaevine girdikten sonra dahi olağanüstü kanun yollarından yararlanarak tahliyesini sağladığımız müvekkillerimiz, CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz üzerine mahkumiyeti bozulan, CMK’nın 309 (kanun yararına bozma) veya 311. maddesinde (yargılamanın yenilenmesi) düzenlenen kanun yollarından yararlanarak neticeten daha önce mahkumiyetine karar verildiği halde beraat eden nice vatandaşımız mevcuttur.

Sonuç olarak; cinsel suçlarda adalet sistemimizin güvenilirliği ve uygulaması dikkate alındığında cinsel suçlara yönelik kimyasal hadım düzenlemesinin yönetmelikle değil, kanunla veikinci kez cinsel suçtan mahkum edilenlere(itiyadi suçlulara) yönelik belirlenmesinin hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağını düşünüyorum..

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Suçlarda Yeni Kanun Kimleri Etkileyecek?

      Kanunumuzda cinsel suçlar; TCK 102 Cinsel Saldırı, TCK 103 Çocuğun cinsel istismarı, TCK 104 Reşit olmayanla cinsel ilişki ve TCK 105 Cinsel Taciz olarak düzenlenmiştir.

      Ülkemizde cinsel suçlarla ilgili sık sık kanun değişiklikleri yapıldığı (ve yakın zamanda yine yapılacağı) için mahkemece suç tarihinden sonraki değişiklikler dikkate alınarak suç tarihindeki düzenleme ile karşılaştırılmalı, eğer mahkumiyet hükmü kurulacaksa da gerekçeli kararda hangi kanunun sanık lehine olduğu tartışılıp tespit edilmeli ve sanık lehine olan kanun uygulanmalıdır. (Eğer sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra lehe kanun değişikliği yapılmışsa bu defa yerel mahkemece uyarlama yargılaması yapılması gündeme gelecektir.)

       Lehe kanun tespitinin hiç veya gerektiği gibi yapılmadığı hallerde yerel mahkemenin bu hatalı uygulaması sanık avukatı tarafından istinaf (veya eski dosyalarda temyiz) incelemesine konu edilmeli, uyarlama yargılaması yapılması gereken hallerde ise sanık müdafii (avukatı) tarafından gerektiğinde talepte bulunularak müddetnamenin yeniden hesaplanması sağlanmalı, hükümlünün fazla ceza yatması önlenmelidir.

     Cinsel suçlarda sanığı temsil eden ceza avukatı, sanığın beraati ile sonuçlanmayan dosyalarda diğer itiraz konuları dışında suç vasfının ve ceza miktarının sanık aleyhine hatalı tespit edilip edilmediği konusunu da titizlikle irdelemelidir. Çünkü uygulamada yerel mahkemelerce sanık açısından lehe kanunun tespit edilmediği veya yanlış tespit edildiği, hatta suç vasfında hataya düşülerek sanık aleyhine fazla ceza tayin edildiği binlerce örnek vardır.

    18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı kanun ile TCK.’nın 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde ciddi değişiklikler yapılmış, cezalar ciddi miktarda artırılmış, suç kapsamları genişletilmiş ve tartışmalara yol açan TCK.’nın 102. maddesinin 6. fıkrasındaki mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hali tamamen kaldırılmıştır. Dolayısıyla kanunun önceki halinde mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmadığı tespit edildiğinde sanık lehine değerlendirilen bu hususun da değişiklik sonrasında değerlendirme dışı tutulmasına karar verilmiştir.

    Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin 26.05.2016 tarihli kararı ile TCK.’nın 103/1 maddesi iptal edilmiştir. Karar Resmi Gazetede yayınlanmasından (13.07.2016) itibaren 6 ay sonra yani 13.01.2017 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yine daha önce Anayasa Mahkemesinin TCK.’nın 103/2 maddesine yönelik iptal kararının da 11.12.2016 tarihinde yürürlüğe gireceği dikkate alınırsa yakın zamanda doğacak ciddi kanun boşluğunu önlemek açısından cinsel suçlarla ilgili  birkaç ay içerisinde kanun değişikliği yapılacaktır. Burada özellikle 12-15 yaş arasında olan ve kanunun mevcut haliyle rızalarını hukuken geçerli kabul etmediği mağdurların yeni kanunda rızalarına itibar edileceği ve 12-15 yaş aralığındaki “mağdurların rızalarının bulunduğu” olaylarda  cinsel suç sanıkları ve hükümlüleri açısından lehe düzenlemelerin yapılacağını, ceza miktarlarının düşürüleceğini tahmin ediyorum. Zira Türk Ceza Kanunu’nda bir yandan ceza sorumluluğunu sanıklar açısından 12 yaşından başlatırken diğer yandan 14 yaşındaki mağdurun rızasını geçerli saymayarak sanığı cezalandırmak çelişkilidir. (12 yaşındakinin davranışlarını cezalandırılabilir görüp 14 yaşındakinin rızasına itibar etmemek, geçerli saymamak mantığa da aykırıdır.) Diğer yandan örneğin 14 yaşını doldurmuş bir genç kızın rızasıyla cinsel yakınlık kurduğu erkek arkadaşını çocuğun cinsel istismarı suçu işlediğinden bahisle ağır şekilde cezalandırmak, yani 4 yaşında bir çocuğa karşı cinsel suç işleyen sanıkla aynı kefeye koyup aynı madde ile yargılayıp aynı cezaya çarptırmak hakkaniyete aykırıdır.

      Ülkemiz kırsalında halen imam nikahıyla evlenen 15 yaşından küçüklerin bulunduğu da düşünülürse konunun hassasiyetinin şimdiye dek fark edilmemesi ilginçtir. Kanaatimce kişilerin evlenmeleri için kanunda öngörülen yasal yaş sınırı dahi yeterli değildir. Ancak tüm suçlarda olduğu gibi cinsel suçlarda da yanlışları ağırlıkları ile orantılı şekilde cezalandırmak gerekir.

    Cinsel suçların yargılamasında dikkat edilecek onlarca kriter vardır. Eğer haksız yere cinsel suçla yargılandığınızı veya hak ettiğinizden fazla ceza aldığınızı düşünüyorsanız vakit kaybetmeden cinsel suçlara hakim bir ceza avukatı edinmeniz faydanıza olacaktır.

    Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Suçla İtham Edilme Riski Altında Doktorluk

            Doktorluk gibi zorlu ve kutsal bir mesleği yerine getiren kişinin hastasına cinsel tacizde-saldırıda bulunması, ciddi miktarda hapis cezasına mahkum edilmesi yanında mesleğini de kaybetmesine yol açacaktır. Elbette, gerçekten tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyan, aciz durumdaki bir hastanın güvenini de suistimal ederek cinsel dokunulmazlığını ihlal eden kişiye verilecek ceza ne kadar ağır olursa toplum açısından o kadar tatmin edicidir. Ancak yapılacak yargılama da, doktorun suçlu bulunması halinde uğrayacağı ağır yaptırımla orantılı şekilde son derece hassas ve adil olmalıdır. Çünkü cinsel suçların hali hazırdaki yargılama mantığı dikkate alındığında doktorların iftiraya uğrayarak cinsel suçtan mahkum edilmesinin oldukça kolay olduğunu, ciddi risk altında bulunduklarını söyleyebiliriz.

          Şöyle ki;

           Uygulamada vatandaş bir doktorun kendisini taciz ettiğini veya kendisine karşı cinsel saldırıda bulunduğunu iddia ettiğinde, ortada hiçbir somut delil bulunmasa da mahkemelerce “iffetli bir bayanın gereksiz yere iffetine zarar verecek ve kendisini küçük düşürecek şekilde sanığı suçlamasının hayatın normal akışına aykırı olduğu” şeklindeki soyut bir gerekçe doktorun mahkumiyeti, yani hayatının karartılması açısından maalesef yeterli görülmektedir.

          Yukarıda yazılanlar size saçma geliyorsa ve benzer bir durum başınıza geldiğinde ben bir şey yapmadım ki, iddianın kanıtlaması gerekmez mişeklinde düşünerek iyi bir ceza avukatı da edinmezseniz, karar verildiği zaman ne anlatmak istediğimi çok iyi idrak edeceksiniz. Yahut hatanızda ısrar edecek, cinsel suçların yargılama mantığına hakim olmayan (ekseriyetle ticari davalara ve boşanma davalarına bakan) avukatınızın, mahkumiyetinizle sonuçlanan davada ileri sürdüğü savunma dilekçesinin yalnızca başlık kısmını (yargıtay … ceza dairesine gönderilmek üzere şeklinde) değiştirerek sunduğu temyiz dilekçesine veyargıtay bu dosyayı kesin bozar”  telkinlerine itibar etmeye devam edeceksiniz. Gergin bekleyişiniz hüküm onanana kadar da devam edecek. Hüküm onandığında avukatınıza ulaşamayacaksınız, polisler sizi götürürken ulaşacak fırsatınız olmayacak veya ulaşsanız da yapacak bir şey yok cevabını alacaksınız.

         Öncelikle şunu bilin; bir problemi çözmeniz için uygulamayı bilmeniz ve ona göre davranmanız gerekir. Bireylerin sistemi, uygulamayı değiştirme gücü yoktur ve isyan etmek size hiç bir fayda sağlamayacak, aksine psikolojik ve fiziksel sağlınızı da bozacaktır. Cinsel suçların yargılamasının olması gerekenden uzak olduğunu, değişmesi gerektiğini, salt şikayetçinin soyut beyanına itibarla bir insanın hayatının mahvedilmemesi gerektiğini biz de söylüyor ve uygulamayı eleştiriyoruz. Ancak bunlar kısa zamanda düzelecek sorunlar değil ve yel değirmeniyle savaşmaktansa bugüne bakmak, sistemle uyumlu şekilde mücadele etmeye çalışmak inanın daha faydanıza olacaktır.

     Cinsel suçla itham edilmemek için doktorların alabilecekleri önlemler;  

 – Karşı cins hastalara yönelik vücut muayenesi ve özellikle genital muayene hiçbir zaman yalnız yapılmamalıdır. Doktor muayene sırasında yanında hemşire gibi bir yardımcı personeli mutlaka hazır bulundurmalıdır. 

  Özellikle alkol-uyuşturucu madde kullanımı ve psikiyatrik tıbbi öyküsü bulunan hastalara karşı tavır ve davranışlarda daha dikkatli olunmalı, hekim-hasta seviyesini aşan diyaloglarda bulunulmamalıdır.

  Hastaya ufak da olsa cinsel çağrışım yapabilecek tıbbi müdahale ve muayene öncesinde müdahalenin şekli konusunda bilgi verilip açıklanmalıdır.

     Uygulamadan bazı örnekler;

  Eğitim durumu düşük veya psikolojisi bozuk olan hasta göğüs muayenesini cinsel amaçlı algılar ve suçlamada bulunur. Doktor hakkında dava açılır.

  Alkol komasına girmiş vaziyette gelen hastanın doktor tarafından göğüs bölgesi açılarak Glasgow koma skalasında göğüs uçlarına yapılması gereken baskıyı-tıbbi müdahaleyi hasta kendine geldiğinde cinsel amaçlı algılayabilir ve suçlamada bulunur. Davada ceza avukatı edinme gereği duymayan doktora ceza verilir.

    Cinsel suç sanığı-hükümlüsü doktorların yapması gerekenler;

1) İmkanınız dahilinde edinebileceğiz en iyi ceza avukatı ile çalışın. (sitemizde yer alan ve ceza avukatı seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri belirten makalelerimizi incelemeniz faydanıza olabilir.)

2) Seçtiğiniz avukatın dava sürecindeki mesleki çalışmasını, yazılı savunmalarını, duruşmalardaki performansını, temyiz dilekçesini dikkatle inceleyin, eğer “çok iyi” bulmuyorsanız vakit kaybetmeksizin avukatınızı değiştirin, bunun için illa mahkum edilmeyi beklemeyin. Uygulamada duruşma performansına önem verilmediği, şikayetçinin ve tanıkların ifadeleri sırasında sorularla sıkıştırılarak, beyanları arasındaki çelişkilerin ortaya çıkartılamadığı, mahkumiyet halinde özellikle temyiz dilekçelerinin son derece yetersiz ve özensiz hazırlandığı, sanığın da mahkumiyeti onanıncaya dek temyiz dilekçesinde ne yazdığını bilmediği görülmektedir. Temyiz dilekçenizde yazılanların teknik olarak Yargıtay tarafından bozma gerekçesi yapılabilecek şekilde hazırlandığını, düşünebilmeniz gerekir. Aksi halde başka bir avukat edinin ve temyiz dilekçenizdeki eksiklikleri giderecek bir çalışma hazırlatarak temyiz aşamasında dosyanıza sunulmasını sağlayın.

3) Hakkınızdaki hüküm Yargıtay Özel Dairesi tarafından onansa dahi yapılabilecek bir şeyler vardır. Onama kararının tekrar incelenmesini sağlama imkanınız mevcuttur. 

Özetle; bulabileceğiniz en iyi ceza avukatı ile ve mümkün olduğu kadar erken çalışın.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Cinsel Suçlar Açısından Riskli İki Meslek Grubu; Öğretmenlik Ve Doktorluk

Bilindiği üzere TCK.’nın 102,103,104,105 maddelerinde düzenlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar 671 Sayılı KHK. kapsamına alınmamıştır. Peki cinsel suçlardan hükümlü kişilerin hepsinin gerçekte suçlu olmadığını, başka hiçbir delil olmasa da sadece şikayetçinin iddiasına itibarla bir insanın cinsel suçtan mahkumiyetine karar verilerek hayatının karartılabileceğini, özellikle öğretmenlerin ve doktorların iftiraya uğrayarak cinsel suçtan mahkum edilmesinin oldukça kolay olduğunu, ciddi risk altında bulunduklarını söylersek şaşırır mısınız?

Cinsel suçlarla ilgili ceza kanunumuzda oldukça yüksek hapis cezaları öngörülmüştür. Aynı şekilde cinsel suç işlediği iddiası ile tutuklanarak cezaevine gönderilen kişiler daha yargılanmalarına başlanmadan toplumda lekelenmekte, bir kısmı aileleri tarafından da dışlanmaktadır. Buna karşılık cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yargılaması hiç de adil ve hassas yapılmamaktadır.

Ceza hukukunda geçerli olan şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Ancak bu ilke cinsel suçlarda uygulanmamaktadır. Çünkü uygulamaya göre cinsel suçlarda masumiyet karinesi değil suçluluk karinesi mevcuttur. Yani cinsel suç işlemekle suçlanan kişi suçsuzluğunu ispat edinceye dek suçludur. İşte bu nedenle cinsel suçtan hakkında dava açılan, tutuklu veya hükümlü bulunan kişinin bu tür davalarda uzman bir ceza avukatı edinmesi hayati önem taşımaktadır. Çünkü diğer ceza davalarının aksine sanığın beraat etmesi suçsuzluğunu ispat etmesine bağlıdır. (Normalde mahkemede suçluluğu ispat edilemeyen kişi beraat eder, cinsel suçlarda ise ispat yükü yer değiştirmektedir.) Bu nedenle sanık avukatının davanın başından sonuna müvekkili lehine delil toplanmasını sağlaması, şikayetçinin ve tanıkların ifadesinin alınması sırasında mutlaka duruşmada hazır bulunup gerektiğinde sorularla çelişkili beyanlarını ortaya çıkartması, savcı aleyhe mütalaa açıklar ise gerektiğinde tevsii tahkikat talebinde bulunarak iddia makamının mütalaasını değiştirmesine çalışması, mahkemede aleyhe hüküm verilirse hükmün temyizen bozulması açısından Yargıtay Özel Dairelerinin bozma gerekçesine esas alabileceği bir temyiz dilekçesi hazırlaması gerekmektedir. (Cinsel suçtan verilen mahkumiyet onansa dahi onama kararının CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz üzerine kaldırılabilmesi, sanığın beraat edebilmesi mümkündür. Sitemizde bu konuda yakın tarihli örneklere de yer verilmiştir.)

Ne yazık ki ülkemizde avukatlıkta uzmanlaşma yoktur; yalnızca ceza davalarına bakan, cinsel suçların yargılama mantığına da hakim çok az sayıda avukat vardır. Dolayısı ile bu tür davalarda iyi bir ceza avukatının hukuki desteğinden yararlanamayan bir kişinin iftiraya uğrasa da cinsel suçtan hüküm giymesi oldukça kolaydır. Çünkü mahkemeler sanık avukatının da pasif kaldığı hallerde şikayetçinin iffetini ortaya atarak sanığı suçlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve taraflar arasında böyle bir iddiada bulunulmasını gerektirecek bir husumet bulunmadığı” gibi soyut gerekçeler ile dosyada başkaca delil bulunmasa da sıklıkla sanığın mahkumiyetine karar vermektedirler.

Öğretmenlerin cinsel istismar iftirasına uğramamak için alabileceği bazı önlemler;

  • Asla tek bir öğrenci ile sınıfta, kütüphanede v.s. yalnız kalınmamalıdır.
  • Yardım etmek amaçlı da olsa özellikle karşı cinsten öğrencilere yönelik bedensel temas içeren eylemlerden kaçınılmalı, örneğin öğrenci masaya çıktı ise öğretmen onu aşağı indirmek için belinden tutmamalı, kucağına almamalıdır.
  • Öğretmen düşük de olsa cinsel anlama gelebilme ihtimali olan en ufak bir hareketten dahi (öğrencinin yanağını okşamak gibi) kaçınmalıdır.
  • Özellikle ergenlik çağındaki kız öğrencilere karşı tavır ve davranışlarda dikkatli olunmalı, öğretmen-öğrenci seviyesini aşan diyaloglarda bulunulmamalı, samimiyet kurulmamalıdır.
  • Mümkünse okul içerisinde ve sınıflarda uzun süre kayıt yapabilen kamera sistemi kurdurulması sağlanmalıdır.

Yaşanmış olaylardan bazı örnekler;

  • Öğrenci öğretmenin dersinde başarısızdır, öğretmen öğrenci ile dalga geçmiş, sınıf içinde arkadaşlarına karşı küçük düşürmüştür veya öğrenciye şiddet uygulamış, bağırmıştır. Öğrenci öğretmenin kendisi ile özellikle uğraştığını, öğretmenin kendisine fiziksel temasta bulunduğu yönünde bir iddia ileri sürerse öğretmenin başka okula gönderileceğini, ondan kurtulacağını düşünerek iftira atabilecek bir ruh haline girer, işin ciddiyetini ve boyutunu kavrayamaz, sonradan kavrasa da artık konu mahkemeye intikal etmiştir.
  • Öğrenci öğretmene karşı hayranlık beslemektedir, arkadaşlarına öğretmenle sevgili oldukları şeklinde senaryolar uydurur, arkadaşlarından biri rehberlik öğretmenine gider durumu anlatır.
  • Öğrenci cinsel konularda annesinden, rehber öğretmeninden vs. “sözde” eğitim alır veya bir arkadaşından öğretmeninin kız öğrencilere sarkıntılık ettiği söylentisini duyar hemen ertesinde algıda seçicilik yaşayarak öğretmeninin en basit hareketini dahi cinsel yönde anlamlandırmaya başlar, abartır veya dikkat çekmek için uydurur.

Not: Cinsel suçlarla ilgili diğer detaylarla birlikte doktorlara yönelik yaşanmış bazı örnek olaylara ve alınması gereken önlemlere bir sonraki yazımda yer vermeye çalışacağım.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30

post

Fuhuş Yapmak Suç mudur?

Fuhuş yapan kişiler hakkında TCK. da bir hapis cezası öngörülmemiştir. Ancak TCK. 227. maddeye göre fuhuşa teşvik eden ve bunun yolunu kolaylaştıranlar için ciddi hapis cezaları öngörülmüştür. Yani kişinin fuhuş yapması suç değildir. Fakat örneğin fuhuş yapan kadın kendisini telefonla arayan müşterisinin isteği üzerine bir başka arkadaşını da fuhuş yapması için temin ediyorsa burada arkadaşına fuhuş için aracılık etmiş olur ve hapis cezası ile cezalandırılması söz konusudur. Yine internette kolaylıkla ulaşılabilen bir web sitesinde fuhuş yapan kadınların resim ve iletişim bilgilerini yayınlayarak onların internet üzerinden müşteri bulmasını kolaylaştıran buna aracılık eden kişiler, web sitesi sahibi ve yöneticileri TCK 227’ye göre ciddi şekilde cezalandırılabilirler. Devamı