post

Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 27.01.2011 tarihinde Sanık Y. K. ‘nın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 6 ay hapis, nitelikli hırsızlık suçundan ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edildi ise de temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 11.06.2014 tarihinde sanığın mahkumiyetlerinin onanmasına karar verdi ve hüküm kesinleşti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.07.2014 gün ve 299355 sayı ile CMK.’nın 308. Maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurarak Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması talebinde bulundu.

CMK.’nın 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 17.09.2014 tarihinde itirazı yerinde görmediğinden bahisle dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderdi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 24.05.2016 tarihinde verdiği 2016/262 K. Sayılı karar ile tanık S.G. tarafından sanığın fotoğrafı üzerinden yapılan teşhis işleminin usulsüz olduğunu ve sanık aleyhine dosyada başkaca bir delil de bulunmadığını belirleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 11.06.2014 gün ve 15899-20916 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2011 gün ve 72-36 sayılı mahkûmiyet hükmünün, atılı suçları işlediği hususunda, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verdi.

Karar üzerine sanık kesinleşmiş toplam 2 yıl 6 ay hapis cezasından dolayısıyla haksız yere hırsızlık gibi yüz kızartıcı bir suçtan sabıkalı olmaktan kurtuldu.

Uygulamada soruşturma safhasında kolluk görevlilerince tanık veya şikayetçilere yaptırılan teşhis işlemlerinin ciddi bir bölümü hukuki mevzuata uygun şekilde yapılmamaktadır. Dolayısıyla hukuka aykırı şekilde yaptırılan teşhis işlemi sanığın aleyhine değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararları da usulsüz hale gelmektedir. Bu nedenle sanıkların uygulamaya hakim bir ceza avukatından destek almaları ve dosyadaki usulsüzlüklere mahkeme huzurunda dikkat çekilmesi mağduriyetlerin daha  evvel giderilebilmesi açısından zorunludur.

Diğer yandan sanığa haksız yere verilen hapis cezası onanarak kesinleşmiş dahi olsa dosyadaki tüm hukuka aykırılıkların dile getirileceği titiz bir çalışma ile Yargıtay C. Başsavcılığı’ndan CMK. ‘nın 308. Maddesi uyarınca itiraz yetkisini kullanarak  usul ve yasaya aykırı onama kararının kaldırılmasını talep etmesi istenebilir ve yukarıdaki örnekteki gibi onama kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilebilir.

Özgürlüğünüz değerlidir.

Ekran Resmi 2015-09-30 13.45.30